iskenderun forum

Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )

İSKENDERUN'UN GÜNCEL FOTOĞRAFLARINI FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. https://www.facebook.com/iskenderunforum.com
  İskenderun Resimleri      İskenderun Genel& Sorunlar& Öneriler     İskenderun kültür,turizm

 
Reply to this topicStart new topic
> YÜZME SPORU VE KATKILARI
qarizmakral
mesaj 17-08-2007 - 22:02
İleti #1





Grup: üye
İleti: 291
Katılım: 20-04-2007 - 18:34
Nereden: iskenderun
Üye No: 906
isim: Deniz



YÜZME NEDİR?

YÜZME


Hem eğlenceli , hem serinletici hem de dinlendirici bir spor: Yüzme zihinsel ve fiziksel faydalarının yanında diğer bazı kara sporlarını yapmayı kısıtlayıcı fiziksel sınırlamaları olan kişilerinde kolayca yapabileceği bir spor.

Yüzme deyince hemen aklınıza olimpik bir havuzda yüzen profesyonel yüzücüler gelmesin. Uygun bir çalışma programı ve bazı temel teknikleri öğrenerek vücut dayanıklılığınızı kaslarınızın kuvvetini ve esnekliğini arttırabilirsiniz.

Avantajları:

· Dayanıklılık ve esnekliğinizi geliştirir.

· Adalelerinizi geliştirir ve denge sağlar. Birçok profesyonel ve amatör sporcusu egzersizleri yaparlar.

· Kalbi güçlendirir.

· Fiziksel görünümünüzü değiştirir.

· Dolaşımı düzenler.Varis gibi hastalıklarda faydalıdır.

· Kilo kontrolünü sağlar.

· Stres ve gerilimi azaltır.

· Eklem iltihabı gibi hastalıklarda eklemleri ve bağları daha az zorladığından önerilen egzersiz tipidir.

· Haftada 3 gün yüzme önerilir. 1 saat yüzme ortalama 500 kalori harcatır.

· Enerji verir.

· Kas güçsüzlüklerini tedavi eder.

· Şişmanlarda, hamilelerde ve hareketsiz kişilerde özellikle yararlıdır. Çünkü suda yapılacak egzersizler eklemleri ve bağları daha az zorlamaktadır. Sudaki vücut ağırlığı karadakinin 10 misli azalır.Suda yapılan rehabilitasyonun fizik tedavinin etkin bir formu olduğu kanıtlanmıştır.

SUDA EGZERSİZ TİPLERİ:

· Suda yürüyüş veya koşu. Bel seviyesine kadar girilen suda yapılan yürüyüş veya koşu karada yapılandan 2 kat daha fazla dirence karşı yapıldığından iyi bir aerobik egzersizdir. Üstelik karada yapılan çalışmalarda oluşabilecek kazalar ve yaralanmalar suda % 90 oranında azalmaktadır.




· Boyun seviyesindeki suda 20 dk veya daha uzun süreyle yapılacak , bütün vücudu çalıştıran ritmik aerobik hareketleri kalp damar sistemini güçlendirmektedir.Su içinde yapılacak pedal çevirme hareketi ve kolları açıp kapama hareketi faydalı olacaktır.




· Krawl ya da serbest yüzebiliyorsanız 100 metre yüzme ile işe başlayın. 25 er metrelik 4 tur ile 100 metreyi tamamlayın ve tur aralarında 1 er dakika dinlenin. Daha sonra bu turları kademeli olarak arttırarak 20 dakika hiç durmadan yüzmeyi hedefleyin.

YÜZMENİN TARİHİ

İnsanoğlunun yüzme ile tanışmasının tarihi tam olarak bilinmiyor. Çünkü yüzme ile spor olarak değil yaşam için ihtiyaç olarak tanışan insanoğlunun, M.Ö. 9000 yıllarında yüzdüğü Libya´da bulunan tarihi bir mağaranın duvarındaki resminden anlaşılıyor. Büyük İskender´in ve Julius Sezar´ın dönemlerinde iyi birer yüzücü olduğu tahmin edilirken Plato´nun ´yüzemeyenler eğitimde zayıf kalırlar´ dediği biliniyor.

Japonların ise 2000 yıl önce yüzme yarışları yaptıkları iddia edilirken bu sporu 1830´lu yıllarda ilk İngilizler modernize ettiler. İlk modern olimpiyatta yarışmacılar yüzme stili açısından serbest bırakılırken zamanla stiller arası yarışmalara dönülmüş ve yüzme son şeklini küçük oynamalar dışında 1956 yılında almıştır.

Günümüzde, genel olarak suyun kaldırma kuvvetinden yararlanarak, el ve ayakların çırpılması yoluyla vücudun su içinde ilerletilmesine dayanan su sporuna yüzme denir. Kule ve tramplenden havuza estetik bir hareketle girmeye atlama, havuz içinde iki takımın belirli kurallar içinde mücadele etmesine sutopu denir. Birden fazla kadın yüzücünün su içinde müzik eşliğinde yaptıkları hareketlerden oluşan gösteri sporuna "senkronize yüzme" denir.

DÜNYADA YÜZME

Yüzmenin tarihi insanlık tarihi kadar eskilere dayanır. Eski Mısır, Sümer ve Hititlerde yüzmenin pek çok çeşidinin bilindiği ve uygulandığı ortaya bilinir. Eski Roma ve Yunan uygarlıklarında ise yüzme askeri eğitimle birlikte temel eğitimin bir parçası olarak uygulandı. Eski Yunan´da yüzme yarışları düzenleniyor, Romalı´larda hamamlardan ayrı olarak yüzme havuzu yaptırıyorlardı. Japonlarda ise krallık yüzme eğitimini okullarda zorunlu kıldı. Suyun bir çok canlı için doğal yaşam çevresi olması ve yaşamın suda başladığı düşünüldüğünde,bilinen en eski çağlardan beri insanların suyla ilgilenmesi,yüzme ve banyo amaçları ile suyla ilişkide olmaktan zevk alması ve bu davranışlarına ilişkin bir kültür oluşturmuş olmasına hayret edilmemelidir.

Hintlilerin dini amaçla oluşturdukları su kültürünün M.Ö.3000 yıllarına kadar uzandığı biliniyorsa da su ile ilgili yaşam biçimi kültürüne ilişkin en iyi korunmuş yapı örnekleri Ege uygarlılarına aittir.Bunun yanında Libya çölünde Sori vadisindeki mağara duvarlarından kazılarak elde edilen resimlerin incelenerek,bugün ki kurbağalama stilindeki yüzüş şeklinin aynısı olduğu gözlenmiştir.Eski devirlere ait çok sayıda yüzme resimleri,yazılar ve hikayelere rastlarız.Pers Atina ve Isparta uygarlıklarının ve kabartma resimlerinin küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilme yoluna gidildiği yapılan araştırma ve kazılar sonunda öğrenilmiştir.Ayrıca Yunanlılar küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilmesini aile reislerine zorunlu kılmışlardır.Büyüyen çocuklar hem sağlıklı oluyorlar hem de askere alınınca orduya büyük fayda sağlıyorlardı.

Yüzme 19.yy´da sistemli yarışlar şeklini almaya başladı. İlk açık hava yavuzu 1828´de Liverpool´da yapılırken, ilk uluslararası yarışma 1837´de Londra´da yapıldı. 1875´de İngiliz Mathew Webbe, Manş Denizi´ni kurbağalama stili ile yüzerek geçti. 1896 yılında kurulan Londra Metropolitan Yüzme Kulübü, daha sonra Amatör Yüzme Birliği´ne dönüştü.

ABD´de yüzmenin örgütlü bir spora dönüşmesi 1888´de Amatör Spor Birliği´nin kurulması ile gerçekleşti. 1896 yılındaki modern olimpiyatların ilkinde yüzme sporu da yer aldı. Önceleri sadece erkeklerin katıldığı yarışlara 1912´de ilk kez kadın yüzücüler de alındı. 1909 yılında Londra´da Uluslararası Amatör Yüzme Federasyonu (FINA) kuruldu. FINA´dan önce yüzme yarışları sportif olmaktan çok uzaktı. 200 metre engelli yarışları bir direğe tırmanmayı, bir dizi kayağın üstünden geçtikten sonra, altından yüzmeyi içeriyordu.

Senkronize yüzme diğer adıyla su balesi, 1800´lü yılların sonunda ortaya çıkmış olmasına rağmen uzun yıllar sirk ve panayırlarda gösteri şeklinde sunuldu. 1952 yılında FINA tarafından tanınarak aynı yıl Helsinki Olimpiyatları´nda "gösteri sporu" olarak yer aldı. 1973´te ilk kez Senkronize Yüzme Dünya Şampiyonası yapıldı. 1984te Olimpiyat programına dahil edildi.

Atlamalarda, bale estetiği, cimnastik estetiği ve yüzme estetiği bir arada bulunur. Atlama yarışları ilk olarak 19.yy´da Avrupa´da ortaya çıkmıştır. İlk resmi atlama yarışmaları 186´da Almanya, 1889´da İngiltere´de yapılmıştır. 20.yy. başında cimnastik ve yüzme birleştirilerek modern atlama spor oluşmuş, 1952´de Olimpiyatlara alınmıştır.Tramplen ve Kule olma üzere iki daldan oluşur

İNSANLAR NEDEN YÜZMELİDİR?

Yüzme sporu, su içerisinde yatay durumda yapılan bir spordur. Vücut ağırlığı iskelet sistemine dik olmadığından, ağırlık yönünden bir etkisi bulunmadığı için iskelet bozuklukları gibi arızalara rastlanmaz. Bu yüzden ilerlemiş ülkelerde, bu spora küçük yaşlarda başlanmaktadır. Bu spor kalp, akciğer kapasitelerini üst düzeyde geliştirmektedir. İnsan vücudu bir makine gibi, iş yaptığı sürece enerji tüketir. İnsan makinesinde yaşamı sürdürebilmesi için gereksinilen sürekli enerji havadan alınan oksijenin akciğerler yoluyla kana geçmesi, kalp yoluyla dokulara pompalanması ve dokudaki besi maddelerinin bu oksijenle yakılması sonucu elde edilir.

SPOR YAPMAK İSTEYEN KİŞİLERE ÖNERİLER

Spor yapmaya karar veren kişilerin ilk etapta aşırı hevesleri söz konusu olmaktadır, bu yüzden bilinçsizce aşırı yüklenmeler sonucu sakatlanabilirler. Çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkabilir. SAĞLIK İÇİN SPOR, mutlaka sağlıklı bir uygulama olmalıdır.

Sağlıklı yaşam ve spor bir yarışma değildir. O yüzden yüzme programını uygularken ne kendinizle ne de bir başkası ile yarış halinde olmayın. Önce gücünüzün yettiği bir uygulama düzeyinden başlayın. Gücünüz geliştikçe ve sabırlı oldukça, kendi gücünüzün maksimumuna ulaşacaksınız. Bu düzeye ulaştıktan sonra elde ettiğiniz konumu korumaya çalışmak gerekmektedir.

YÜZMENİN VÜCUDA YARARLARI

Düzenli olarak yapılan egzersizin insan sağlığına olumlu katkıları vardır. Düzenli bir şekilde egzersiz yapanlarda sigara ve alkol içme alışkanlığı ve aşırı şişmanlık oldukça az görülür. Gençliğinde ve hamileliğinde spor yapan anne adaylarının ölü ve erken doğumlar görülmez. Uygun bir şekilde yapılan spor, tüm yaş gruplarındaki insanlara olumlu katkılar sağlar.

Yapılan fiziki aktivite ile kalp atım volümü artar, kalp atım sayısı azalır. Egzersiz sonucu kaslardaki kan akımı ve mitokondriyal enzimlerin salınımı artar. Fiziksel aktivite yapan bir kas, aktif olmayan bir kasa oranla daha fazla yağ ve daha az glikojen tüketir. Sonuç olarak, kalp ve beyin damarlarının tıkanmasının ana nedeni olan aterosklerozisin artmasına neden olan yüksek yoğunluklu lipoproteinlerde azalma olur.

Klinik pratiğinde egzersiz bazı hastalıkların ve hastalıklara uygulanan tedavilerin değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Solunum yollarında daralma olan hastanın tedavi verdiği yanıt yüzme ile değerlendirilebilir.

Egzersiz yapanlarda kalp krizi geçirme oranının egzersiz yapmayanlara oranla yarı yarıya düşük olduğunu kanıtlanmıştır. Çalışmalar egzersizin kalp kasının oksijen gereksinimini azalttığını, kandaki yağların değiştirdiğini ve böylece kalp krizi geçirme oranını azalttığını gösteriyor.

Egzersizin şeker hastalarının tedavisinde de yeri vardır. Fiziksel aktiviteyle insüline duyarlılık artmakta ve şeker hastasının daha az insülin gereksinimi olmaktadır. Özellikle hastalığın başlangıç aşamasında olan şeker hastalarının tedavisinde, egzersiz önemli bir yer tutar.

Egzersizin aşırı şişmanlığın kontrolünde de önemli yeri vardır. Beden ağırlığının kontrol altında tutulmasında iyi bir diyetin yanı sıra, düzenli egzersiz yapmanın da önemli katkıları olmaktadır.

EGZERSİZİN OLUMSUZ ETKİLERİ VAR MIDIR?

Yeri geldiğinde egzersizin de olumsuz yönleri vardır. Özellikle düzenli egzersiz yapılıp, birden bırakıldığında veya yaşımıza vücudumuza uygun egzersiz yapmadığımızda da mutlaka zarar görme ihtimalimiz yüksektir.

YÜZME ÖNCESİ VE YÜZME SONRASI BESLENME DURUMU NASIL OLMALIDIR?

Yemeğin üzerinden en az iki saat geçmeden çalışma yapılmamalıdır. Yemekten sonra yaklaşık bir buçuk saat kan beyin ve kalpten uzaklaşır. Herhangi bir kalp sorunu olanlar için yemek üstüne çalışma yapılması tehlikeli olabilmektedir. Bu tehlikeli durumlar kalp sorunu olmayanlarda da gözükebilmektedir. Yalız şunu unutmamak lazım. “Yemek” dediğimiz, bir lokma bir şey demek değildir. Az ve sulu besinler (içecekler, karbonhidratlar) yenildiğinde iki saat beklemeye gerek yoktur.

Aç karnına çalışmanın hiç bir zararı olmaz. Sabah çalışmalarında başlangıçtan 10-15 dk önce meyve suları içilebilir.

Çalışmalar esnasında vücudun su gereksinimini karşılamak çok önemlidir. Ter yoluyla ve diğer yollarla yitirilen su, karşılanmazsa baş ağrısı bitkinlik, genel bir isteksizlik gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu bakımdan susadıkça yeterince su veya egzersiz esnasında bir yudum şeklinde içilebilir.

Egzersiz anında çok fazla su içilmesi midede gereksiz şişlik ve performansı bozucu rahatsızlık yapabilir.

Egzersizden hemen sonra çok aşırı soğuk şeyler içilmemelidir. Terle kaybedilen tuz, yeterli beslenme ile yerine konulabilir. Aşırı sıcakta ve çok su kayıplarında tuzlu şeylerin yenilip içilmesi yeterli değilse, tuz tabletleri ile takviye yapılmalıdır.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
mesaj 17-08-2007 - 22:02
İleti #


Teşekkürler


Grup: Bot

Katılım: 1 Dakika önce




Go to the top of the page
 
Quote Post
qarizmakral
mesaj 28-08-2007 - 18:35
İleti #2





Grup: üye
İleti: 291
Katılım: 20-04-2007 - 18:34
Nereden: iskenderun
Üye No: 906
isim: Deniz



YÜZME SPORU VE KATKILARI


Temel sporlardan biri olarak ele alınan yüzme sporu en kolay uygulanabilecek bir spor dalıdır. Gelişen yaşam koşulları yürüyüş yapacak ortamlar bulmanın kolaylığı kadar yaz ve kış yüzme olanağı bulunabilen havuzlar ortaya çıkarmıştır. Belli bir düzende spor yapmak isteyenlerin yüzme sporuna daha rahat zaman ayırmaları kolaylaşmıştır.

Yüzme sporu ile uğraşanların spor ilk başladıkları günden itibaren fiziksel gelişimleri önemli farklılıklar gösterecektir. Bu gelişmeler onun tüm yaşantısına etki edecek gelişmelerdir.

Yüzme sporu beden gelişiminin temel sporlarından biridir. Tüm vücut kaslarının kullanıldığı sporlardandır. Su direncine karşı yapılan bir spor olması nedeniyle kas kuvvetine ve genel dirence önemli katkılarda bulunmaktadır.

Spor belli bir yaşam disiplini verir. Bu yaşam disiplinini en iyi sağlayan sporlardan biri yüzme sporudur. Erken yaşlarda başlama olanağı olan birkaç spordan biri olması ve insan doğasına uygunluğu nedeniyle yüzme sporu bu disiplini sağlar. İnsan doğasının en kolay uyum sağladığı spor dalı olması çok ileri yaşlara kadar uygulanabilecek spor olmasını sağlar. Yürümek kadar doğal ve kolay bir spordur.

Sporda saldırganlığı azaltan ve yarış ortamında çok çalışanın başarılı olması doğasını kabul ettiren bir spordur. Çalışmayan başarılı olamaz ve daha çok çalışanın başarısını alkışlamak gerekir. Ondan daha başarılı olmak için ondan daha fazla alışmak gerekliliğini kabul etmek gerekir.

Birey olarak kendine güveni ve başarabileceklerini önceden görmeyi sağlar. Düzenli çalışmalar yüzme sporunda nerelere gelinebileceğini ve kişinin sınırlarını ne kadar zorlayabileceğini ortaya koyar.

Başarılı olmak onu korumayı ve daha çok çalışmayı, başarısız olmak ise yapılan hataları gözden geçirip ders alarak eksiklikleri gidermeyi ve yeniden çalışmayı gerektirir. Yüzme sporu bu yaşam anlayışının en iyi yaşandığı ortamdır.

Bağışıklık sistemini uyarması ve metabolizmanın düzenli çalışmasını sağlaması kişileri hastalıklardan korumaya yönelik önemli katkılar sağlar. Kuzey ülkelerinde yaşayanlar soğuk ortamlarda dirençlerini arttırmak için soğuk sulara girmek alışkanlığı kazanmışlardır. Bu davranış onların dolaşım sistemlerinde de düzenleyici etkiler yapmaktadır. Damar hastalıklarını görülme sıklığını azaltır.

Spor amaçlı yüzme sporu ile uğraşmak için haftada iki ya da üç gün yüzme sporuna bir saat zaman ayırmak yeterlidir. Bu süre karada yapılacak çalışma öncesi gerdirme egzersizleri ile geliştirilebilir. Yüzme sporunda belli bir mesafenin yüzülmesi hedeflenerek çalışmalara başlanmalı ancak nefes alış veriş tekniği ve yüzme sitillerinin buna uyumu için eğitim alınmalıdır. Temel yüzme eğitimi almayan kişilerin yüzme mesafesi uzadıkça yorulmaları daha çabuk olacaktır. Su ile uyum içinde yapılan bir yüzme sporu hem ruhsal dinginlik hem de beden gelişimi sağlayacaktır. Su direncine karşı yanlış hareketler ise kişinin çabuk yorulmasına ve bu spora fazla devam edememesine neden olacaktır.

Yüzme sporu bu sporla aktif uğraşanlar kadar sağlık için spor anlayışıyla çalışanlarında düzenli ve sürekli uygulamasına gerek duyan bir spordur. Öğrenmenin yaşı yoktur. İnsan doğası suda batmamayı ve hareket edebilmeyi bilir. Bisiklete binmek gibi dengeye dayanan bir davranıştır. Çalışmalarla geliştirilir, doğru hareketlerin yapılması ile hız ve direnç kazanılır. Korku sadece yaşanan deneyimlerden kaynaklanır ve doğru hareketlerin öğrenilmesi ile kolayca üstesinden gelinir.

Suda terleme olmasına karşın su ortamında vücuttan uzaklaşması kolaydır.Yüzme sporu yapılan ortamın genel temizlik kurallarına dikkat edilirse en temiz spor olma özelliği taşır. Çamur, toz ve vücut kirleri bu spor için var olmayan kavramlardır. Bir bone ile saçların toplanması ve suya dökülmesinin önlenmesi, suya girmeden önce duş alınarak deri üstünde var olan deri döküntülerinin uzaklaştırılması kullanılan ortamın temizliğine katkı sağlayacaktır.

Yüzme sporu çok küçük yaşlarda başlanabilen ve çok ileri yaşlara kadar sürdürülebilen, sağlıklı zamanlarda yapılabildiği gibi sakatlık iyileşmelerine de katkısı olabilen, engelli insanların kolaylıkla yapabileceği bir temel spordur. Sağlık ve spor kavramlarının yan yana olduğu tek spordur.

YÜZMENİN TARİHÇESİ

Yüzme sporunda, Türklerin daha Orta Asya'dan göç etmeden oradaki nehirlerde ve göllerde yüzdükleri, bilinen bir gerçektir. Londra'daki British Museum' da bulunan bir kabartmada, Uygur Türkleri' nin bugünkü kulaç sitilini bildikleri görülmektedir Asur-Babiller' in de yüzme sporuyla uğraştıklarına ilişkin belgeler vardır. M.Ö. VIII. yüzyıla ait olduğu sanılan bir Asur kabartmasında, düşman oklarından kaçan Asur savaşçılarının yüzerek karşı kıyıya çıktıkları görülmektedir. Öte yandan Hun Türklerinin de yüzme ve kürek sporları yaptıkları tarihi belgelerde görülmektedir.

Osmanlı kültüründe özellikle İstanbul ve İzmir olmak üzere bazı büyük şehirlerimizin kıyılarında kurulan ahşap deniz hamamlarının yüzme sporunun sevilip, yerleşmesinde önemli rolü olmuştur. Kıyılarda denizlere çakılan ağaç kazıkların arasına tahta perdeler çakarak yapılan tahta havuzlarda yaz aylarında İstanbul ve İzmir halkı yüzme sporu yapmaktaydı.

Yüzme tekniği olarak "Hazret-i Adem sitili" de denilen köpekleme yüzme uygulamaları Anadolu’ da başlamıştır. Kulaç sitiline geçiş "Karadeniz Kulacı" denilen ve kolu dirsekten bükmeden ileri doğru sert hareketle atmaya dayanan uygulamalarla başlamıştır. Bu stilde yüzen bir yüzücünün göğsünün su hizasına kadar çıktığı görülür .Karadeniz'in dalgalı ve çırpıntılı deniziyle mücadelede etkili olan bu stil bu nedenle "Karadeniz Kulacı" adıyla anılmıştır. Yine buna benzeyen ancak daha sert ve çabuk kulaç şekli kullanılan yüzme tekniğine de "Devri Mahmudiye Kulacı" denilmekteydi. Bu kulaç şeklinin,.Sultan Mahmud zamanında donanmanın yeniden ıslahı yapılırken denizcilerin de özel bir eğitime tabi tutulmaları sırasında ortaya çıkarıldığı ve donanmada öğretildiği bilinir.

İlk Türk tahta havuzlarına " Deniz Hamamı" adı verilmiştir. İstanbul'un en gözde deniz hamamları Kadıköy, Moda ve Boğaziçi kıyılarındaydı. Ayrıca Boğazdaki yalıların bazılarında da özel deniz hamamları vardır. İlk Türk yüzücülerin in bu deniz hamamlarında çalıştıkları bilinir. İstanbul'da olduğu gibi İzmir'deki deniz hamamları da İzmir'de yüzme sporunun doğup gelişmesinde önemli rol oynamıştı. Karşıyaka, Güzelyalı ve Alsancak kordonlarında var olan İzmir deniz hamamları bilinir.

Türkiye'de modern anlamda yüzme sporuna ilk adımın 1973 yılında Galatasaray Sultaniyesi' nde atıldığı görülür. Okulun Fransa'dan gelen Beden Eğitimi Öğretmeni M. Moiroux, aynı zamanda iyi bir yüzücü olduğundan Galatasaray Sultaniyesi öğrencilerine beden eğitimi deslerinde yüzmeyi de öğretmiştir. Ayrıca Heybeliada'daki Mekteb-i Fünun-ı Bahriye'nin (Deniz Harp Okulu) iç yönetmenliğinin 19. Maddesinde, okulun her öğrencisinin denize girmek ve yüzme öğrenmekle mükellef bulunduğu kesinlikle belirtilmekteydi.

Evliya Çelebi'nin Seyehatnamesi'nden Kağıthane şenliklerinde yüzme yarışlarının yapıldığı anlaşılmaktadır.Ayrıca Osmanlı Donanmasındaki leventlerinde çok iyi yüzme bildikleri saptanmıştır.

1900' lü yılların başlarında İstanbul'da bulunan yabancı uyruklular, kendi aralarında yüzme yarışları düzenlemeye başladılar. Bu tür yarışlara zaman zaman Türk gençleri de katılıyorlardı. Yüzme sporuna ilk yer veren kulüp Fenerbahçe olurken, onu Galatasaray izledi. 1922'de Moda-Kınalıada, Fenerbahçe-Kınalıada, Büyükada-Fenerbahçe arasında uzun mesafe yarışları düzenlendi.

Türkiye' de ilk düzenli yarış, 15 Eylül 1923' te Büyükada'da yapıldı. Aynı yıllarda kurulan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı, yüzmenin daha disiplinli olarak yapılmasını sağladı. 1931'de Ekrem Rüştü Akömer'in çabaları ile Türkiye'de ilk yüzme havuzu olan, 25x50 m boyutlarındaki İstanbul Büyükdere Yüzme Havuzu açıldı. Aynı dönemde, İzmir Karşıyaka spor kulübü de yüzme şubesi açtı. Büyükdere Havuzu'nda G.Saray ile başlayan yüzme çalışmaları F.Bahçe, Ortaköy, Vefa, Beykoz kulüplerinin de eklenmesiyle yaygınlaştı.

Amatör Yüzme Federasyonu FINA (Federation İnternationale de Natation uygunsuz kelime) kurulmasından önce olimpiyatlarda yer alan yüzme yarışları sportif olmaktan çok uzaktı. 200 metre engelli yüzme yarışları, bir direğe tırmanmayı ve bir dizi kayığın üstünden geçtikten sonra, bu kayıkların altlarından yüzerek geçmeyi içeriyordu. Diğer yarışlar ise, su altında en uzun mesafe yüzme, 4000 m yüzme gibi yarışlardı. FINA' nın kurulmasıyla birlikte, bu türden yarışlar kaldırılarak, yarışlarda FINA yönetmeliği esas alındı. Bu yönetmelikte yarış mesafelerinin metre cinsinden ölçülmesine karar verilerek yarışma stilleri de serbest , sırtüstü, kurbağalama ve kelebek olarak belirlendi. Türkiye kulüpleri de buna uygun eğitim ve yarışlar düzenlemeye başladılar.

Yüzücülerimiz, ilk uluslar arası karşılaşmaya 1934' te o dönemin Sovyetler Birliği' nde katıldı. Türkiye’ de ilk yarış ise 1937' de Moda' da yapıldı. Aynı yıl yüzme yarışları Denizcilik Federasyonu' na bağlandı. 1942 yılında Ortaköy'de inşa edilen ilk modern yüzme havuzu açıldı. "Lido" ismiyle açılan bu havuzun ölçüleri 33x15 m olup havuzun bir tarafı daha sığdı. Türk yüzme sporunda başlayan yeni dönem, 1943 yılında İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü'nün kurulmasıyla sürdü. İYİK çalışmalarına 1943'ten 1961'e dek Ortaköy'deki Lido Havuzu'nda devam ettikten sonra, kendi tesislerine taşındı. 10 Ağustos 1954'te, 16 saat 50 dakika süren zorlu bir mücadeleyi tamamlayan Murat Güler, Manş Denizi' ni geçen ilk Türk yüzücü oldu.

1931-1932 yıllarında bayanlar arası yüzme yarışları başlamıştır. Avrupa' da doğup büyüyen Leyla Asım Turgut hanım anavatana döndükten sonra bu sporu sürdürmek istemiş ve Fenerbahçe kulübüne girmişti. Onun tek başına başlattığı bayanlar yüzme spor çalışmaları yeni bayan yüzücülerin katılımıyla genişlemiştir. Bunda Atatürk'ün o yıllarda Türk kadınlarına tanıdığı büyük hakların da önemli etkisi bulunmaktaydı. 1960' lı yıllarda Gülşen Koşkun, Roksan Okan, Nilgün Sökmen, Sevgi Duru ve Lahe Kohen yüzme havuzlarında yıldızlaştılar. 1980 yılında İzmir' de yapılan İslam Oyunları Sebla Tanık 100 metre serbestte, Elif Ünsal 200 metre serbestte, Yakut Alca 100 metre kelebek , 200 metre serbest ve 200 metre karışıkta, Şehnaz Uslu 200 metre sırtüstüde, Memduha Alpdoğan 400 metre serbestte ve 800 metre serbestte; Yasemin Savran 400 metre karışıkta Türkiye'ye 11 altın madalya kazandırdılar

Yüzme sporu, 1957'de Denizcilik Federasyonu'ndan ayrılarak, Rıza Salih Saray başkanlığında bağımsız bir federasyona kavuştu. 1970'li yıllarda inşa edilen açık ve kapalı yüzme havuzlarının hizmete girmesi ve miniklere yöneltilen altyapı çalışmaları Türk yüzme sporu açısından olumlu sonuçlar vermeye başladı. 1971 yılında İzmir' de yapılan Akdeniz Oyunlarında Türkiye 15 erkek ve 10 bayan yüzücü 15 sutopucu ve 6 atlayıcı ile yer aldı. Akdeniz Oyunları İzmir de yüzme sporuna karşı duyulan sevginin ve ilginin bir kat daha büyümesine yol açtı.

Ersin Aydın'ın Anamur-Girne arasında açık denizde yüzmesini Murat Özüak' ın Balkan Şampiyonaları'nda ilk altın madalyayı kazandırması ve Sabri Özün' ün Balkan Şampiyonluğu izledi. 1978 Dünya Okullar Oyunları'nda Zafer Atamer altın madalyaya ulaştı.

Şubat 1994'te Dünya Yüzme Federasyonu (FINA)' nun, mayıs ayında ise Avrupa Yüzme, Atlama, Sutopu ve Senkronize Birliği'nin yönetim kurulu toplantıları Türkiye'de yapıldı. Toplantıda Federasyon Başkanı Haluk Toygarlı yönetim kurulu üyeliğine seçildi


Dr. Ali Rıza Altay ( İzmir İl Sağlık Müdürlüğü



Go to the top of the page
 
+Quote Post
zülfiye
mesaj 10-09-2015 - 14:42
İleti #3





Grup: üye
İleti: 1
Katılım: 10-09-2015 - 14:18
Üye No: 8,236



QUOTE(qarizmakral @ 17-08-2007 - 22:02 ) *
YÜZME NEDİR?

YÜZME


Hem eğlenceli , hem serinletici hem de dinlendirici bir spor: Yüzme zihinsel ve fiziksel faydalarının yanında diğer bazı kara sporlarını yapmayı kısıtlayıcı fiziksel sınırlamaları olan kişilerinde kolayca yapabileceği bir spor.

Yüzme deyince hemen aklınıza olimpik bir havuzda yüzen profesyonel yüzücüler gelmesin. Uygun bir çalışma programı ve bazı temel teknikleri öğrenerek vücut dayanıklılığınızı kaslarınızın kuvvetini ve esnekliğini arttırabilirsiniz.

Avantajları:

· Dayanıklılık ve esnekliğinizi geliştirir.

· Adalelerinizi geliştirir ve denge sağlar. Birçok profesyonel ve amatör sporcusu egzersizleri yaparlar.

· Kalbi güçlendirir.

· Fiziksel görünümünüzü değiştirir.

· Dolaşımı düzenler.Varis gibi hastalıklarda faydalıdır.

· Kilo kontrolünü sağlar.

· Stres ve gerilimi azaltır.

· Eklem iltihabı gibi hastalıklarda eklemleri ve bağları daha az zorladığından önerilen egzersiz tipidir.

· Haftada 3 gün yüzme önerilir. 1 saat yüzme ortalama 500 kalori harcatır.

· Enerji verir.

· Kas güçsüzlüklerini tedavi eder.

· Şişmanlarda, hamilelerde ve hareketsiz kişilerde özellikle yararlıdır. Çünkü suda yapılacak egzersizler eklemleri ve bağları daha az zorlamaktadır. Sudaki vücut ağırlığı karadakinin 10 misli azalır.Suda yapılan rehabilitasyonun fizik tedavinin etkin bir formu olduğu kanıtlanmıştır.

SUDA EGZERSİZ TİPLERİ:

· Suda yürüyüş veya koşu. Bel seviyesine kadar girilen suda yapılan yürüyüş veya koşu karada yapılandan 2 kat daha fazla dirence karşı yapıldığından iyi bir aerobik egzersizdir. Üstelik karada yapılan çalışmalarda oluşabilecek kazalar ve yaralanmalar suda % 90 oranında azalmaktadır.
· Boyun seviyesindeki suda 20 dk veya daha uzun süreyle yapılacak , bütün vücudu çalıştıran ritmik aerobik hareketleri kalp damar sistemini güçlendirmektedir.Su içinde yapılacak pedal çevirme hareketi ve kolları açıp kapama hareketi faydalı olacaktır.
· Krawl ya da serbest yüzebiliyorsanız 100 metre yüzme ile işe başlayın. 25 er metrelik 4 tur ile 100 metreyi tamamlayın ve tur aralarında 1 er dakika dinlenin. Daha sonra bu turları kademeli olarak arttırarak 20 dakika hiç durmadan yüzmeyi hedefleyin.

YÜZMENİN TARİHİ

İnsanoğlunun yüzme ile tanışmasının tarihi tam olarak bilinmiyor. Çünkü yüzme ile spor olarak değil yaşam için ihtiyaç olarak tanışan insanoğlunun, M.Ö. 9000 yıllarında yüzdüğü Libya´da bulunan tarihi bir mağaranın duvarındaki resminden anlaşılıyor. Büyük İskender´in ve Julius Sezar´ın dönemlerinde iyi birer yüzücü olduğu tahmin edilirken Plato´nun ´yüzemeyenler eğitimde zayıf kalırlar´ dediği biliniyor.

Japonların ise 2000 yıl önce yüzme yarışları yaptıkları iddia edilirken bu sporu 1830´lu yıllarda ilk İngilizler modernize ettiler. İlk modern olimpiyatta yarışmacılar yüzme stili açısından serbest bırakılırken zamanla stiller arası yarışmalara dönülmüş ve yüzme son şeklini küçük oynamalar dışında 1956 yılında almıştır.

Günümüzde, genel olarak suyun kaldırma kuvvetinden yararlanarak, el ve ayakların çırpılması yoluyla vücudun su içinde ilerletilmesine dayanan su sporuna yüzme denir. Kule ve tramplenden havuza estetik bir hareketle girmeye atlama, havuz içinde iki takımın belirli kurallar içinde mücadele etmesine sutopu denir. Birden fazla kadın yüzücünün su içinde müzik eşliğinde yaptıkları hareketlerden oluşan gösteri sporuna "senkronize yüzme" denir.

DÜNYADA YÜZME

Yüzmenin tarihi insanlık tarihi kadar eskilere dayanır. Eski Mısır, Sümer ve Hititlerde yüzmenin pek çok çeşidinin bilindiği ve uygulandığı ortaya bilinir. Eski Roma ve Yunan uygarlıklarında ise yüzme askeri eğitimle birlikte temel eğitimin bir parçası olarak uygulandı. Eski Yunan´da yüzme yarışları düzenleniyor, Romalı´larda hamamlardan ayrı olarak yüzme havuzu yaptırıyorlardı. Japonlarda ise krallık yüzme eğitimini okullarda zorunlu kıldı. Suyun bir çok canlı için doğal yaşam çevresi olması ve yaşamın suda başladığı düşünüldüğünde,bilinen en eski çağlardan beri insanların suyla ilgilenmesi,yüzme ve banyo amaçları ile suyla ilişkide olmaktan zevk alması ve bu davranışlarına ilişkin bir kültür oluşturmuş olmasına hayret edilmemelidir.

Hintlilerin dini amaçla oluşturdukları su kültürünün M.Ö.3000 yıllarına kadar uzandığı biliniyorsa da su ile ilgili yaşam biçimi kültürüne ilişkin en iyi korunmuş yapı örnekleri Ege uygarlılarına aittir.Bunun yanında Libya çölünde Sori vadisindeki mağara duvarlarından kazılarak elde edilen resimlerin incelenerek,bugün ki kurbağalama stilindeki yüzüş şeklinin aynısı olduğu gözlenmiştir.Eski devirlere ait çok sayıda yüzme resimleri,yazılar ve hikayelere rastlarız.Pers Atina ve Isparta uygarlıklarının ve kabartma resimlerinin küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilme yoluna gidildiği yapılan araştırma ve kazılar sonunda öğrenilmiştir.Ayrıca Yunanlılar küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilmesini aile reislerine zorunlu kılmışlardır.Büyüyen çocuklar hem sağlıklı oluyorlar hem de askere alınınca orduya büyük fayda sağlıyorlardı.

Yüzme 19.yy´da sistemli yarışlar şeklini almaya başladı. İlk açık hava yavuzu 1828´de Liverpool´da yapılırken, ilk uluslararası yarışma 1837´de Londra´da yapıldı. 1875´de İngiliz Mathew Webbe, Manş Denizi´ni kurbağalama stili ile yüzerek geçti. 1896 yılında kurulan Londra Metropolitan Yüzme Kulübü, daha sonra Amatör Yüzme Birliği´ne dönüştü.

ABD´de yüzmenin örgütlü bir spora dönüşmesi 1888´de Amatör Spor Birliği´nin kurulması ile gerçekleşti. 1896 yılındaki modern olimpiyatların ilkinde yüzme sporu da yer aldı. Önceleri sadece erkeklerin katıldığı yarışlara 1912´de ilk kez kadın yüzücüler de alındı. 1909 yılında Londra´da Uluslararası Amatör Yüzme Federasyonu (FINA) kuruldu. FINA´dan önce yüzme yarışları sportif olmaktan çok uzaktı. 200 metre engelli yarışları bir direğe tırmanmayı, bir dizi kayağın üstünden geçtikten sonra, altından yüzmeyi içeriyordu.

Senkronize yüzme diğer adıyla su balesi, 1800´lü yılların sonunda ortaya çıkmış olmasına rağmen uzun yıllar sirk ve panayırlarda gösteri şeklinde sunuldu. 1952 yılında FINA tarafından tanınarak aynı yıl Helsinki Olimpiyatları´nda "gösteri sporu" olarak yer aldı. 1973´te ilk kez Senkronize Yüzme Dünya Şampiyonası yapıldı. 1984te Olimpiyat programına dahil edildi.

Atlamalarda, bale estetiği, cimnastik estetiği ve yüzme estetiği bir arada bulunur. Atlama yarışları ilk olarak 19.yy´da Avrupa´da ortaya çıkmıştır. İlk resmi atlama yarışmaları 186´da Almanya, 1889´da İngiltere´de yapılmıştır. 20.yy. başında cimnastik ve yüzme birleştirilerek modern atlama spor oluşmuş, 1952´de Olimpiyatlara alınmıştır.Tramplen ve Kule olma üzere iki daldan oluşur

İNSANLAR NEDEN YÜZMELİDİR?

Yüzme sporu, su içerisinde yatay durumda yapılan bir spordur. Vücut ağırlığı iskelet sistemine dik olmadığından, ağırlık yönünden bir etkisi bulunmadığı için iskelet bozuklukları gibi arızalara rastlanmaz. Bu yüzden ilerlemiş ülkelerde, bu spora küçük yaşlarda başlanmaktadır. Bu spor kalp, akciğer kapasitelerini üst düzeyde geliştirmektedir. İnsan vücudu bir makine gibi, iş yaptığı sürece enerji tüketir. İnsan makinesinde yaşamı sürdürebilmesi için gereksinilen sürekli enerji havadan alınan oksijenin akciğerler yoluyla kana geçmesi, kalp yoluyla dokulara pompalanması ve dokudaki besi maddelerinin bu oksijenle yakılması sonucu elde edilir.

SPOR YAPMAK İSTEYEN KİŞİLERE ÖNERİLER

Spor yapmaya karar veren kişilerin ilk etapta aşırı hevesleri söz konusu olmaktadır, bu yüzden bilinçsizce aşırı yüklenmeler sonucu sakatlanabilirler. Çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkabilir. SAĞLIK İÇİN SPOR, mutlaka sağlıklı bir uygulama olmalıdır.

Sağlıklı yaşam ve spor bir yarışma değildir. O yüzden yüzme programını uygularken ne kendinizle ne de bir başkası ile yarış halinde olmayın. Önce gücünüzün yettiği bir uygulama düzeyinden başlayın. Gücünüz geliştikçe ve sabırlı oldukça, kendi gücünüzün maksimumuna ulaşacaksınız. Bu düzeye ulaştıktan sonra elde ettiğiniz konumu korumaya çalışmak gerekmektedir.

YÜZMENİN VÜCUDA YARARLARI

Düzenli olarak yapılan egzersizin insan sağlığına olumlu katkıları vardır. Düzenli bir şekilde egzersiz yapanlarda sigara ve alkol içme alışkanlığı ve aşırı şişmanlık oldukça az görülür. Gençliğinde ve hamileliğinde spor yapan anne adaylarının ölü ve erken doğumlar görülmez. Uygun bir şekilde yapılan spor, tüm yaş gruplarındaki insanlara olumlu katkılar sağlar.

Yapılan fiziki aktivite ile kalp atım volümü artar, kalp atım sayısı azalır. Egzersiz sonucu kaslardaki kan akımı ve mitokondriyal enzimlerin salınımı artar. Fiziksel aktivite yapan bir kas, aktif olmayan bir kasa oranla daha fazla yağ ve daha az glikojen tüketir. Sonuç olarak, kalp ve beyin damarlarının tıkanmasının ana nedeni olan aterosklerozisin artmasına neden olan yüksek yoğunluklu lipoproteinlerde azalma olur.

Klinik pratiğinde egzersiz bazı hastalıkların ve hastalıklara uygulanan tedavilerin değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Solunum yollarında daralma olan hastanın tedavi verdiği yanıt yüzme ile değerlendirilebilir.

Egzersiz yapanlarda kalp krizi geçirme oranının egzersiz yapmayanlara oranla yarı yarıya düşük olduğunu kanıtlanmıştır. Çalışmalar egzersizin kalp kasının oksijen gereksinimini azalttığını, kandaki yağların değiştirdiğini ve böylece kalp krizi geçirme oranını azalttığını gösteriyor.

Egzersizin şeker hastalarının tedavisinde de yeri vardır. Fiziksel aktiviteyle insüline duyarlılık artmakta ve şeker hastasının daha az insülin gereksinimi olmaktadır. Özellikle hastalığın başlangıç aşamasında olan şeker hastalarının tedavisinde, egzersiz önemli bir yer tutar.

Egzersizin aşırı şişmanlığın kontrolünde de önemli yeri vardır. Beden ağırlığının kontrol altında tutulmasında iyi bir diyetin yanı sıra, düzenli egzersiz yapmanın da önemli katkıları olmaktadır.

EGZERSİZİN OLUMSUZ ETKİLERİ VAR MIDIR?

Yeri geldiğinde egzersizin de olumsuz yönleri vardır. Özellikle düzenli egzersiz yapılıp, birden bırakıldığında veya yaşımıza vücudumuza uygun egzersiz yapmadığımızda da mutlaka zarar görme ihtimalimiz yüksektir.

YÜZME ÖNCESİ VE YÜZME SONRASI BESLENME DURUMU NASIL OLMALIDIR?

Yemeğin üzerinden en az iki saat geçmeden çalışma yapılmamalıdır. Yemekten sonra yaklaşık bir buçuk saat kan beyin ve kalpten uzaklaşır. Herhangi bir kalp sorunu olanlar için yemek üstüne çalışma yapılması tehlikeli olabilmektedir. Bu tehlikeli durumlar kalp sorunu olmayanlarda da gözükebilmektedir. Yalız şunu unutmamak lazım. “Yemek” dediğimiz, bir lokma bir şey demek değildir. Az ve sulu besinler (içecekler, karbonhidratlar) yenildiğinde iki saat beklemeye gerek yoktur.

Aç karnına çalışmanın hiç bir zararı olmaz. Sabah çalışmalarında başlangıçtan 10-15 dk önce meyve suları içilebilir.

Çalışmalar esnasında vücudun su gereksinimini karşılamak çok önemlidir. Ter yoluyla ve diğer yollarla yitirilen su, karşılanmazsa baş ağrısı bitkinlik, genel bir isteksizlik gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu bakımdan susadıkça yeterince su veya egzersiz esnasında bir yudum şeklinde içilebilir.

Egzersiz anında çok fazla su içilmesi midede gereksiz şişlik ve performansı bozucu rahatsızlık yapabilir.

Egzersizden hemen sonra çok aşırı soğuk şeyler içilmemelidir. Terle kaybedilen tuz, yeterli beslenme ile yerine konulabilir. Aşırı sıcakta ve çok su kayıplarında tuzlu şeylerin yenilip içilmesi yeterli değilse, tuz tabletleri ile takviye yapılmalıdır.

Go to the top of the page
 
+Quote Post

Fast ReplyReply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 29-03-2017 - 20:05