iskenderun forum

Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )

İSKENDERUN'UN GÜNCEL FOTOĞRAFLARINI FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. https://www.facebook.com/iskenderunforum.com
  İskenderun Resimleri      İskenderun Genel& Sorunlar& Öneriler     İskenderun kültür,turizm

  Cevapla Pavyonlardan bir kız Reyhan..
İsminizi Girin
Kodu onaylayın

Güvenlik kodu doğrulama. resimdeki sarı kutunun içindeki 6 haneli kodlamayı dikkatlice giriniz. Eğer kodu okuyamıyorsanız, resime tıklayıp yeni bir tane oluşturunuz.Büyük harf kullanınız. Genelde O harfi çıkmaz. O harfi yerine sıfır kodunu yazınız.
Resim yükleniyor

 • resim eklemek için tıkla


Mesaj Seçenekleri
 Mimikler Açık?
Mesaj İkonları
(resim yüklediyseniz resimli ikonu işaretleyiniz)
                                
                                
  [ Kullanma ]
 


Son 10 İleti [ Sondan Başa Doğru ]
-kadir- Gönderildi 15-12-2018 - 03:27
  İlkay diye bi kız vardı üniversite öğrencisi ne hatundu be :)Nerde ne yapar bilen hatırlayan varmı?
-kadir- Gönderildi 15-12-2018 - 03:26
 
QUOTE(orhann @ 04-11-2012 - 00:37 ) *
Eski İskenderun gece hayatından biri Reyhan..

pavyon hayatını canlandıran bir resim.





Reyhan, “Pigal bar” ın kapısına yaklaştığında , köşede, Murat 124 ler dizili, Seraç taksinin , durakta beklerken sohbet eden taksi Şöförlerinin, saygılı selamlarına karşılık Verdi.

Kırk yaşına yaklaşmış ve Pavyon gece hayatının verdiği yorgunluk yüzüne yansımaya başlamıştı. Açıkçası tecrübeli bir Konsumatris olduğu belliydi. Devamlı, güzel omuzlarını açıkta bırakan, dizinin az üzerine uzanan Siyah, İpek hissi veren elbiseleri tercih ederdi. Bu ona ağırbaşlı ve olgun bir hava veriyordu. Yüksek ve ince topuklu ayakabılar her Konsumatrisin vazgeçilmeziydi.

Geniş kalçalılar,acılar içinde, yüksek topuklara dayanırdı. Fakat onun narin ve zayıf vücudu için tatlı bir aksesuardılar. Arkasından toplayıp ördüğü ve sağ omuzundan öne sarkıttığı esmer koyu renkli saçları, açık buğday teniyle tam bir uyum içindeydi.

Aslında yapısı gerçekten öyleydi. Taksi duraklarındakilerin bile selam verişlerinde saygı boşuna değildi. Etrafındaki her hizmet verene kazandırmayı severdi. Toprak ağaları, Müteahhitler ve Tüccarlar için gecehayatı artık günlük yaşamın bir parçası olmuştu.

Onlar pavyonlara yeni düşmüşleri ve Program yapan Türkücüler veya Hafif Türk müziği sanatcısı pozlarında olanları tercih ederlerdi. Sesi ve kendi güzel bir Pavyon ses sanatcısı ile ilişkide olmanın şehirde bir havası vardı.

Daha yeni bitlenmeye başlayan iş adamları, Tüccarlar ve Esnaftan bu sevdaya kapılıp, bir Pavyon kadını uğruna, aile hayatını ve iş hayatını kaybedenler sayısızdı.

Bu düşüncelerin dalgınlığı ile Rengarenk neon ışıklarla Gökkuşağı şekli verilen “Pigal bar” a girdi. Yaz geceleri için erken olan saat onikiye yaklaşmıştı, Şimdiki Belediye sarayının yerindeki arsada, yanyana derme çatma kulübelerden kurulu “Pigal ve hemen yanında Rita barlar aynı yerleşimdeydiler.

Ortada geniş çaplı daire bir beton dans pisti, tam ortasında koyu yeşil bir daireyle ve çevresindeki ince sarı şeritle nerdeyse tam bir hedef tahtası gibi olmuştu. Belliki bu sistem, sahneyi kullanan sanatcılara, yerini uyarıyordu.

Pigal bar, yaz aylarında canlı çalıştığından ve üzerinde bulunduğu arsanın ne olacağı belli olmadığından her yıl son yılmış gibi, giriş hariç geri kalanı ucuz geçiştirdiği, sahne hariç, çay bahçelerinin tahta masa sandelyeleri, ince çakıl zemine dizilmişti.

Müzisyenlerin sahnesinin yan tarafında, gerili ipe dizili çok sayıda lamba ile aydınlatılan ve önünde birkaç yüksek sandalye olan bar olmasa , nerdeyse mahalle düğünü meydanına benzeyecekti.

Reyhan, içeri girdiğinde, yaz sıcağına önlem olarak, çamura dönüştürmeden yerler hafifçe sulanmış, ıslak toprak kokusu hafifce hissediliyordu.

Ana giriş kapısı, barın hemen yanından ve müzisyenlerin tezgahıyla bir bütünlük oluşturduğundan, bütün masaların yönü o yanaydı. Kapıdan giren müşteri, pavyonların devamcılarından değilse, bir şaşkınlık geçiriyor, kendine çeki düzen verip, gizli ve hızlı bakışlarla etrafta tanıdık varmı yada herkes onamı bakıyor, kontrolu yapıyordu.

Aslında masalara dağınık ikişerli, üçerli oturan , konsumatris kızlar, hızlı ve umursamazmış gibi hızlı bakışlarla, mahalle düğünlerinde koca arayan genç kızlar gibi hızla, gelenleri baştanaşağı süzüyorlar ve not veriyorlardı..

Bazen gözgöze gelen konsumatrislerden biri, diğerine ne düşünüyorsun anlamındaki bakışına, bunlardan bir şey çıkmazcasına, dudak bükerek savuyordu.

Güneyde rağbette olan sarışınlar ve batı anadoludan gelenler aynı masadaydılar, Reyhan duruma hakim olabilmek için, bara yaklaştı ve yüksek taburelerden birine oturdu.

Hafta arası ve az sayıda müşteri ve henüz hiçbir Masada “Konsumasyon” yoktu. Garsonlar aralarında sobete dalmış, sadece bir enstrüman görevde ve diğer müzisyenler, masalarda dağınık olan gizli sevgilileri ile, sıradan sohbette gibi, fısıldaşıyorlardı.

Garsonların, müzisyenlerin, dışardaki taksicilerin hatta pavyona tamire gelen elektriçii ve tesisatcıların bile pavyonlarda gizli sevgilileri vardı. Durumları ne kadar uygun olsada bunu açıkca uygulayamaz ve herkesle paylaşamazdı. O kızlar bir sermayeydi, nice düzen onlara harcanan paralarla dönüyordu.

Bu alemde yazılı olmayan fakat herkesin bilmesi gereken kanunlar vardı. Bu maddi çıkarlara veya işleyen düzeni bozmaya aykırı hareketlerin cezalandırıcıları vardı.

Kasap Mithat, Sütcü, Aşkar, Yorgancı bu alemin isimleriydi, etraflarında ne civan kelleciler vardıki, onlara söylenmeden anlayan ve kelle koparanlar vardı. Konsumatrislerden birisinin bilinen sevgilisi olmak ve istediği zaman onla beraber olmak sadece onların harcıydı..

Onlar için her zaman, önden bir masa boşta bırakılır, ne olur ne olmaz, aniden oranın Raconcusu geliverir. Onlardan biri geldiği zaman hemen masalarda bir canlanma olur ve kızlarda bu canlılık, müşteriden daha fazla koparmak icraatına dönüşür..

Korkuları, gördüklerinin yanında hiç bir şeydir, kimler bu masalarda, erkeklik gösterisinde bulunmuş ve yerlerde sürüklenmiştir. Nice kızlar “haya damarları” kırılıncaya kadar, acımasız tecavüze uğramış, dayak yemiş ve tecrit edilmiştir.

Ne kadar, kötü yolun Kadınları olarak görülselerde, gözlerinden içlerine giden derinlikte, acı ve hayal kırıklığı, yokolmuşluğun çalkantıları okunur.
Reyhan, gecenin ilerleyen saatleriyle, çoğalan masalara ve onla uyumlu canlanan müzikle, elinde hafif alkollü içeceğiyle, görmeden baktığı, dalgın noktadan uyandı.

Artık gece başlamıştı, kendi çapına uygun bir Masaya uzaktan gülümseyerek, kadehini uzattı, bir tebessümle karşılık bulan davet ve pistin ortasında otarafa doğru, dans eder gibi sallanarak yürüdü…

Yarın artık yeni, sıcak, uykulu, terli bir İskenderun yaz günü olacaktı..!

orhann Gönderildi 04-11-2012 - 00:37
  Eski İskenderun gece hayatından biri Reyhan..

pavyon hayatını canlandıran bir resim.





Reyhan, “Pigal bar” ın kapısına yaklaştığında , köşede, Murat 124 ler dizili, Seraç taksinin , durakta beklerken sohbet eden taksi Şöförlerinin, saygılı selamlarına karşılık Verdi.

Kırk yaşına yaklaşmış ve Pavyon gece hayatının verdiği yorgunluk yüzüne yansımaya başlamıştı. Açıkçası tecrübeli bir Konsumatris olduğu belliydi. Devamlı, güzel omuzlarını açıkta bırakan, dizinin az üzerine uzanan Siyah, İpek hissi veren elbiseleri tercih ederdi. Bu ona ağırbaşlı ve olgun bir hava veriyordu. Yüksek ve ince topuklu ayakabılar her Konsumatrisin vazgeçilmeziydi.

Geniş kalçalılar,acılar içinde, yüksek topuklara dayanırdı. Fakat onun narin ve zayıf vücudu için tatlı bir aksesuardılar. Arkasından toplayıp ördüğü ve sağ omuzundan öne sarkıttığı esmer koyu renkli saçları, açık buğday teniyle tam bir uyum içindeydi.

Aslında yapısı gerçekten öyleydi. Taksi duraklarındakilerin bile selam verişlerinde saygı boşuna değildi. Etrafındaki her hizmet verene kazandırmayı severdi. Toprak ağaları, Müteahhitler ve Tüccarlar için gecehayatı artık günlük yaşamın bir parçası olmuştu.

Onlar pavyonlara yeni düşmüşleri ve Program yapan Türkücüler veya Hafif Türk müziği sanatcısı pozlarında olanları tercih ederlerdi. Sesi ve kendi güzel bir Pavyon ses sanatcısı ile ilişkide olmanın şehirde bir havası vardı.

Daha yeni bitlenmeye başlayan iş adamları, Tüccarlar ve Esnaftan bu sevdaya kapılıp, bir Pavyon kadını uğruna, aile hayatını ve iş hayatını kaybedenler sayısızdı.

Bu düşüncelerin dalgınlığı ile Rengarenk neon ışıklarla Gökkuşağı şekli verilen “Pigal bar” a girdi. Yaz geceleri için erken olan saat onikiye yaklaşmıştı, Şimdiki Belediye sarayının yerindeki arsada, yanyana derme çatma kulübelerden kurulu “Pigal ve hemen yanında Rita barlar aynı yerleşimdeydiler.

Ortada geniş çaplı daire bir beton dans pisti, tam ortasında koyu yeşil bir daireyle ve çevresindeki ince sarı şeritle nerdeyse tam bir hedef tahtası gibi olmuştu. Belliki bu sistem, sahneyi kullanan sanatcılara, yerini uyarıyordu.

Pigal bar, yaz aylarında canlı çalıştığından ve üzerinde bulunduğu arsanın ne olacağı belli olmadığından her yıl son yılmış gibi, giriş hariç geri kalanı ucuz geçiştirdiği, sahne hariç, çay bahçelerinin tahta masa sandelyeleri, ince çakıl zemine dizilmişti.

Müzisyenlerin sahnesinin yan tarafında, gerili ipe dizili çok sayıda lamba ile aydınlatılan ve önünde birkaç yüksek sandalye olan bar olmasa , nerdeyse mahalle düğünü meydanına benzeyecekti.

Reyhan, içeri girdiğinde, yaz sıcağına önlem olarak, çamura dönüştürmeden yerler hafifçe sulanmış, ıslak toprak kokusu hafifce hissediliyordu.

Ana giriş kapısı, barın hemen yanından ve müzisyenlerin tezgahıyla bir bütünlük oluşturduğundan, bütün masaların yönü o yanaydı. Kapıdan giren müşteri, pavyonların devamcılarından değilse, bir şaşkınlık geçiriyor, kendine çeki düzen verip, gizli ve hızlı bakışlarla etrafta tanıdık varmı yada herkes onamı bakıyor, kontrolu yapıyordu.

Aslında masalara dağınık ikişerli, üçerli oturan , konsumatris kızlar, hızlı ve umursamazmış gibi hızlı bakışlarla, mahalle düğünlerinde koca arayan genç kızlar gibi hızla, gelenleri baştanaşağı süzüyorlar ve not veriyorlardı..

Bazen gözgöze gelen konsumatrislerden biri, diğerine ne düşünüyorsun anlamındaki bakışına, bunlardan bir şey çıkmazcasına, dudak bükerek savuyordu.

Güneyde rağbette olan sarışınlar ve batı anadoludan gelenler aynı masadaydılar, Reyhan duruma hakim olabilmek için, bara yaklaştı ve yüksek taburelerden birine oturdu.

Hafta arası ve az sayıda müşteri ve henüz hiçbir Masada “Konsumasyon” yoktu. Garsonlar aralarında sobete dalmış, sadece bir enstrüman görevde ve diğer müzisyenler, masalarda dağınık olan gizli sevgilileri ile, sıradan sohbette gibi, fısıldaşıyorlardı.

Garsonların, müzisyenlerin, dışardaki taksicilerin hatta pavyona tamire gelen elektriçii ve tesisatcıların bile pavyonlarda gizli sevgilileri vardı. Durumları ne kadar uygun olsada bunu açıkca uygulayamaz ve herkesle paylaşamazdı. O kızlar bir sermayeydi, nice düzen onlara harcanan paralarla dönüyordu.

Bu alemde yazılı olmayan fakat herkesin bilmesi gereken kanunlar vardı. Bu maddi çıkarlara veya işleyen düzeni bozmaya aykırı hareketlerin cezalandırıcıları vardı.

Kasap Mithat, Sütcü, Aşkar, Yorgancı bu alemin isimleriydi, etraflarında ne civan kelleciler vardıki, onlara söylenmeden anlayan ve kelle koparanlar vardı. Konsumatrislerden birisinin bilinen sevgilisi olmak ve istediği zaman onla beraber olmak sadece onların harcıydı..

Onlar için her zaman, önden bir masa boşta bırakılır, ne olur ne olmaz, aniden oranın Raconcusu geliverir. Onlardan biri geldiği zaman hemen masalarda bir canlanma olur ve kızlarda bu canlılık, müşteriden daha fazla koparmak icraatına dönüşür..

Korkuları, gördüklerinin yanında hiç bir şeydir, kimler bu masalarda, erkeklik gösterisinde bulunmuş ve yerlerde sürüklenmiştir. Nice kızlar “haya damarları” kırılıncaya kadar, acımasız tecavüze uğramış, dayak yemiş ve tecrit edilmiştir.

Ne kadar, kötü yolun Kadınları olarak görülselerde, gözlerinden içlerine giden derinlikte, acı ve hayal kırıklığı, yokolmuşluğun çalkantıları okunur.
Reyhan, gecenin ilerleyen saatleriyle, çoğalan masalara ve onla uyumlu canlanan müzikle, elinde hafif alkollü içeceğiyle, görmeden baktığı, dalgın noktadan uyandı.

Artık gece başlamıştı, kendi çapına uygun bir Masaya uzaktan gülümseyerek, kadehini uzattı, bir tebessümle karşılık bulan davet ve pistin ortasında otarafa doğru, dans eder gibi sallanarak yürüdü…

Yarın artık yeni, sıcak, uykulu, terli bir İskenderun yaz günü olacaktı..!
Tüm başlığı incele (yeni pencerede açılır)

Basit Görünüm Tarih: 22-07-2019 - 22:17