iskenderun forum

Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )

İSKENDERUN'UN GÜNCEL FOTOĞRAFLARINI FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. https://www.facebook.com/iskenderunforum.com
  İskenderun Resimleri      İskenderun Genel& Sorunlar& Öneriler     İskenderun kültür,turizm

 
Reply to this topicStart new topic
> Heyacanı azalan Milli ve Şahsi Bayramlar..
orhann
mesaj 13-03-2013 - 17:28
İleti #1





Grup: İskenderunforum Köşe Yazarı
İleti: 94
Katılım: 21-12-2007 - 10:36
Nereden: oabcxx
Üye No: 2,424
isim: orhan
meslek: serbest
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: lise



Milli bayramlar gibi heyacanı azalan yaşamlar..

Barboros ilk okulu Müdür M.Kanat rahmetli Kazım kanatın babası, Uğur Kaya ve Saim bey.



Kuvayı milliyeciler ve ortaokul kız öğrenciler 1960 başları..

Milli bayramlar yaklaştığında, tüm okullarda, Beden eğitimi öğretmenlerinde bir canlılık olurdu. 1970 yılların başlarinda artık milli heyacan yerini “kazanç heyacanı”na bırakmıştı.

Daha önceleri, biriyle sıradan sohbet ederken memleketini yani Baba diyarını yada oraları biliyorsa kimlerden olduğunu, hemen sormak, davranış ayıbı olarak kabul edilirdi. Hatta mevkili biri..

Lan Sen kimsin de bana memleketimi, şeceremi soruyorsun, terbiyeni takın..! Cevabını alabilirdi..

Ne de olsa milli birlik heyacanı daha ölmemişti. --- Birine sen şu millettensin, demek suçtu.

1930 larda Devlet desteği gören “Güneş dili” teorisi, çok cömertti kimseyi açıkta bırakmıyordu, ülkede yaşayan herkes hatta anlaşabildiğimiz yakın ülkeler, hepimiz aynı ırktandık, daha da olmadı “Eti Türkü” olurdun, çok çok Dinin yada Mezhebin, “Nufus kağıdında” yazılan hanede azınlıkta olanlardan ise de, her zaman değiştirme şansın vardı..

Milli liderin ölümünden hemen sonra, Ankara Üniversitesi'nde derslere son verilmiş, soranlarada “Güneş öldü, onun teorisi nasıl hayatta kalabilir?” cevabı verilmişti.

Nasıl olsa her Milli bayram, Sinemalarda filimlerin kahramanlarının alkışlandığı gibi Türkündü.

Ne zaman, Zenginlik, Fakirlik farkı göz önüne.. göre..göre.. geldi, çıkarlar çatışmaya başladığında artık --- Lan..! bu şerefsizin aslı bu ya da, oldu ya..! aynı tiniyettensin, --Lan Bunların Sülalesi zaten yaramaz diye söze başlardın.

Oldu ya bir rakip işe giriştin ya da sıradan tanışmada, karşındakine ne kadar binebileceğini merak ettin. Bulunduğun durumun yüksekliğine göre, lafa yüksekten ya da alttan ya da ortadan ayarla başlarsın..

Daha detaylı anlatmak gerekirse, yolda bekleyen biri ya da bir sebeple birinin Arabasına binmek zorunda kalanlara, genellikle direksiyonda olan, geriye doğru kasılarak, hakimiyet duygusuyla sorar.

---*** Eeee, Memleket nere hemşerim..! Sonra başlar adamın, Özeline inmeye, Eee ne iş yapıyorsun, evin senin mi, baktı yol açık.. nerde oturuyorsun çoluk çocuk, kızı, karısı, başlar küreği yumuşak topraga daldırmaya..Hatta, siyasi fikrini, tuttuğu takımı.. kendine verilmiş bir üstünlük hakkıyla yorumlamaya başlar..

Herhangi bir sebeple, zorunlu birliktelik olacaksa, konuya oarta halli dalar, *** Hemşerim memleket nereydi...!

Adam doğudan bir yer söylerse, birde buralar olur ki, Silvan, Siverek gibi, Aşiretli, şerli bir yerlerse, hele de adamın, bir gözü hafif kapalı, suratında birkaç çizik varsa.. Adamı ihtiyatla, istediği yerde indirir, bir daha karşılaşmamayı umut ederek ayrılırsın.

Olur ya Antakyalıyım derse, onun ırkını, mezhebini sormaya gerek yok, sohbetinin konusu bellidir, uzun çarşıda en iyi “Nar ekşisini ya da peyniri nereden alırsın ya da Çiğ köfte, “Biber salçasıyla mı yoksa Pul biberle mi daha iyi olur, sohbeti senin için en hayırlısıdır. Zaten artık yanındakinin hareketlerinden, senin bedava hizmetinden daha hangi yolda faydalanabileceğini tasarladığını anlarsın.. Senin özelini o kafasında çoktan delmiş, konuya girmesi ağzının ucunda durmaktadır..

Adanalıyım derse, hiç ikilemeden kabadayılar dünyasına dal, hey yavrum, ne babayiğitle yanyana olduğunu anla..onun için artık, tüm paylaşımlarda, onun değil senin elin taşın altındadır...

Doğuyu tamamen unut, İç Anadolunun, saf Anadolu çocuğu, rollerindeki yorumunu, seninle işi bitince anlarsın, artık seni tanımıyan biri vardır..

Muhacirim yada Egeliyim derse, şöyle bir rahatlarsın, artık konuşacağın hiç bir şeyi tartmana gerek yoktur..

Karadenizliyim derse, o artık seninle herşeyde vardır, yalnız tüm masrafları sen karşıladığın sürece..

İşte böyle geçmişte milli bayramlar gerçekten Milli bayramdı, nasıl olsa, Devlet kapısına kapak atanın sonunda tatlı bir Emeklilik hayatı vardı.

Çocukları okur ya da sanat sahibi yada esnaf olur, hayatları belirli bir düzende giderdi, ne Kadroları kapatan Tarikatlar nede Mevkileri adamına yönlendiren çeteler vardı..

Herşeyi, sahildeki, resmi geçite katılanların yüzlerindeki gururlu mutluluktan anlardınız.. Yukardaki resimlerde olduğu gibi..
Go to the top of the page
 
+Quote Post
mesaj 13-03-2013 - 17:28
İleti #


Teşekkürler


Grup: Bot

Katılım: 1 Dakika önce




Go to the top of the page
 
Quote Post

Fast ReplyReply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 18-10-2017 - 17:38