iskenderun forum

Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )

İSKENDERUN'UN GÜNCEL FOTOĞRAFLARINI FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. https://www.facebook.com/iskenderunforum.com
  İskenderun Resimleri      İskenderun Genel& Sorunlar& Öneriler     İskenderun kültür,turizm


  Cevapla BİR BAŞKA DÜNYA: HATAY
İsminizi Girin
Kodu onaylayın

Güvenlik kodu doğrulama. resimdeki sarı kutunun içindeki 6 haneli kodlamayı dikkatlice giriniz. Eğer kodu okuyamıyorsanız, resime tıklayıp yeni bir tane oluşturunuz.Büyük harf kullanınız. Genelde O harfi çıkmaz. O harfi yerine sıfır kodunu yazınız.
Resim yükleniyor

Mesaj Seçenekleri
 Mimikler Açık?
Mesaj İkonları
(resim yüklediyseniz resimli ikonu işaretleyiniz)
                                
                                
  [ Kullanma ]
 


Son 10 İleti [ Sondan Başa Doğru ]
kemal düz Gönderildi 31-03-2017 - 17:45
  BİR BAŞKA DÜNYA: HATAY


Hatay kökenli, tecrübeli bir kitapçılık ve yayıncılık geleneğinden gelen Kemal Düz, bu ilk kitabında, memleketimizin en güneyiyle en doğusu arasında bulunan ve bu yönüyle sayısız tarihî, kültürel ve turistik (gezilmeye layık) değer barındırmak suretiyle yerelini evrensele taşımış bulunan Hatay’ı temel alan ve kendi yapmacık değil tamamen doğal hissiyatından damıttığı yazılarla yediden yetmişe her yaşın okuruna farklı ve özgün bir okuma serüveni vaad ediyor.

Tadımlık ama bir o kadar da doyumluk Hatay hatıralarını da içine alan eser, Hatay’a dair pek çok sır perdesini aralayarak onu birinci elden tanımamızı ve sevmemizi sağlıyor.

Kemal Düz, bununla da yetinmiyor, kitabın sonuna eklediği tam 28 adet seçme ve değme kaynak eserle çalışmasını pekiştirerek okuru zengin ve ufuk açıcı bir okuma uğraşına davet ve teşvik ediyor.

Yaklaşık 160 sayfalık tematik (konulu) eseri; Hatay yeme-içme kültürü, Hatay tarih ve coğrafyası ve yazarın şahsî Hatay ilk gençlik ve yayıncılık geçmişini içeren hatıratı olmak üzere üç ayrı ama aynı zamanda biri birine bağlı bölüme ayırabiliriz.

Hatay mutfağından ülkemizin geneline ve hatta bütün dünyaya yayılan yeme-içme kültürü, yıllarını Hatay’a hasretmiş bir fahrî Hataylının kaleminde de hayat buluyor ve bizi yakın komşu Suriye’nin tesiriyle vücut bulmuş ‘falafel’lerden alıp bir ekmek türü olan rukak ya da türkçesiyle pita (pide)’ya götürüyor, sıcak güneyin sıcak baharatıyla gönüllerimizi ısıtıyor.

Hatay tarih ve coğrafyasına gelince; bu kısımda Selahattin Ülkümen gibi stratejik diplomatlarımızdan Refik Halid Karay gibi sayılı edebiyat adamlarımıza kadar geniş bir eser yelpazesinden faydalanılıyor. Yazarın şahsî seyahatlarinden derlenmiş yol izleklerini içine alan ve kelimenin tam mânâsıyla ‘gezi’ yazıları ise Hatay coğrafyasını cömert ve etraflı bir sûrette gözlerimizin önüne seriyor. Buna ek olarak, maktûl Cumhuriyet öğretmenlerinden Ziya Ünsel’in inci gibi satırları da bu gezi yazılarına ayrı bir lezzet ve çeşni katıyor.

İçeriğindeki hemen hemen her yazının bir kişiye ithaf edilmiş olmasıyla özgün bir hüviyete sahip olan kitabın üçüncü ve en kapsamlı bölümünü oluşturan hatırat’ kısmı ise yazarın merhum kardeşi Mehmet Düz ile Hatay’da senelerce omuz omuza ve bir kader ortaklığıyla yürütmüş olduğu kitap perakendeciliği ve yayıncılığı anılarını ihtiva ediyor. Hatay’ın, bir kartopu iken yuvarlana yuvarlana bir çığa dönüşen kapitalizme yenik düşüp iflas eden, kitapçıları, Kemal Düz ve Mehmet Düz’ün önce iyi bir yere getirdikleri ama daha sonra değişen şartların aman vermezliğine dayanamayarak kapatmış oldukları Ferda Kitabevi’, dağıtım ağına kapılıp heder olan dergiler, bültenler esere hüzünlü bir dördüncü boyut ilâve ediyor. Bunlardan başka, Hatay’lı meşhur sinema oyuncusu Cem Erman da unutulmuyor ve kendisine sinema âleminde bugüne değin ifşa edilmemiş taptaze hatıralarıyla, 9 sayfa tahsis ediliyor.

Kitabı elinize alıp da okumaya başlamadan önce bilmeniz gereken en önemli şey; eserin Hatay’ı şöyle-böyle araştırmış, onun hakkında bir-iki kitap karıştırmış, Hatay’a geçerken şöyle bir uğramış rasgele bir Hatay hayranı ve hatta Hatay’lı değil de, Hatay’ı bizzat içine sindirmiş, yalnız bedenen değil, aynı zamanda ruhen Hatay’lı bir kimsenin kaleminden çıkmış olmasıdır. Bunu somut olarak idrak edebilmek için eseri başından sonuna değin okuyup bitirmekten başka bir seçenek görünmüyor. Yazan: Ömer Öztürk


"Dört yıl öğrenciliğin ardından 23 yıl boyunca büyük bir onurla, üniformasını şerefle taşıdığımız şanlı ordumuzun bir ferdi olarak, 2001 yılında emekli oldum. Yaşantımız boyunca; bulunduğumuz her yerde, görev yaptığımız her noktada 'kalıcı güzel izler" bırakmak gibi amaç edindik hep. Ulu önder Atatürk'ün 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.' sözünü kendimize ilke edindik. Atatürkçü çizgiden hiç sapmadık. Her canlı; doğar, büyür ve ölür. Nitelikli insan; çevresine bilinç katar, bilimin ışığında, geleceğin dünyasına katkı sunar. Memleketimize, Hatay'a, İskenderun'a borcumuzu tam olarak ödediğimizi düşünmüyoruz. Bu toprakların sokaklarında adım attık, çocuklarımızı okuttuk, ekmeğini yedik, havasını soluduk. Hiçbir yerde bu kadar çok süre de yaşamadık. Bir şekilde 'Hataylı' olarak kabul ettik kendimizi. İskenderun'un kültürüne, iklimine, toprağına alıştık. Bu topraklarda yaşayan bir insanın yeni bir yere taşınması, orada yaşaması, uyum sağlaması, anlatılanlardan ve gerçeklerden anlaşılıyor ki; oldukça zor. Ne yazık ki, hayatın gerçeğini değiştirmek gibi bir güce de sahip değiliz." [age, ss. 59-60].


YALNIZ BİR ŞAMAN: ŞAM

"Kadim şehir Şam. Resmen doğal ve açık bir müze. Her yer tarih; taşı toprağı, güneşi, suyu. Aldığımız nefes tarih kokuyor; toprağından tarih çıkıyor. Gizli ilimler yurdu. Nüfusu 6 milyon. Öncelikle, Hz. Muhammed'in torunu, Hz. Ali'nin kızı Hz. Zeynep türbesi ve Camiini ziyaret ettik. Kavurucu havaya rağmen insanlar, özellikle bayanlar akın akın türbeye,camiye girip çıkıyorlar. Sıcak hava, uzun süre kalmamızı engelledi. Her taraf insan doluydu ve serin ve gölge bir yer yoktu. 

"Türbe ziyareti sonrası, Osmanlı Valisi Hamdi Paşa tarafından 1870'te başlanan ve 1873'te tamamlanan Hamidiye Çarşısı'na gittik. Burası kapalı bir çarşı ve çok kalabalık. Yürümekte ve alışveriş etmekte çok zorlandık. Aynen İstanbul'daki Kapalıçarşı'yı andırıyor. Çarşının bitiminde Emevi Camii var. Camiyi gezip gördükten sonra, tekrar çarşı içinden geriye döndük." [age, ss. 95--6].

kemal düz, bir başka dünya hatay, 1. baskı, hatay keşif yayınları, ocak 2017, istanbul.
Tüm başlığı incele (yeni pencerede açılır)

Basit Görünüm Tarih: 26-05-2017 - 02:46