MEZUNLAR FORUM

Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )


 
Reply to this topicStart new topic
> İskenderun lisesi - bir anı 1966-67
orhann
mesaj 18-11-2009 - 05:37
İleti #1





Grup: İskenderunforum Köşe Yazarı
İleti: 99
Katılım: 21-12-2007 - 10:36
Nereden: oabcxx
Üye No: 2,424
isim: orhan
meslek: serbest
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: lise



2 Fen B'nin kapısında, aritmetik dersinde birden belirdi ve dersin hocasından usulen yapmacık nezaketle müsaade isteyip okulun tümünü ilgilendiren bir konuya girecekken birden,
Sınıfın arka sıralarına bakarak,
-- Hey arkadaki ne oluyor burada? Medrese eğitimi yapılmıyor, git sakal tıraşı ol çabuk sınıfı terk et !..
Hakaretle, sınıftan kovduğu, lise 2. sınıfta olmasına rağmen Aşkarbeyli'nin yukarı muhitlerinden köy hayatı yaşayan, evli çocuk sahibi , o sınıfa göre yaşı ileri biriydi. Lise müdrünü etkileyen onun sakalından çok giyim tarzının, yakındaki kahveden gelen işsiz güçsüz takımdan biri gibi olmasıydı.

1960'lı yıllarının İskenderun lisesinde hatta bütün ülkede böyle askerlik çağına gelmesine rağmen değişik sınıflarda okuyan birçok öğrenci vardı. Kız öğrenciler de çoğunlukla köylerden şehirlere yoğun göç hayatının başladığı bu yıllarda okula geç başladıklarından, yaşları köy hayatına göre evlenme yaşlarıydı.

Bu ileri yaşta olanlarla, bizim gibi normal lise eğitim yaşında olanlar arasındaki şahsiyet farkı hemen belli oluyordu. Bizim çocukça şakalaşmalarımız devam ederken onlar kendi akranlarıyla, sonuna yaklaşılmış bir cezaevi hayatını yaşarmış gibi , okulun arka kapısına uzanan ağaçlı yolda devamlı volta atıyor halde oluyorlardı. O yılların modası şimdiki gibi çetecilik olmayıp şahsi kabadayılık olduğundan, her biri kendine göre bir yürüyüş sitiliyle ağır ağır yengeç yürüşündeydiler.

Lise mezunu olmak bile, hayatın kurtulduğu, bir devlet kapısında iş sahibi hatta mevki sahibi olunabildiğinden, burayı onlar için mecburi çekilir hale getiriyordu.

Haliyle bu karışık kadroyu yönetmek çok zordu. O yıllar, insanlarda manevi değerler önemli olduğundan, ögretmenlerin işi çok zordu. İleri yaştaki öğrencilerde oluşmuş şahsiyet, ögretmenlerdeki açıkları affetmiyordu. Bu öğrenciler için de öyleydi. Şahsiyetinden ödün veren, açık veren, adam yerne konulmayan bir davranışla karşılaşıyordu. Kızlar ne kadar saklamaya çalışşalar da kadınsı hatları belli oluyordu. Zaten çoğunluğu okurken nişanlı yada sözlüydü.

Okul çıkışı, çoğunlukla bir koku yayılmış gibi, çıkış kapısının yakınlarında kümeleşmeler olur, bu okulda göze batan büyüklerden birilerinin kavga edeceği anlamına gelirdi. Kavga çoğunlukla bir kız meselesi yada şahsi güç gösterisinden olurdu. Sığırcık sürülerin havadaki hareketleri gibi kalabalık ne tarafa gidileceği bilinilmezmiş gibi bir o yana bir bu yana sürüklenir, ortalarda bir karışıklık olur, işte o kavgadır... Bazen anlayamazsın bile. Yarına arkadaşın duyduğu detayları anlatır neler olmuş neler söylenmiştir haliyle o da işin içinde bir yakını olandan duymuştur. Artık bu kavga o dönem devam edecektir. Biri mahalleden arkadaşlarını, öbürü de okuldan destekçilerini alarak, birileri onları barıştırana kadar devam edecektir.

Müdür bu işi başarıyordu. Kendisi Hatay'ın devlet oluşunda rol oynayan Antakya'lı bilinen ailelerden birindendi. Pimpirikli, hızlı hareket eden, dere yatağına su içmeye inmiş bir kuş gibiydi. Devamlı hızlı hızlı sağına soluna bakar. Yüzündeki sahte tebessümü normal halindeyken bile yüzüne oturmuştu. Sadece sinirlendiği zaman yüz şekli kızararak değişirdi.

Örgencisi dahil, kiminle konuşursa konuşsun mutlaka bir konudur. Hatır sohbeti onun için imkansızdı. O anda öğrencisi olmayan biriyle ki iyi giyimli olması şartıyla , amir veya zengin sınıftan biri değilse çok kısa, sahte tebessüm içinde selamlaşır gibi konuşur, sonunda ceketinin düğmelerini sol eliyle tutup başını eğerek selam verir hızla uzaklaşırdı.

Amir veya zengin sınıftan biriye konuşursa sol eli devamlı ceket düğmesini kapatmakla meşğul gibi olur, başı devamlı hafif eğik ve hafif yapmacık tebessümü yüzündedir. Hanımı Yegane hanım, o da öğretmendir ve onunla uyuşabilecek yegane kişidir. Hep hazır ve ne durumda olduğunu belli etmeyen bir tavırdadır. Kısa boylu, devamlı ceket ve diz üstünde dar etek yani resmi bayan öğretmen giysisi içindedir. Karı koca okul yönetiminden daha çok, okul sahibi gibilerdi. Aslında o yıllarda önemli bir olayı olmayan, kendi ormanı gibi yönetirdi bulunduğu devlet dairesini böyle değişen ideolojik particilik yoktu. Allaha şükür şimdi bu sebeple mevkiler bir bir harmanlanıyor, başkalarına da kapılar açılıyor.

Öğretmenlerin işi daha zordu. Hem okul dışında saygı değer bir öğretmen hayatı yaşayacaksın hem bu ileri yaşlı öğrencilerini disiplin içinde tutacaksın hem de bu yönetimlerin gözüne gelecek bir şey yapmayacaksın. Yani dini kitapların yönünde gerçek bir rahip hayatı yaşayacaksın. Gençlik ateşin sönük olmalı, zaten söndüremeyenler ya terk ettiler yada hüsrana uğradılar.

Fayton Coğrafya gibi ,Gülçin hanım biyoloji gibi, Molla Hoca kalıplaşmış formül uygulaması olan fizik gibi, Seda hanım felsefe, bir diğeri mantık ya da beden dersleriyle işleri rahattı. Fakat güzel öğretmenler şehrin gündeminde davetlerinde olduğundan hareketleri hep kontrol altındaydı.

Her pazartesi İstiklal Marşı'nın açılışını cebinde bulundurduğu ufak diyapozonu titretip kulağına tutarak, la sesi alıp İstiklal Marşı'na başlayan okul müdürü, çoğu zaman öğrencilerin sesinin diyapozonun lasına uymadığını anlar başlangıcı defalarca tekrarlardı. Onun müzik öğretmeni yardımcısı mızıka sesiyle aldığı sesle başlarlar ikilemezdi.

Aritmetik ve geometrici Nazmiye hanımın işi zora gitmişti. Eskinin disipliniyle lise ikinci sınıfların birinde iyice yüklenmiş fakat kendinin de sonu olmuştu. Sınıf edebiyat sınıfı olduğundan zaten fen derslerinde başarılı olamayan öğrencilerden oluşmuştu. Nazmiye hanımın yoğun disiplini, tesadüfen bir araya gelmiş olan önderleri Mesut'un yanında ısrarla yer alan kız ve erkek karışık öğrencilerden oluşmuştu. O güne kadar şahsi baş kaldırılar olduysa da hemen ezilmiş ya da kovulmuştu. Ama bu bir sınıfın tümüydü ve hatta orta kısımlar ve lise sonuncu sınıflar dahil büyük bir sempati ve taraftarlıkla izleniyordu. İskenderun lisesi tarihinde ilk kez tüm sınıf Nazmiye hocanın dersine bir kişi hariç girmemişti. O da işin elebaşı Mesut derse tek başına girmişti. Sınıfın diğer öğrencileri, onu okuldan atmaya niyetli okul yönetimine fırsat vermemek için tek başına derse sokmuş ve okul yönetimine sinyali vermişti.

Okulun arkasında ki küçük futbol sahası okul eğitimini aşmış dışarıdan katılan amatör lisanslı futbolcularla şehrin lisanslı takımlarından daha heyacanlı maçlara sahne oluyor ve dışarıdan seyirci topluyordu.

Lise tümüyle okul eğitimini aşmış, kendi imkanlarıyla arkadaş gurupları sahil çay bahçelerinde guruplaşıp üniversite sınav pratikleri yapıyor İstanbul'dan gelen üniversite öğrencileri merakla dinleniyor taktikler alınıyordu. Yaz kış çoğu öğrenciyi elinde kitaplarla görürdün, hatta bu bazılarının aksesuarı gibi olmuştu. Düğüne bile ders kitaplarıyla ya da üniversite hazırlık soru kitapçığı ile gidenler vardı. Okumak bir fakülta bitirmek meslek sahibi olmaktan çok bir kültür sınıfında yer almak gibiydi. Derslerinden daha öteleri ülke sorunlarınıda hatta dünya sorunlarını da bilmen gerekiyordu. Çevre bunu biliyor ve onlara ne olup bittiğini soruyor bazı gerçekleri itimat ederek onlardan öğreniyordu.

Ressam ve muzik gurupları lise devlet eğitimini çoktan aşmış kendi aralarındaki guruplarla atölyeler kuruyor ve eserler veriyorlardı.

Okul müdürü her ne kadar Dr. Önal'ın kızıyla yıl sonu arya gösterisi yapsa da, bir türlü anlaşılamamış adam olarak kalmış, Nazmiye hanıma karşı ayaklanan lise ikinci sınıfın, boykot uygulamasının, okulun diğer sınıflarına da yayılacağı sinyalini alınca müfettişlere danışmak zorunda kalmıştı. Bu asabi Nazmiye hanımın itibarının sonu ve de o yıllarda İskenderunun potansiyelinde olan çevre kültürünün devlet eğitiminin ilerisinde olduğunun kanıtı olmuştu.

Bütün bu mücadeleli yılların geçtiği sınıflar, coşkuyla futbol oynanan küçük toprak saha, heyacanlı basketbolcuların beton zemini umarız hala duruyordur ve bir gün eski neşeli günlerine dönecektir. Tüm gençlerin birbirini tanımasına imkan veren kalabalık neşeli selamlaşmalar ve aşklarla dolu sahil kaldırımları da tekrar eskisi gibi yeşerecektir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
mesaj 18-11-2009 - 05:37
İleti #


Teşekkürler


Grup: Bot

Katılım: 1 Dakika önce




Go to the top of the page
 
Quote Post

Fast ReplyReply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 12-12-2017 - 11:16