iskenderun forum

Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )

İSKENDERUN'UN GÜNCEL FOTOĞRAFLARINI FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. https://www.facebook.com/iskenderunforum.com
  İskenderun Resimleri      İskenderun Genel& Sorunlar& Öneriler     İskenderun kültür,turizm

 
Reply to this topicStart new topic
> İskenderun'da bir Kıbrıs mitingi hatırası...
orhann
mesaj 15-04-2010 - 16:44
İleti #1





Grup: İskenderunforum Köşe Yazarı
İleti: 93
Katılım: 21-12-2007 - 10:36
Nereden: oabcxx
Üye No: 2,424
isim: orhan
meslek: serbest
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: lise



O gün sıradan bır gündü. Ne yarıkkaya tarafındaki taş ocağından gelen gök gürültüsünü andıran seslerde, nede seyyar satıcilarin arabalarindan gelen karışık arabesk müzik seslerinde değişiklik yoktu. Sahilde dizili yüzlerce masada dağınık oturanlar vardı, kim bilir nerelerden gelmişlerdi… Yaz aylarının ilk günlerindeki gibi durgun deniz, deyimiyle çarşaf gibiydi. Parlak gökyüzü ile ufukta birleşen lacivertliği, bulanık yeşil dağlarla birlikte, manzarayı doyumsuzlaştırıyordu.
Hatta şehrin bilinen sırtında yorganlı delisi. Paşa bile kendi halinde, denize yakın masalarda çay, soğuk gazoz veya ayran içenlerin garipseyen bakışlarına aldırmadan, dar ıslak kumsalda, bir hakim, bir savcı, birde sanık rollerini sırayla oynayarak, kendince mahkeme icra ediyordu…
Arada bir erken uyanan pezevenkler ayna gibi parlayan, yumurta topuklu, arkasına basılı ayakabıları, cırtlak lacivert pırıl pırıl ütülü takım elbiseleri , koyu biryantili arkaya taralı saçları, göğsü açık kavun renkli gömlekleriyle ağır ağır yengeç yürüyüşüyle sahil turu atıyordu.. Zaten dışarıda hararetli konuşmaz ve tartışmazladı. Arkalarında bitiştirdikleri ellerindeki süslü tesbihlerle, geriye doğru kasılarak yürür, tanısa bile ilk selam karşıdan gelmezse selamlaşmazlardı. Yolda rastladıkları bu dünyadan! olmayan tanıdıklarla da, itikafdaymış gibi kısa ve basit konuşur hemen yollarına ağır ağır devam ederlerdi. Artık nerelere uğrayacaklarını, nereye gideceklerini aslında onlar da bilmezdi. Zaten Sermaye de, bu saatte uyuyor olur, belki de erkencilerin takıldığı bir kumar kulübü onların uğrak yeri olacaktır.
Eski postahanenin arkasındaki koyu gölgeli ağaçların altına, güneşin yakıcı ışıklarından sığınmış faytoncular da, günün ilerleyip hareketlenmesini beklerken, atların koşumlarını parlatır, arabanın temizliğini yaparlardı. Haliyle gurup gurup ayakkabı boyacıları da, fırçalarıyla sandıklarında ritim tutar, hareketlenen meydandan müşteri kollarlardı.
Bit pazarının orasındaki hareketlenme nerdeyse bitmek üzeredir. Orası sebze halidir. Hammallar, sırtlarında yada iki tekerlekli hamal arabalarıyla, ordan oraya koşuşturmaktadır. Tek tük geçen askeri veya devlet dairelerine ait araçlar yavaş hareket eder, esas yük taşıyan at arabalarının koşumdaki hayvanları ya şarıl şarıl işerken, ya da lapa lapa asfalta pislerken arabayı şeyi! seyrek düşşün pislik göze batmasın diye hızlandırırlarken kırbaçlarını havada şaklatıp dilleriyle "lak lak" sesler yaparlardı.
Bomba gibi haber patlamıştı… Kıbrıs'da Rumlar baskın yapmış çoluk çocuk demeden öldürmüştü. Öglenden sonra kahvelerin önünü sulayan kahvahaneler ve esnaf radyolarının sesini sonuna kadar açmış, hararetli haberleri dinleyenlerine sunuyordu.
Şehir nerdeyse dalgalanmış artık her yerde hatta pavyonlarda bile bu konuşulacaktı. Kesinlikle devlet emri iledir, miting kararı alınmıştı. Yarın o gündü…!
Cumhuriyet meydanı ve merkez bankasının önü, şimdiki iş bankasının önü, ana baba gününe dönmüştü… Köylüler bedava araçları bulunca hemen gelmişler, Çay mahallesinin gecekonducuları, Dumlupınar, Esentepe, Numune, tümüyle çoluk çocuk ev kadınları bu fırsatla sahile inmeye fırsat bulmuş, gölgeleri doldurmuştu. Nerden geldiği bilinmeyen bayraklar kalabalık içinde sallanıyordu.
-- "Ya Taksim!.. Ya Ölüm!.. "Bağırtısı gök yüzüne yükseliyordu. Bir takım gençler bir eşşeğe papazı simgeleyen siyah tülbent örtmüşlerdi.
"Bu Eşşek Makaryostan yüksek!.." diye yırtınıyorlardı. Öbür tarafta Makaryosun kuklası ateşe verilmiş , insanlar üzerinde nerdeyse köpürerek çiğniyordu. Seyyar satıcılar bir yandan sloganlara katılırken, yüzlerindeki tebessümden günü kurtardıkları iyice belli oluyordu. Her ne kadar, ayakkabı boyacıları somurtsa da, faytoncular, bağırarak yorulanları şimdiden taşımaya başlamıştı bile… Terziler, berberler, lokantalar çalışanları dükkanların önüne çıkmış merakla bakıyorlardı, hatta kalaycı çırakları bile, bakır tencerenin içinde kıvırırken "ya Taksim!.. Ya ölüm!.." diye nakarat tutmuşlardı. Sevdiğini bekleyenler çoktan mitinge katılma haberini yollamıştı, ne kadar yakın olsalar bile, kim görebilirdi o mahşer gibi yerde?..
Artık sahile kadar inmiş aileler, masalarda oturup masraftan kaçınarak, çocuklarının eline bir gazoz şisesi, birazda şekerli renkli leblebi tutuşturup, son akşam turlarını tamamlayıp gideceklerdi. Belediye temizlik işçileri, çöplüğe dönen yolları temizlerken, pavyonların konsumatrisleri, hiç bir şey olmamış gibi, akşamdan cici kuaförde yerlerini almış, yeni başlayacak eğlenceli geceye hazırlanıyorlardı.
Günün konusu pavyonlarda bile şimdiden belliydi. Fakirlik olsa bile yokluk yoktu, evlerde hatta yıldızların altında, damlarda bile demli çayları yudumlarken yaşlılar, gençler bir arada bunu konuşacaktı…
Şimdi nerde?... Nerde yaşlı, genç, çoluk çocuk muhabbet?… Geçim derdinden oluşan sıkıntı. Kimi televizyonda, kimi internette, chette...
En azından Kimse şu açılımı bile anlayamadı ki?.. toparlanıp bir mitinge katılsın, en azından; "Bu …….. Makaryostan bile iyidir" diye bağır… bağır… bağırsın!..
Go to the top of the page
 
+Quote Post
mesaj 15-04-2010 - 16:44
İleti #


Teşekkürler


Grup: Bot

Katılım: 1 Dakika önce




Go to the top of the page
 
Quote Post

Fast ReplyReply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 27-09-2017 - 00:55