Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )

17 Sayfa V   1 2 3 > » 

dentali
Mesaj Tarihi: 10-02-2012 - 13:36





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


Bir başbakanın, herkese eşit mesafede olması gereken bir ülkenin başbakanı hiç bir şeyden çekincesi olmadan dindar nesil yetiştireceğiz diyebiliyorsa bütün ipleri ellerine geçirmiş olduğuna inanmıştır. Adalet hükümetin kendi çıkarına göre yön verebildiği konumda olmasaydı bu söz üzerinde başbakan ceza almalıydı.. Ahlaklı nesil yetiştşreceğiz, dürüst nesil yetiştireceğiz denilebilir ama dindar? Suudi Arabistan da, Katar da dindar bir nesil yetiştiiryor, ama insanları dürüst mü? Ahlaklı mı? Din siyasete, çıkarlara bulaştırılmazsa ahlak sınırları içinde yararı dokunabilir. Siyasete bulaştırılmış din ahlaksız, dürüstlükten nasibini almayan bir nesilin oluşumunda katalizör görevi görür.... Günümüzde AKP merkezli çıkarlardan nemalanmakve AKP merkezinden savrulmamak için zaten dindar görünen AKP' çinden tuhaf yeni insanlar türemiştir. Başbakanın bu sözü icraate dönüştükten sonra AKP ile ilişkisi olmayan tüm insanlarımız çocuklarımız dahil çoğu insani değerlerin hiçe sayıldığu tuhaflığın merkezine çekileceklerdir.


Diyanetin başbakanın sözleri üzerine icraatı başlamış bile. Haber şu şekilde; 'Namazını Camide kıl, puanını topla, ödülü kap' sloganıyla, 'Haydi çocuklar camiye'İlköğretim okulu ve liseli kız ve erkek öğrencilerini kapsayan yarışmaya katılmak isteyen öğrenciler, Beş Kubbeli Camimize gelip başvuru formu doldurucak. 3 ŞUBAT CUMA GÜNÜ (MEVLİD KANDİLİNDE) yapılacak başvuruların ardından 60 gün sürecek yarışmada en çok puan toplayıp dereceye giren öğrenciler ödüllerine kavuşacak."

Dindar nesil icraatlarıyla çocuklarımızın büyüdüklerinde yabancılık çekmemelerini sağlayacak siyasetteki çıkar çirkinliğine entegrasyonları bundan iyi yapılamazdı. Dini kuralları uygula ödülü kap. Ödülü veren kim? devlet... Dindar görün nemalan.. Günümüzdeki çocukların şimdilik değil ama AKP etrafındaki büyük insanların düşürüldükleri durum zaten bu.. Bu çirkinliği bu ödül safsatasını çocuklarımıza uygulayarak geleceğimize yayacaklar. Kendinizi çocuk olarak düşünün, namaz kılıyorsunuz camiye gidiyorsunuz ödülü kapmak için ve devlet baba tarafından.Okul bitiyor iş hayatına giriyorsunuz bu dindar görünüp ödülü kap meselesinin iş hayatınızda da katkılarını görebiliyorsunuz. Çocukluğunuzda bunun ahlak sınırları içinde ve doğal olduğunu yüklediklerinden iş hayatınızda camiye giderek dindar göründüğünüzde dini çıkarlara alet eden bir topluluğun iş hayatınıza katkısı olduğunu görüyorsunuz. Şu esnaf camiye gidiyor bizden ha, diyen bir insan kesimi müşterileriniz oluyor..

Esnaflıktan siyasete atılıyorsunuz, bu sefer dini kullanan bir siyasi merkez yapısıyla karşılaştığınızdan hakkettiğiniz ödülü yani milletvekili olmayı başarabilmek için daha fazla camiye gidiyorsunuz.. Eee çocukluğunuzda devlet sizi bu yönde eğitmedi mi? Camiye çok git ödülü kap.. Bu şekilde çocukluğumuzdan başlanarak din siyasete çok başarılı bir şekilde entegrasyonu sağlanıyor.. Dindar nesil diye amaçladıkları dinidar çıkarıbol nesil oluveriyor..

Bir de çocuklar arasında camiyi değil cemevini ibadet yeri olarak gören çocuklar da varsa durum çok vahim. Devlet eliyle alevi sunni ayırımcılığı çocuklar küçükken oluşturuluyor. Sadece sunni inancında olan çocuklar ödül yarışmasına girsinler o zaman denilebilir. Bir devlet bunu diyebilir mi? Ya da alevi çocukları da canım camiye gitsin ne olacak yani.. Bunu da diyebilme hakkı olabilir mi? Bir devletin...
  Forum: dentali' nin köşesi · Mesaj Önizlemesi: #47322 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,624

dentali
Mesaj Tarihi: 12-05-2011 - 09:07





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


  Forum: İskenderun'dan video görüntüleri, slaytlar ... · Mesaj Önizlemesi: #44666 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,805

dentali
Mesaj Tarihi: 07-12-2010 - 12:33





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


İnsan yaşamı ile hayvan aleminin yaşamlarının farklılıklarıyla ebediyeti algılama uğraşı...

İnsan yaşamı ile hayvanlar aleminin yaşamı arasındaki fark nedir sizce ve bu yaşam farklılığı ölümle nasıl bağdaştırılabilir? Ebedi yaşamı neden insan hissedemez?

Yaşam boyunca insana verilen yaratıcı akıl ile bir çok şeyi öğrenebilmesi, öğrendiklerini akıl süzgecinden geçirip kendisine özgü kişisel hale getirtebilmesi yaşamını kendine özel hale getirebilmesini sağlıyor. Kendine özgü bir yaşamla, ölüme kadarki yaşamdan gelen birikimler sonucunda her insanın farklı, öznel bir yaşamı oluşmuş oluyor.

Her insan kendine özgü farklı bir yaşam zenginliğini elde ederek hayattan göç ettiğini düşünürsek her bir insanın ölümü, hayat içinde bir yok oluştur diyebiliriz. Hayvanlarda ise, her türün barındırdığı canlıların tümünün yaşamlarında pek farklılıklar göremeyiz, çünkü insan gibi yaşamı ya da yaşamdan gördüklerini kişisel süzgeçten geçirtmeden farklılaştırmadan alır.Bu nedenle hayvanlar yaşamlarını kendilerine özgü yaratamazlar. Yaşam benzerlikleri dolayısıyla her bir hayvan türü içinde yaşanıp biten tüm canlı yaşamlarını tek yaşam olarak düşünebiliriz. Kuşlar alemi diyelim, hepsinin yaşamı bir bütün gibi. Benzer yaşamlarından dolayı ve türün barındırdığı her canlının yaşamı kendi aklıyla fazla farkedilmediğinden türün tümünde ebedi bir yaşam varmış gibi bir sahne ortaya çıkıyor. Her tür tek bir insan kişiliği gibi. Bir canlının ölümü o nedenle ebedi yaşam olgusunu engellemiyor. Ölüm hayvanlar aleminde türün bir canlısında değil de türün tümünün yok oluşunda ancak anlam kazanıyor. İnsan ölümleri farklı. Tek bir insan tek bir canlı türü gibi. Tek insanın ölümü bir yok oluşu simgeliyor. o nedenle din, bir insanı öldürmeyi tüm insanlığı öldürmekle eşdeğer görüyor.

Hayvanların doğal hayatlarına baktığımızda hayatlarının devamını birbirlerini öldürüp beslenmeleriyle sağladıklarını görüyoruz. Biz insanlar tarafından her bir insanın öznel farklılığını hayvanlar için de düşündüğümüzden bu ölümleri vahşet olarak görüyoruz. Ama değil, onların yaşamı bütünsel, türün yaşamı şeklinde devam ediyor. Bu bütünselliğin içindeki ebedi yaşama imrenesi geliyor insanın. Hayvanlar aleminde o nedenle ölüm anlam kazanmıyor insan ölümleri gibi. Buna imrenmemek mümkün mü? Belki o nedenle ebediyeti bu dünyada hissedemediğimizden, bu yönde bir eksikliğimiz olduğundan yaşam sonrası yaşamları bizlere dinler sunuyor.

Şu şekilde de bir düşünce doğabilir, hayvanlar aleminin yaşam benzerlikleri dünya içinde ebedi yaşam şekli olarak görünüyor. İnsanların hepsinde var olan akıl. İnsan nesli devam ettiği sürece aklın bu dünyada hüküm sürmesi ebedi yaşamı çağrıştırıyor mu?

7 Aralık 2010
ali_
  Forum: dentali' nin köşesi · Mesaj Önizlemesi: #43400 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,598

dentali
Mesaj Tarihi: 05-12-2010 - 10:11





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


Cumartesi Gecem

Saat gece 11' doğru geliyor. Nedense Cumartesi geceleri genelde hüzünlenirim. Hafta içi gecelerinde yarınki işlerimi düşünür
Bir şekilde yarınki günümün dolu geçeceğini bileceğimden gece erken ve rahat uyurum. Ama Cumartesi’nin yarını Pazar. Kendimle kalacağım bir gün, boş günüm, kimle nasıl dolduracağımı düşündüğümde yok, boş geçecek işte. Boş geçeceğini düşünmek Cumartesi gecesinde kendimi boşlukta hissetmeme neden oluyor. Facebook sayfalarında en fazla Cumartesi geceleri bir şeyler karalıyorum. Yalnızlık hissimden olmalı. Karaladıklarımın geri dönüşü olmadığında ise yalnızlık hissim artıyor. Bulunduğum dairede yalnız kalıyorum, hatta apartmanda tek bir ben varım gibi. İskenderun’la ilgili Facebook sayfalarında da yazdıklarıma yanıt gelmeyince İskenderun’un tümünde yalnız mıyım diye düşünmüyor değilim. Sanırım şu elimdeki laptopun kapağını kapatmak en iyisi. Sahile gidip deniz kenarındaki kayalıkların üzerinde oturacağım. İnsanlardan ses çıkmasa bile, sahil kenarındaki deniz dalgalarının kayaya çarpan sesleri her zaman çıkar. Denizin kayalarla muhabbeti hiç bitmez ki. Kendini yalnız hissedenleri beklerler yanlarına. Bekleyin deniz ve kayalıklar , sigaramı alıp yanlarınıza geliyorum. Herkese iyi geceler, dönüşte yazıma devam ederim.

Az önce sahildeydim, dediğimi yaptım. Teysir’in sağ tarafındaki kayalıklara denizin kayalıklarla olan muhabbetini dinlemek için oturdum. Sağ tarafımda oturan gruptan biri türkü söylüyordu, sanırım bira içiyorlardı keyiflenmişlerdi. Ortam o kadar güzel ki, keyiflenmek için içmeye de gerek yok. Teysir’in , uzaklardaki gemilerin ve Teysir’in yakınındaki gezi teknesinin ışıklaırnın denize yansımalarını izlemek çok keyifliydi. Ortamın fotoğrafını çekmek istedim. Makineyi kayalıklara oturtmaya çalışırken kayalıkların üzerine düşen bir şeyin sesini duydum. Hemen montumun ceplerine baktığımda cep telefonum yoktu. Düşen cep telefonumdu. Çok güzel başlayan dakikalar kısa süre içinde endişeye dönüşmüştü. Telefonum eski model kalitesizdi, o yönden umursamadım ama içindeki kart ve hafızasındaki isimler önemliydi. Denizin içine düştüğünü düşünüp fotoğraf makinesinin ışığıyla kayalıkların önünde sığ olan denizin içinde telefonumu aradım. Bir süre sonra umudumu kesip oradan ayrılacağım sırada kayalıkların alt taraflarında denize düşmek üzere telefonumun durduğunu gördüm. O anki sevincimi anlatamam. Denize olan sevgimden dolayı kayalıklara gelmiştim. Deniz ve kayalıklar bu sevgime ihanet etmediler. Kendileriyle birlikte mutlu geçen dakikalarımı üzüntüye çevirmediler.

Oradan ayrıldım, Teysir’den sonraki yürüyüş kordonunda yürümeye başladım. Yaklaşık her yüz metrede balık tutanlara rastlıyorsunuz. Balık tutmak nasıl bir tutkudur çözebilmiş değilim. Ben deniz kenarında oturmayı çok sevdiğim halde yarım saat en fazla kalabilirim. Onlar saatlerce balık yakalamak için beklerler, o saatler içinde hiç balık yakalamasalar bile yüzlerinde en ufak bir kırgınlık göremiyorsunuz denize karşı. Balık tutanlar arasında tek olan da vardı, grup olarak gelen de. Grup olanların muhabbetlerini izlemek çok keyifli oluyor. Muhabbetlerini keyifli hale getirten de o anki ortamın atmosferi olmalı, denize olan sevgileri. Oltayı her denize fırlattıklarında ellerini denize uzattıklarını, elleriyle denizle tokalaştıklarını aklınızdan geçirebiliyorsunuz. Gruba takılanların karşılarına oturup, muhabbetlerini dinlemeye koyuldum. Ama onlarla ilgili olduğumu sanmasınlar diye yüzümü başka yerlere bakıyormuşum gibi çevirdim. Muhabbetlerini dinlerken içimden onlara yanıt veriyordum, ben de onların arasındaymışım gibi. Bir süre sonra oradan ayrıldım.

Hüzünleneceğimi düşündüğüm Cumartesi gecem denize olan kısa ziyaretim sonucunda keyfe dönüştü. Bu satırları bir Cumartesi gecenizde okuyorsanız ve kendinizi yalnız hissediyorsanız sahile kayalıklarla denizin muhabbetini dinlemeye mutlaka gidin. İyi geceler. Deniz gibi keyif veren dostlarınız bol olsun.

ali__

  Forum: dentali' nin köşesi · Mesaj Önizlemesi: #43368 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,704

dentali
Mesaj Tarihi: 03-12-2010 - 15:40





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


WikiLeaks açıkladığı belgelerle tüm dünyayı sarsmaya devam ediyor. Peki WikiLeaks'in amacı nedir, nasıl çalışır? İşte bu soruların yanıtları...



Şimdiye kadar açıkladığı toplam bir milyon civarında gizli yazışma ile diplomaside depreme yol açan WikiLeaks, İsveç merkezli uluslararası bir oluşum.
800 Gönüllüsü Var
2006 yılında kurulan WikiLeaks’in bünyesinde Amerikalı, Avrupalı, Tayvanlı, Avustralyalı, Güney Afrikalı gazeteciler, Çinli muhalifler, matematikçiler, teknoloji alanında uzman isimler bulunuyor, sayıları 800 civarında tahmin edilen bu isimler, gönüllü çalışıyor.

Liderleri Eski Bir Bilgisayar Korsanı
Oluşumun lideri eski bir bilgisayar korsanı olan Avustralyalı gazeteci Julian Assange...

Amaçları ise gizli belgeleri kamuoyu ile paylaşmak. WikiLeaks’e ulaşan bilgiler, uzmanlar tarafından teker teker değerlendiriliyor. Çok gizli bazı belgeler, dedikodular, yorumlar ayıklanıyor, sadece belge niteliğinde olanlar yayınlanıyor.

Yayınlanan belgeler "çok gizli" değil, sadece "gizli" sınıfında yeralan belgeler...

Oluşum asıl dikkatleri, Washington’ın çeşitli ülkelerdeki Amerikan büyükelçilikleri ve konsoloslukları ile gizli yazışmaları internet sitesinde yayınlamasıyla dikkatleri çekti.

Afganistan Belgeleri ile Adını Duyurdu
WikiLeaks önce Amerika’nın Afganistan savaşına ilişkin 90 bin belge yayınladı. Belgeleri 6 ayda indirip, Lady Gaga cd’leri ile dışarı sızdırmakla suçlanan, Bağdat’ta istihbarat analizcisi olarak görevli 22 yaşındaki Amerikalı bir asker gözaltına alındı.

Gelecek yıl yargılanacak olan Bradley Manning isimli asker, Bağdat’ta hücre hapsinde tutuluyor ve vatana ihanetten suçlu bulunması halinde idam cezasına çarptırılması bile söz konusu.

Wikileaks kaynağının Manning olduğunu doğrulamadı, ancak savunma masraflarını üstlendi.

Bazı Kişilerce ABD’ye Tehdit Olarak Adlandırılıyor
Oluşumun lideri Julian Assange, Pentagon tarafından "Amerikan Ordusuna tehdit" olarak değerlendirildi.

Assange hakkında İsveç’te tecüvüz suçundan tutuklama kararı çıkarıldı. Assange’ın nerede olduğu bilinmiyor, İzlanda ya da İsveç’te olduğu düşünülüyor.


Wikileaks, son belgeleri açıklamadan önce de siber saldırıyla karşı karşıya kaldı, belgelerin yayınlanması engellenmeye çalışıldı.

Ününe rağmen WikiLeaks, finansal sıkıntıya düştü, geçen şubat ayında internet sitesini kapatmak zorunda kaldı. Ancak bağışlarla tekrar yayın hayatına geri döndü.

Gözlemciler, yayınlanan son belgelerin zaten tahmin edilen şeyler olduğunu belirtiyor,

Belgeler arasında İsrail’i güç durumda bırakan bir şey olmadığına dikkat çekiliyor
  Forum: CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan kon... · Mesaj Önizlemesi: #43356 · cevaplar: 0 · Okunma: 2,061

dentali
Mesaj Tarihi: 03-12-2010 - 15:38





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


Wikileaks, yayımladığı belgelerle diplomaside pek çok gizli saklıyı ortaya çıkardı.

Amerikalı diplomatların Türkiye ilgili birçok raporu da yayımlanan belgelerde yer buldu.

Wikileaks’in yayımladığı belgelere göre, Beyaz Saray, AK Parti hükümetinin güvenilirliği konusunda ’artık’ şüphe duyuyor.

"Doğu-Batı Arasında Bölünmüş"
Amerikalı diplomatlar, AK Parti hükümetinin doğu ile batı arasında bölünmüş olduğunu rapor ediyor.

"Davutoğlu Olağanüstü Tehlikeli"
Belgelerde Ahmet Davutoğlu da, "olağanüstü tehlikeli" olarak nitelendiriliyor.

Türk Dışişleri’nin Ankara’nın ötesini göremeyen bir vizyonu olduğu iddiaları da bu belgelerde yer alıyor.

Türkiye Yeni Osmanlı Rolünü Canlandırmaya Çalışıyor İddiası
Bu vizyonsuzluk iddiasına karşın, bir başka belgede ise, Türkiye’nin "Osmanlı rolünü" yeniden canlandırmaya çalıştığı, bu rolden Washington’ın kaygı duyması gerektiği belirtiliyor.

"Erdoğan Mükemmeliyetçi ve İşkolik"
Wikileaks’in belgelerindeki diplomatlara göre Başbakan Erdoğan, mükemmeliyetçi ve işkolik bir insan.

Belgelerde ismi saklı tutulan bir diplomatın, Başbakan Erdoğan’ın neredeyse yüzde elli oy almasını bile başarı saymadığını söylediği aktarılıyor.

Terör Örgütleri ile İlişkiler
Belgelerde ayrıca, Washington’un terör örgütü PKK’yı desteklediği, Ankara’nın ise Irak’taki El Kaide’ye Türkiye’den para akışına engel olmadığı iddia ediliyor.

Yayımlanan belgelerde, Türkiye’nin öncülüğünde yapılan Afganistan konferansına Hindistan’ın, Pakistan’ın isteği üzerine çağrılmadığı da var.

"Türkiye AB’ye Üye Olamaz"
Wikileaks’in ele geçirdiği yazışmalara göre, Washington’un neredeyse bütün Avrupa Büyükelçileri Türkiye’in Avrupa Birliğine üye olamayacağı görüşünde. Buna neden olarak da din ve nüfus gösteriliyor.

Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı Phillip Gordon’un 2009’da Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin dış politika danışmanı David Levitte’le yaptığı görüşmede Wikileaks belgeleri arasında yer alıyor.

Levitte bu toplantıda, Türkiye’nin sadece "imtiyazlı ortak" olmasını istediklerini söylerken, Kıbrıs sorunu nedeniyle müzakere başlıklarının açılmadığını belirtiyor.

Belgelerde Ankara-Bakü arasında yaşanan sorunlar da yer alıyor.

"Aliyev Türkiye’nin Enerji Koridoru Olmasını İstemiyor"
Azerbeycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Türkiye’nin enerji koridoru olmasını istemediği ve Türk hükümetinden haz etmediğini söylediği de belgelerde geçiyor.

Wikileaks’in belgeleri Washington’un, büyükelçilikleri ve konsolosluklarıyla yaptığı yazışmalarından oluşuyor.


  Forum: CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan kon... · Mesaj Önizlemesi: #43355 · cevaplar: 1 · Okunma: 2,399

dentali
Mesaj Tarihi: 01-12-2010 - 10:32





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


Küstürülmüş dostlarınızı çağırın....

Konu başlığına baktığınızda doğal olarak sizde normal dostlarınızla barışmanız anlamında bir çağrışım yapmış olabilir. Bana göre gerçek dostlarınız yaşamınıza renk katan kelimelerdir. Onlarsız kimliğiniz, kişiliğiniz olmazdı. Dünyada bedeniniz olur, cansız bir varlık, evinizin köşesinde duran bir masa gibi.

Her an onlara muhtaç olduğumuz, dertlerimize çözüm üretmek için düşüncelerimizi oluşturan kelimelerimiz. Her an yanıbaşımızdalar. Hassastırlar, düşüncelerinizin oluşmasında yardımcı olmak isterler, cümlelerinizde yerleşmek isterler, dostluğumuzun kesintisiz sürmesini arzularlar. Uzun süre içinde onları cümlelerinize misafir etmediğinizde küserler. Küstüklerinde ise, sizden çok uzaklarda, kimsesiz bir çocuğun kaldırım üzerinde elleri yüzünde masum bir duruşla sessizce oturduğu gibi, sizi beklerler. Çağrılmayı, kendilerine ihtiyaç duyulmayı beklerler. İhtiyaç duyduğunuzda anında yanınızda da olmazlar, nazlıdırlar, çaba içine girerek onları tekrar bulmanızı isterler.. Dostluklarını kazandığınızda ise ihtiyaç duyduğunuzda anında cümlelerinizin içine giriverirler....

Küstürülmüş kelimeleri bulabileceğiniz yerler okuyacağınız kitaplardır. Kitapların içinde, satır aralarında sizin kendilerini hatırlamanızı beklerler. Kitaplar aslında size düşünce sunmaz, ufkunuzu açmaz, küstürülmüş kelimeleri size iade eder. O kelimelerle dostluğunuzu tekrar pekiştirir ve kullanmaya başlarsanız okuduğunuz kitaplardaki düşünceleri küstürülmüş dostlarınız, size özgün bir şekilde oluşturacaklardır, emin olun buna. Aydın,yazar kişi küstürülmüş kelime sayısını en aza indirgeyenlerdir, yoksa yazarlık belirli kişilere doğuştan verilmiş bir hüner değildir. Hüner avuçladığımız kelimelerin çokluğundadır. Kelimelerle dostluğunuzu arttırmanın bir yolu da günlük tutmaktır. Çoğumuz günlük denildiğinde hoşumuza gitmez, yaşadıklarımızı kağıda dökmeyi anlamsız buluruz. Ama günlük sadece yaşadıklarımızı kağıda dökmek değildir, hayal dünyamız da, düşündüklerimiz de yaşamımıza dahildirler, hayallarinizi günlük şeklinde kağıda dökmek çok eğlencelidir, ve yaşanmışlık hissi katar bizlere...

Kitap okurken alışlanlığınız güzel bulduğunuz satırların altını çizmek olmasın sadece. Çok öncelerden kullanıp da uzun süredir kullanmadığınız küstürülmüş bir dostunuzu keşfettiğinizde onun altını çizin. Ve o dostu barıştırmak adına o kitap içinde girdiği cümleyi bir kaç defa daha okuyun. Tükçeyi güzel kullanmak herkesin anladığı şekilde kelimeleri düzgün yazmak, dil kurallarına uymak değildir sadece. Dili düzgün kullanmak konuşmalarımızda, yazılarımızda ve düşüncelerimizde olabildiğince fazla kelimeleri dahil etmektir.

Kelimeler birbirleriyle birleşip maddeyi oluşturan atom gibidirler. Tek başlarına size bir şey sunamazlar. Bir kısmını alır diğerlerini bırakırsanız kelimeleri mutlu edemezsiniz. Kelimeler haşarı çocuklar gibi kendi aralarında oyun oynamayı, eğlenmeyi severler. Çılgındırlar, birbirleriyle tuttuğunuz zaman ummadığınız cümleleri önünüze sererler. Bu cümleler çok dertli anlarınıza çözüm üreten cümleler olabilir, çok sıkıldığınız anlarda sizi neşelelendiren cümleler olabilir.

Gece yalnız başınıza ve sessiz bir dünyanın içindeyken, düşüncelerinize misafir olan kelimeler ne kadar azsa o kadar sıkıntılı hissedersiniz kendinizi. Düşüncelerinize bir kaç kelimeyle oluşturursunuz. az kelimelerle düşüncelere dalmak küçücük kör bir odada olta atmaya benzer, o bir kaç kelime beyninzin içinde davul sesine dönüşür. Sıkıntınız katlanır. Küstürülmüş kelimeler olmadan düşüncelere dalmak ise uçsuz bucaksız sonsuzlukta dolaşmaya benzer, hiç gitmediğiniz ülkelerde gezinmek, hiç görmediğiniz doğal güzellikleri keşfetmek gibidir.

Küstürülmüş dostlarınız kitap satırları aralarında çağrılmayı bekliyor. Fazla bekletmeyelim............. ..... ..

ali....









  Forum: dentali' nin köşesi · Mesaj Önizlemesi: #43325 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,384

dentali
Mesaj Tarihi: 27-05-2010 - 22:59





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


QUOTE(duyguseli @ 27-05-2010 - 21:51 ) *
Bişi dicem ama kızmayın bak (:
Valla ben oradan yıllardır geçerim hiç sevmedim,hiç sevemedim.. (:
Hani tarihi bir değeride yok bana göre..İsmi eski,orada yıllandığı zaman büyük olabilir ama şahsi olarak görsel bir güzellik gibi gelmiyordu bana..
Üzülmedim ama siz üzülmüşsenizde sevinmiyeyim bari incelik olsun (:


tarihi var elbette...
iskenderun daha kumsalı bozulmamışken var olan bir mekan... eski iskenderun fotoğraflarında kartpostallerde yeri olan bir mekan... iskenderunda en güzel yemek yenilebilen yer neresi diye sorduklarında yabancılara, 50- 60 yıldır önerilen bir mekan.... bir banka uğruna kolay harcanmamalı...


  Forum: iskenderun'da Turizm & Kültür & Ot... · Mesaj Önizlemesi: #42136 · cevaplar: 3 · Okunma: 4,177

dentali
Mesaj Tarihi: 11-05-2010 - 16:22





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


Baykal'la ilgili gelişen olaylar ve istifası hakkındaki düşünceleriniz?
  Forum: CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan kon... · Mesaj Önizlemesi: #42004 · cevaplar: 2 · Okunma: 3,018

dentali
Mesaj Tarihi: 01-05-2010 - 18:43





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


Küçücük bir ilçede askeriyenin abartılı şekilde geniş alanlara ve yapılara sahip olması denize nazır lüx bir ordu evi mevcutken en güzel yere daha lüx ikinci bir ordu evinin yapılması halk gözüyle bakıldığında hoş karşılanacak şeyler değil....
  Forum: iskenderunla ilgili genel konular · Mesaj Önizlemesi: #41966 · cevaplar: 3 · Okunma: 6,268

dentali
Mesaj Tarihi: 01-02-2010 - 20:05





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


sırtı belenden geliş istikametine dönük....geliş istikametine derken o yönden gelen araçlar sırt kısmını görünüyor... bunun yanlışlığının düşünülmemiş olması bence komedi... yolun hem geliş hem gidiş istikametlerine yan durmalıydı... yani belirttiğiniz şekilde belen istikametine doğru olmalıydı... eski hali gibi...

Dumlupınara sırtı dönük...
gerçek hayatta chp nin o insanlara bakışı yönlerini söyledim, o insanların chp ye bakış yönlerini değil...
bildiğim dumlupınar alevilerin yoğun olduğu bir bölge....
onur öymenin alevileri incitici ve zor zor özür dileyiş hallerini, arkasından deniz baykalın sessizliği unutulmuş değil..
gerçek hayatta CHP nin yansımaları bunlar... darbe yanlısı politika güdenlerin genel politikası budur.. kullan at.. oylarını al sonra unut...
bu değil mi? alevilerin küçük isteklerini şuanda AKP gerçekleştiriyor, ve AKP liler onların seslerini dinliyor....
cemevleri ibadet evleri statüsüne alınması, madımak otelinin müze haline getirilişi....

tepelere sırtı dönük bir inönü heykeli... CHP nin aldığı oylara göre yorum yapacaksak...
doğuya sırtı dönük.... .... .... ....






  Forum: iskenderunla ilgili genel konular · Mesaj Önizlemesi: #41346 · cevaplar: 28 · Okunma: 22,463

dentali
Mesaj Tarihi: 28-01-2010 - 10:37





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


yeni yapılan inönü heykelinin keşif bedeli miktarı 69.8 binmiş..... heykelin önünde öyle yazıyor..
bu parayla iskenderuna neler yapılır neler?

heykelin pozisyonu da komedi...
belenden geliş yönünden gelenlere inönü sırtını dönmüş...
iskenederunda dumlupınar mahallesi, tepelerdeki mahallelere inönünün sırtı dönük...
gerçek hayatta chp nin yansıması gibi....
neyse....
bu heykelin o kadar önemseniş nedeni, bence chp nin bu bölgede hakimiyetini sergilemek..
seçim gelir, yheni belediye başkanı bu şekilsiz, estetiksiz heykeli çıkartır, oraya güzel bir portakalı yerleştirir.....
güzel olur da olan biz iskenderunlulara olur.... boşa harcanan paralarımız...
  Forum: iskenderunla ilgili genel konular · Mesaj Önizlemesi: #41314 · cevaplar: 28 · Okunma: 22,463

dentali
Mesaj Tarihi: 23-01-2010 - 15:41





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


QUOTE(VİCDAN @ 23-01-2010 - 13:47 ) *
27 Ağustos 1919 tarihinde Kazım Karabekir’e yazdığı mektupta: “Eğer Anadolu’da halkın Amerikalıları herkese tercih ettikleri zemininde Amerikan milletine müracaat edilse pek ziyade faidesi olacaktır, deniliyor ki, ben de tamamıyla bu kanaatteyim. Bütün memleketi parçalamadan bir Amerikan murakabesine tevdi etmek, yaşayabilmek için yegane ehven çare gibidir.”
DİYEN BİRİNİN
ilk icraatı olarak paradan atatürkün resmini kaldırmak olan birinin
tek parti yaşam hayatını yıllarca diktatör biçimde ülkeyi yöneten birinin heykelini patizanca bir tutumla gelip şehrimizin ortaya yerinde gözümüzün içine soktular..
Artık etrafını tavaf edip duracağız..(yolumu uzatıp artık ordan geçmek bilel istemiyorum)


inönüyü tavaf meydanı smile.gif .....
Bir Ülkede Namuslular En Az Namussuzlar Kadar Cesur Olmalıdır....

devamı......
olmalıdır ki, balyoz darbeleri üzerlerine binsin...
  Forum: iskenderunla ilgili genel konular · Mesaj Önizlemesi: #41292 · cevaplar: 28 · Okunma: 22,463

dentali
Mesaj Tarihi: 23-01-2010 - 14:06





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


QUOTE(Doğan Günay @ 23-01-2010 - 12:24 ) *
Evet...sonuç "muhteşem" olur vee...

Başkentin ünlü Belediye Başkanı göreve gelir gelmez, heykeltraşın eserini yerinden kaldırır ve "tükürmüşüm böyle sanatın içine" der.


eeeee, üllkemizin hali bu...
bir tarafta çağdaş görünen ama çağdaşlığı her tarafa siyasi heykelleri yerleştirmekte bulan göstermelik çağdaş yobazlığı...
öteki tarafta ise heykel anlayışına tümü,yle karşı çıkan, sanat olarak görmeyen dini yobazlık..

iki yobazlığın arasında sıkışmış heykelcilik sanatı....

bu sıkışmışlıkta da heykel sanatçılarımızdan sanat adına heykeller beklenmez...
  Forum: iskenderunla ilgili genel konular · Mesaj Önizlemesi: #41290 · cevaplar: 28 · Okunma: 22,463

dentali
Mesaj Tarihi: 23-01-2010 - 11:25





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


inönü heykelini portakalın yerine yerleştiriyorlar.. ne güzel.. yalnız heykelin o duruşu, yüz ayrıntıları pek de pozitif enerji yaymıyor... o kavşakta kaza olursa inönü heykelinin kendisinden ve de heykel sanatı yönünden hiç bir değeri olmayan bunu oraya koyanlardan bileceğim... heykelin yüz kısmına baktınız mı? inönüye hiç benzetemedim.. baştan savma yapılmış... surat asık.. sanki halkın tepesine binmiş, halkı dövecekmiş gibi bir görüntüsü var... valla o kavşağa gelen araçlar milli şefimize baktıklarında korkarlar, polisten ceza yiyecekler gibi korkarlar....

önceden portakalın o pozitif enerji yayan görüntüsü o heykelin yapılış çirkinliğini örtüyordu.... yanlış anlaşılmasın milli şefimize çirkin yaftası yapıştırmıyorum, heykelin kendisi çirkin yapılmış.... neyse ki yanına bir şeyler yapıyorlar.. şelaleye benzeri şeyler.. umarım o şelale su akıntısı baştan savma yapılmış heykeli ikinci planda tutar... bu görevi portakal çok çok çok iyi yapıyordu.....

bu tür baştan savma yapılmış siyasetçilerin heykelleri genelde dikta yönetimlerde her yere yerleştirliri... Avrupa ülkelerinde pek de siyasetçilerin heykellerini göremezsiniz.. heykel sanatçıları özgürdür, içlerinden gelen sanat ruhuyla heykellerini oluştururlar, sonuç da muhteşem olur... kimse onlara siyasetçi siparişi vermez... paralarını da bu siyasetçi heykelleri sayesinde kazanmazlar bizim ülkemizdeki gibi...
  Forum: iskenderunla ilgili genel konular · Mesaj Önizlemesi: #41288 · cevaplar: 28 · Okunma: 22,463

dentali
Mesaj Tarihi: 20-01-2010 - 19:18





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


QUOTE(Doğan Günay @ 20-01-2010 - 16:34 ) *
....

Sokaklar ve meydanlar, halkın isteklerini ve tepkilerini geçerli hukuk kuralları içinde ifade edebilecekleri demokratik toplumlara özgü ortamlardandır.

1.)Dikkatle baktım, hatta sordum: Banu Avar, “çakma sarışın” değil.Anadan doğma Dağıstan kökenli bir sarışın.( sayın Ali Bey’in –söylenene- değil de, kişinin fizikselliğine eleştirel değinmesi, benim bir ara bu sayfalarda Oscar Wilde’nin cinsel tercihini belirtmeme olan tepkisini anımsattı.Demek ki , olabiliyormuş.Fakat arada bir fark var: Banu Hanım hakiki sarışın, Oscar ise tescilli bir…)
2.)Amerikan aleyhtarlığı yeni değil. ODTÜ öğrencilerinin 1960 larda , 61 Anayasasının sağladığı özgürleşme ortamı sayesinde ABD Büyükelçisine yaptıkları protesto ve çeşitli kentlerde düzenlenen “6 ncı Filo Defol” , “Yankee Go home” mitingleri anılarda dır.
3.)Yıllarca “solcu”lar ve “Milli görüş” cüler tarafından benimsenen ABD karşıtlığına, çok şükür ki sonradan “Türkçü” ler de katılmıştır.( Her türlü kesimden –milli görüş gömleğini çıkaranlar ve eski Marksistler dahil- dönekler mevzuumuz dışıdır.)
4:) Banu Avar'ı hiç alkışlamadım. Dinledim. Yanlışları, doğruları vardı, her insan gibi.
5.) Geçen yıl, Belediye Kültür Merkezinde Belediye başkanı Mete Aslan'ın plaket verdiği amblemli kürsüde Prof.Yalçın Küçük te konuşmuştu.O da "veryansın" etmişti.

Gelelim Tekel işçilerine:

Eyleme devam mı, tamam mı referandumu yapmışlar ve yüzde 99 (doksandokuz) oranında eyleme devam kararı çıkmıştır.Tercihleridir, saygı duymak gerekir.
Aylık NET 1200-1350 TL olan ücretlerinin yarıya düşmesi karşısında demokratik tepkileri doğaldır. Ali Bey sonradan düzeltmiş: Önce 3000 lira olarak yazdığı ücreti, daha sonra 2000 lere çekmiş. Doğrudur. Ama giydirilmiş BRÜT ücrettir.Ali Bey’e bir noktada katılıyorum. ABD şirketi bana da 4000 lira versin, İskenderun’da Tekel işçisi olmaya hazırım… ama, mazur görsün şemmame memmame oynamam.smile.gif
"Savulun Banu Avar geliyor" başlıklı yazının sahibi bir "sosyalist" olduğunu söylüyor. merak ediyorum , Tekel direnişine ne der acep? Sanırım bu konuda "gerçek solcu" ise Banu Avar ile aynı parelelde olur. İşte birleştirici ortak bir nokta. smile.gif


Oscar Wildenin ön planda görüneni belirttiğiniz durumu değil, zekası, yazarlığı güzel sözleri herkes tarafından bilinen beğenilen yazardır.. Tescilli olan zekasıdır yani... size orda güzel bir sözü söylendiği halde sırf yabancı olduğu için cinsel tercihini ortaya attınız...söz güzel ama o bir i... Burada tersi bir yaklaşım var, elle tutulur düşünce göremediğimden fiziksel durumunu görme ve o yönde yorum yapmak durumum oluştu.... hakiki sarışın olması sarışınlarla ilgili fıkraları da hatırlattı, neyse onları aktarmayalım...

amerikan aleyhtarlığı yeni diye bir şey belirtmedim ben.... avarın bu çıkışlarını neden çok önce göremediğimizi söyledim... bbc radyosunda çalışırken, yine de bu aleyhtarlığı devam ediyor muydu? yine aynı şekilde konferanslarda bu batılılar bizim gazecileri basını ellerine geçirmek için gazete cemiyetlerine ziyaret ediyordu diye laflar sarfediyor muydu? iskenderuna gel, iskenderundaki gazeciler cemiyetine hakarette bulun... satılmışlara gelecek anlamlarda sözler sarfet... bu densizlik, bu terbiyesizliğine rağmen iskenderunlu olarak insanlar da onu dinleyip alkışlasın.

bir gerçek var ki, karşıt olduğunuz ülkeye gitmek için can atılır, imkanınız olsa oradaki okullarda çocuklarınızı okutmaya çalışırsınız, oradan yetişme yazarları alkışlarsınız ondan sonra batı ya da amerika karşıtı şeklinde kendinizi tanımlarsınız... sol dediniz, milli görüş dediniz farklı görüşler olarak anlaşılır da, türkçülük nedir lütfen izah eder misniz? çok şükür dediğiniz türkçüler kim? türkiyede yaşayan herkes türk ise solcular da sağcılar da milli görüşçüler de herkes türktür.... hımm.. anladım neyse bunlar etniğe bakarak türkçülük yhapanları kastettiniz.. kusura bakmayın etnik bağlamda yaklaşan herkes farkında olsun olmasın ABD nin hizmetindedir... bunu yakın tarihte ırakta cereyan eden olaylarda çok iyi görmekteyiz....

mete aslan habire ulusalcıları çağırırdı zaten o kürsüye.. bir de ulusal kanala çıkıp ermeni konusunda konuşturulmak istenmişti ki, tam bir rezaletti.. hiç bir tarihi bilgisi olmadığını kendi diliyle söylemişti... yalçın küçük ile banu avarın söylemlerinin aynı olması önemli değil.. kültürel değil, siyasi kimlikteki kişileri o amblem altında konuşturmak hatalıdır.. yalçın küçüğün konuşmasında amblemin kullanılması da hatalı.. avarın konuşmasında kullanılması da..

tekel işçilerin demokratik tepkileri doğaldır, benim de o tepkileri ve kendilerini eleştirmem doğaldır... bürokratların, elinde erk bulunan siyasetçilerin bu kurumlara ihtiyaç olmadığı halde işçi sokup sayı olarak şişirmeleri ve iş yerini hantallaştırmaları kabul edilemezdi... şimdi onların yaptıkları hatalar telafi edilmeye çalışılıyor.. sol demek emek, eşitlik demektir.. bir bölümde ihtiyaç olmadığı halde orada fazla işçi barındırtıp onlara çoğunluğun elde edemediği miktarda maaş bağlatmak eşitlik anlayışını savunan solculukla alakası yoktur...


  Forum: CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan kon... · Mesaj Önizlemesi: #41254 · cevaplar: 3 · Okunma: 4,592

dentali
Mesaj Tarihi: 31-12-2009 - 01:00





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


tüm iskenderunforum üyelerinin yeni yılını kutluyorum.... Beklentileriniz, hayalleriniz, umutlarınız, gerçekleşmesi dileğiyle nice yıllara....
  Forum: CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan kon... · Mesaj Önizlemesi: #41112 · cevaplar: 14 · Okunma: 8,623

dentali
Mesaj Tarihi: 31-12-2009 - 00:50





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


kutlamak isteyen isteyen sadece yılbaşı haliyle noeli karıştırmadan kutlayabilir.. İsteyen Hz. İsa doğum günü olduğunu bilerek kutlayabilir... İsteyen Aziz Nikolasın hayatından etkilenerek onun şahsına kutlayabilir..isteyen geceyi ibadetle de geçirebilir..... Kime ne??? Ve kime zarar verir? Hz İsa da bizim, Aziz Nikolas da, Hz Muhammed de.. ve de yeni yıla geçecek olan da biziz... Herkesin yeni yıla geçiş şekli kendisine özeldir..

Kutlama şekilleri Hiristyan halktan doğma bir gelenek olsa da, tüm dünyada Noel figürü benimsenmiştir.. Benimsenmesinin nedeni de Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolasın hayatındaki iyilik severliğidir... çocuklara hediye dağıtan noel baba figürü hiristyanlıktan çıkmış tüm dünya insanlarına ait olmuştu...Dünyaca benimsenmiş kültürlerin insanalrı bağlayıcılığı vardır.. Bugün Hindistanda budistler de yılbaşında noel baba figürü ile birlikte kutlamalar yaparlar, yahudiler de...

Bu artık inanç değildir kültür olarak bakmanız gerekir.. Kültürler halkları kaynaştırır, ve sadece bir halk içinde kalmaz.. Halkla arasında geçişkenlikleri vardır... Bugün müslüman kültürden doğma mevlana da dünya kültüründe yavaş yavaş yerini almaya doğru yönelmekte.. İnsanlara iyi gelen şeyler şundan bundan diye ayırt etmeden herkesçe benimsenir...

Ayrıca bizim topraklardan çıkmış olması onu sahiplenmemiz için ayrı bir neden.. Hiristyan olması önemli değil........

Noel Baba Kimdir?

Bütün dünyada Noel Baba olarak tanınan Aziz Nicholaos, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında önemli bir Lykia kenti olan Patara'da doğmuştur.


M.S. 300'e doğru Patara refah içindeyken kentte yaşayan zengin buğday tüccarının bir oğlu olur ve ona Nicholaos adı verilir. Doğduğunda göğün bir hediyesi, ana-babasının dualarının ve sundukları adakların bir meyvesi, fakirlerin bir kurtarıcısı olarak dünyaya geldiğine işaret edilmiştir. Daha gençliğinde bile mucizeler yarattığına inanılır. Bu inanca göre inşa halindeki bir kilisenin yıkılmasıyla enkaz altında kalan Nicholaos, annesi ağlayıp inlerken, üzerine yığılan taşların altından sağlam olarak kurtulmuştur.


Bir süre sonra babası öldüğünde büyük bir servetin tek mirasçısı olmuş ve servetini yoksullara yardım için harcamaya karar vermiştir. Bu sırada Patara'da önceleri çok zengin olan bir şahıs fakirleşmiş ve kızlarının çeyizini yapamayacak duruma gelmiştir. Çaresizlikten kızlarını satmayı bile düşündüğü bir anda, Nicholaos durumu görerek onlara yardım etmeye karar verir. Kendini belli etmemek ve aynı zamanda gururlarını kırmamak için kızların evine gece gider. Onlar uykuda iken büyük kızın açık olan penceresinden çeyizine yetecek olan bir kese altını içeri atar. Sabah parayı bulan büyük kız çok sevinir ve kötü durumdan kurtulur.


Daha sonra ortanca ve küçük kızın çeyiz paralarını da karşılamak isteyen Nicholaos, pencereleri kapalı olduğu için bacadan atar. İşte Noel Baba'nın yılbaşında hediye bırakma öyküsü böylece doğar. İkonalarda ve resimlerde de Nicholaos'ın üç altın top ile gösterilmesi bu yüzdendir.
  Forum: CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan kon... · Mesaj Önizlemesi: #41111 · cevaplar: 14 · Okunma: 8,623

dentali
Mesaj Tarihi: 29-12-2009 - 10:46





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


İsanın doğum günü yılbaşında değil, 25 Ocakta kutlanır.... Hiristyanlar bugünü kiliselere giderek ayinlere katılarak ibadetle kutlarlar...
Yılbaşındaki kutlanaların ise ne Hiristyanlar için ne de diğer inanç sahipleri için dini yönü yoktur... Kutlamalar sadece yeni yıla geçilmesi nedeniyle yapılır... Yani bahsedildiği gibi mübarekliği yoktur... amaç insanların eğlenmelerini insanların sevinçlerini bile çok göre yobaz kesimin konuyu saptırmasıdır.... Yılbaşı bahanedir, doğum gününüzü bile eğlenceli olarak kutlarsanız bu kesimi rahatsız edersiniz....

Kutlamalar insanların değerlerine göre değişir, bazıları mütevazi şekilde ailesiyle toplanarak kutlar, bazıları arkadaşlarıyla kutlar, içkiyi seven içki kullanır, sevmeyen kullanmaz.. içki içmek zina etmek kumar oynamak yılbaşını kutlayan tüm insanlara atfedilmiş.. sanki yılbaşı kutlamalarının olmazsa olmazı gibi...

Hz İsa ümmetinin eğlendiğini görse, tüm insanlarının birbirni öldürmek için değil eğlenmek, günü güzel geçirmek için toplandığını görse ümmetinin haline ağlamaz, sevinirdi...

yani bu yazı o kadariğreti olur.. sapla saman o kadar karıştırılabilir.. dünya insanlarının toplu olarak eğlenmek için seçtiği bir günde sen git iki rekat namaz kıl denilmiş... aynı, düğüne gitmişsiniz, herkes eğlenirken, aman bunlar eğleniyor, ne yaptıklarının farkında değil, sapıtmışlar, ben gidip iki rekat namaz kılıyım gibi... her şey yerine göre iyidir.. din de eğlenceler de.. birbirine karıştırırsanız insanları dine yaklaştırmaz uzaklaştırırsınız...

ve dünyada herkesin kin üzerine değil sevgi üzerine birleşebildiği yılbaşı gününde gönülleri provake etmek için dost edinmeyin ayetini çok güzel yerleştirmiş yazı sahibi.. ayetin neden indiği, hangi zaman şartlarında indiği araştırılmadan bilinmeden... islam mantık dinidir, hiç bir akıl sahibi bu ayetin inancından olmadığı için diğer insanlarla arkadaşlık kurma anlamında olmayacağını bilir...

kutlamalardaki noel figürünün da bizim anadolu topraklarından çıktığını da hatırlatmaya gerek yok...
  Forum: CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan kon... · Mesaj Önizlemesi: #41098 · cevaplar: 14 · Okunma: 8,623

dentali
Mesaj Tarihi: 24-11-2009 - 10:48





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


QUOTE(nbaholu @ 24-11-2009 - 08:53 ) *
Ülkenin ağır sorunlarını nasıl gizlersiniz... Bir bardak suda fırtına kopararak...
Ya da Onur Öymen'in iki cümlelik lafını evirip çevirip bir facia haline getirerek...
Böylesi gözü kara istismar ancak dürüst mücadeleden korkan ve başarıdan umudunu kesenlerin meşgalesi olabilir.
Öymen’in tam ne dediğini burada tekrarlamaya gerek yok. Çok yazıldı. Ama istismarcı çevre lafı yazıldığı gibi değil yutturmak istediği gibi anlıyor. Adama yüz defa anlatsanız, yüzüncü defada yine “Öymen katliamı savundu” demekten vazgeçmiyor.
Ne dedi Öymen? Atatürk’ün Dersim ve Şeyh Sait gibi isyanlar karşısında isyancılarla müzakereye değil, mücadeleye giriştiğini anlatmak istedi. Amacı iktidarın PKK ile "mücadeleye değil, müzakereye" girişmesini eleştirmekti. Ne Dersim’de yaşanan acıları savundu, ne isyanı bastırma biçimini, ne kan dökülmesini...
Ne var ki propaganda çarkçıları kafaları sürekli bulandırıyor.
PKK ve AKP, Kürt açılımının foyasını ortaya çıkartan CHP ve Onur Öymen'e karşı bir intikam operasyonu yürütüyor. Propaganda makinesini iki çarkçı birlikte çeviriyor. Kimi Aleviler de Sivas’ı, Maraş’ı unutmuş, bu ucuz dolmuşa atlamış görünüyor.
Onur Öymen yalnız açılıma karşı engel değildir. Ulusal çıkarlar için yılmadan mücadele veren, dış politikada her türlü tavize karşı duran en donanımlı milletvekilidir. Baykal'ın omuzdaşıdır.
Bu mücadelesi, altı eşelenen o bir çift sözünden çok daha önemlidir.
Bu değerli görev adamı, Dersim sözü bahanesiyle imha edilirse, ülke çok şey kaybeder...
Milliyrt Gazetesi Melih Aşık alıntı...

Dürüst mücadeleden korkmayanların çığlıklarıdır bunlar...
Mücadele edecekseniz halkınızı incitmeden, onlara yapılmış geçmişteki zulmü onaylamadan mücadele edeceksiniz..
Öymenin ne demek istediğini gerçekten yazmaya gerek yok.. Israrla kendisine bu ifadelerinin yanlış olduğu söylendiği halde, tepkiler gösterildiği halde söylediklerinden geri dönmemiş, tepesindeki demokratlıkla hiç alakası olmayan adamın onayıyla da o onursuz sözlerinin arkasında durmuştur...
PKK ile mücadele etmesi gerektiği düşüncesini savunabilir.. Hiç bir demokratik açılımın bu ülkeye bu halka yakışmadığını, bu halkın anlayacağı dil tepesine binmek olduğunu da savunabilir....
Ama kanayan bir yara olan dersimi bu düşüncesine örneklendiremez...
Örnek olarak verirseniz dersimdeki katliamları da benimsemiş olursunuz...
Ki , sonraki açıklamasında bu katliamların önemsiz olduğunu ima eden yan hasar ifadesi de bir ikinci talihsizlik ve bir ikinci özür dilemesi gerektiren durumdu...
Orada kasti olarak yani savaş esnasında istemiyerek değil öldürülen binlerce çocuk yan hasarla ifade edilirse bu insanın insanlğından şüphe ederim... Çocukları kazada ölürlerse, kazayı tanımlarken arabasıyla birlikte çocuklarının ölümüne de kazanın yan hasarı olarak tanımlası...
Aleviler ne zaman kendilerine haksızlık yapıldıysa buna karşı çıktıklarında aman sakin olun bu başkalarına yarar yaklaşımlarla teskin ettirilmeye çalışıldılar...
Aleviler AKP ye oy vermedikleri halde insancıl yaklaşımları AKP den görüyorlar... CHP den değil... Tersi olması gerekirken ..
Alevilerin bu tepkisini durdurmak için AKP, DTP bahanelerini kimse önlerine sürmesin... Bu tepki en çok halkın çıkarlarını unutarak tepedeki katillerin çıkarlarını savunan demokratlıktan uzaklaştırılan CHP yi düzeltmeye yarayacaktır.... CHP nin bu çizgisi devam ettikçe sadece alevileri değil çoğu kişiyi kaybedecektir...
Aleviler sivası da maraşı da unutmadı... Bu katliamları kışkırtanların devletin tepesindeki örgütlenmelerin olduğunu artık çok iyi biliyor...
  Forum: CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan kon... · Mesaj Önizlemesi: #40847 · cevaplar: 29 · Okunma: 22,480

dentali
Mesaj Tarihi: 23-11-2009 - 13:06





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


Eğitim Şart,



Devletin insan öldürme değil insan yaşatma mekanizması olduğu öğretilmesi şart,

Devletin halkına kin besleyen düşman gören bir kurum olmadığını, böyle bir kurum haline gelmişse tüm halkın bundan zarar görebileceğinin öğretilmesi şart...

Halkın vatandaş olarak haklarını bilmesi ve haklarına devletin tüm korkutma mekanizmansını kendisine yönlendirse bile sahip çıkması gerektiğinin öğretilmesi şart..

Devletin demokratikleştirilmesinin tüm halkın yararına, faşiştleştirilmesinin ise sadece devletten nemalanan azınlığın yararına olduğu öğretilmesi şart...

Devlet katliam yaptığı için suçlanmasının o kurumu elinde buluduraların bir daha aynı şeye teşebbüs etmelerini engelleyeceğinin, devletin her yaptığına boyun eğmenin suçlamamanın ilerde de aynı katliamları yaşayacağımızı öğretilmesi şart.

Katliamcıların en çok milli değer üzerinden insanlarımızı kandırıp katliamlarını meşru getirdiklerini insanlarımıza öğretmek şart...

Devlet kurumlarında halk hiç bir haksızlığa karşı çıkmıyorsa kurumların suç örgütü olabileceğini, halk bu suç örgütlerinin oyuncağı olabileceğini milli değerleri kullarak kendilerini sevenlerin vatansever olduklarını aşılayacaklarını, halkı yapay fraksiyonlara ayırarak birbirine düşürüp yapmak istedikleri katliamları halkı birbirine kırdırtarak yapabileceklerini örnekleriyle öğretilmesi şart...

Söz konusu vatandaş ise devlet kurumlarının teferruat olduğunun öğretilmesi şart...

Dersimde halkı kıyıma uğratan devlet kurumlarındaki halka karşı olan aşırı nefretin kaynağının ne olduğunun öğretilmesi şart.

Halk olarak aramızdaki farklılıkların ve bu farklılıkların yaşanmasının hiç birimize zararlı olmadığı, ama devlet kurumlarındaki şer odaklarının bu farklılıkları çok tehlikeli olarak gösterip bu farklılıklardan politika üretip yaşamlarınını sürdürebilediğinin öğretilmesi şart..

Sunniler aleviler, dinciler dinsizler, türbanlılar türbansızlar kendi aralarında problem olmadığını, problem oluşmuşsa bu problemin devlet kurumlarındaki şer odaklarının provakasyonlarıyla oyunlarıyla olduğunun öğretilmesi şart...

Bu şer odaklarının bizi kandırmaması için her daim uyanık olmamız gerektiğini, bunlar devlete sinmişse temizlenmesi için herkesin mücadele etmesi gerektiğinin öğretilmesi şart...

Eğitim gerçekten şart.....
  Forum: CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan kon... · Mesaj Önizlemesi: #40845 · cevaplar: 29 · Okunma: 22,480

dentali
Mesaj Tarihi: 23-11-2009 - 12:40





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


CHP'de şok istifalar!
CHP'de Onur Öymen'in 'Dersim' olayları ile ilgili sözlerine tepkiler sürüyor.
Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in Dersim olayları ile ilgili sözleri nedeniyle Tunceli'de CHP'li üç ilçe belediye başkanı, iki ilçe başkanı ve yönetim kurulu üyeleri ile CHP'li eski milletvekili Hasan Göyüldar partiden istifa ettiklerini açıkladılar.

Kılıçdaroğlunun da katilleri öven sosyal demokratlıkla halkçılıkla alakası olmayan bir partide gittikçe artacak tepkilerin etkisiyle fazla kalamayacağını düşünüyorum. Aslında bu açıklamaların yapıldığı ve genel başkanın bu açıklamaları onaylar tavrından sonra istifasını vermeliydi.....
  Forum: CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan kon... · Mesaj Önizlemesi: #40842 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,339

dentali
Mesaj Tarihi: 22-11-2009 - 13:30





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


Sayın Günay,
O dönemde ne bosna ne sirbistan vardı. Yugoslavya ülkesi içinde hakim olan ırk(sırblar) hakim olmayan ırklara zulüm yapmıştır. Siz istediğiniz kadar benzetmeyin... Sırblara göre de boşnaklar ile diğer ırklar ülke yasalarına karşı çıkan, ülke bölünmesini amaçlayan, düzene karşı çıkan isyancılardı. Ve bunu katliam şeklinde de bastırmakta haklı olduklarını düşünüyorlardı. Halk tarafından değil devlet ideolojisi yönünden baktığınızda doğrular değişir. Hangi tarafın doğrularını seçeceğiniz tercihinize kalmıştır.

Ülkeler kurtuluş mücadelesini tüm halklarıyla birlikte verirler, Türk, Kürt, Çerkez, Laz hepsi birden bu savaşı kazanmışlardır... TC kuruluşundan sonra unutulan nokta budur. Bugün çerkezler çerkez ethemin hain ilan edilişi nedeniyle içlerinde burukluk yaşamaktadırlar. Şark kanunlarıyla binlerce yıldır kendilerini farklı ırktan hisseden insanlar bir yıl içinde başka ırka geçişleri istenmiştir. Bırakın katliamları sadece bu yönden baksanız o dönemin doğuda kaos yarattığı yasaları uygulamaları insanlık dışıdır....

Sizin yaklaşımınız, devlettir ne dese doğrudur... Kısa ve net... Orası isyan etmiştir, o yüzden çoluk çocuk öldürülmüşlerdir. Bunun sosyolojij ayrıntıları sizin için önemli değildir. Biz bu zihniyetin karşısındayız sayın Günay. 500 yıldır her devletin istilasına karşı çıkmış kendi silahlanmasını yapmış bir bölgeyi devletle entegrasyon aşamasındaki uygulamalar yanlıştır. Siz bu yanlışlığı bile irdelemiyorsunuz. Sadece kafanızda isyan kelimesi var. Bu isyanın oluş nedenleri koşulları, çözüm yolunun hataları sizin için önemsiz ayrıntılar gibi görünüyor. Bakın o günlerde günümüz morden insan algısına uygun doğu yasası da vardı. Biliyor muydunuz? Bu yasa ile de doğunun karşısına çıkılabilirdi. Bu yasa da dersimdeki alevilere kimlikleriyle yaklaşılacaklardı. Sizler türk alevisisiniz kürt alevisi değilsiniz şeklinde kimlik baskısı uygulanmayacaktı. Ayrıntılarını hatırlamıyorum. Haber türk gazetesinde Murat Bardakçı'ının bugünkü yazısını okuyabilirsiniz... Şark iskan kanununa göre daha kabul edilebilir ve katliamın oluşumunu engelliyecek ve eminim o bölgenin tüm insanları tarafından kabul edilebilecek maddelerdi..

Dış ülkeler müdahale edememiştir diyorsunuz.. Sayın Günay, devlet oluşumlarında halk önemsizdir. İngiltere olsun diğer ülkeler olsun sizin iç meselenizde istediğiniz kadar katliam yapın, yarar ilişkisi yoksa karışmaz. Karışamaz değil. Malesef insanlık dışı uygulamalarda devletlerin karışma nadir görülür. Ancak dünya sivil örgütlerinin ya da o karışacak ülkenin içindeki sivil halkın hükümetlere aşrıı baskısı ile müdahaleler olur. Bizler halk insanı olarak devletin yaklaşım tarzından çok halkın yararına olacak yaklaşımları destekleriz. İngilterede iç kıyım olsa bugün tüm dünya insanlarını birleştiren sivil örgütleri ülkemiz içinden de ses çıkaracaklardır.

Amaç feodaliteyi yıkmaksa şayet, bu kadar kanlı baskını göze alan bir operasyonda günümüzde ağalık sisteminin tamamen yok olması gerekiyordu. Amaç feodaliteyi yıkmasa şayet, o bölgede devlet yanlıları olan aşiret ağaları da hedef alınmalıydı. Ama devlet yanlıları olan aşiretler devletin tüm imkanlarından günümüze kadar yararlandılar.. O bölgenin casusluk görevini üstlendiler. Devlet kurumlarında her istediklerini yaptıran kodaman ağalar oluşturuldu. Ve kendi halkında daha zalim olan bir ağalık sistemi devam etti....

Karakol baskını,
O baskının ayrıntıları da farklı şekilde anlatılır.... Karakoldan bir askerin o bölgeden bir kıza tecavüzü sonunda olduğu da ortaya çıkar. O dönemde doğu bölgelerinde namus kavramının ne kadar önemli olduğunu irdelemenin anlamı yok. Her ne şekilde olursa olsun mücadele sadece silahlı gruplar arasında olur. Halkın tümünü katliamdan geçirmenin bir sebebi olamaz... Asker olsun, eşkiya olsun, terörist olsun silahlı iki grup arasındaki mücadeleyle silahlı grupla silahsız gruplar arasındaki mücadele hiç bir zaman aynı kefede tutulamaz...

Evet sayın Günay, o son alıntılı yazıyı eklemenize fazla yanıt yazmak istemiyorum. O yazarın zihniyeti ve uslubundaki kanla beslenen çakallar tarafından bu ülke günümüze kadar bu sorunlarla uğraştı. O günlerde mağara içine sığınmış masum çocuk ve kadınların katlini onaylayan insan dışı varlıklar, çakallar günümüzde bir müzenin çocuklar içinde varken patlatılmasını da onaylıyorlar. Sırf ülkede kaos yaratıp her istediklerini yapma geleneğini sürdürmek isteyenler çocukların toplu olarak öldüreceklerdi. Sayın Günay zihniyet aynı, ama sanki biraz modernleşmiş gibi ne dersiniz..? Eskiden mağaralarda öldürlern çocuklar günüüzde modern bir müze içinde öldürülmeleri düşülmüştü.. Bu çakallar varken dersim tüm masumiyetiyle o derin uykusunda yatmaya devam etmeliydi. Bu kirli kalemler, kanla beslenen kalemler dersime dokunmasınlar.... O dönemin katliamından kurtulmuş bugünün yaşlı tanıklarına da dil uzatmasınlar..
  Forum: CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan kon... · Mesaj Önizlemesi: #40836 · cevaplar: 29 · Okunma: 22,480

dentali
Mesaj Tarihi: 21-11-2009 - 12:19





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310


Asimilasyon olarak kabul etmemeniz gerçekten ilginç. Bu uygulamaların hiç biri asimilasyonu uymuyorsa o zaman bu kelimeyi TDK ya söyliyelim sözlükten çıkarsınlar. Bu yönde bir tartışmaya gerek görmüyorum.

Siz bugünün insanı olarak o günün insanlarının uyguladıkları çözüm yöntemlerini onaylıyor musunuz?
Dersim katliamının oluşunu sadece vergi ve asker vermedikleri için olduğuna gerçekten inanıyor musunuz? Vergi ve asker vermeyenin çözümü halkını çoluk çocuk demeden yok etmek midir. Bu düşüncedeki her sorunun şiddetle çözümleneceğini düşünen eskimiş, demode olmuş devlet statüko ürünlerini hala savunuyor musunuz? Savunuyor musunuz derken dönemimiz de de uygulayabiliriz diyenlerden misiniz? Yoksa her insan kendi anadilini koruyarak, özgürce konuşarak, kendi öz kültüründen devletin rahatsız olmadığı ve bunları koruma altına aldığını kendi yasalarına koyduğu demokratik bir ülke oluşturma düşüncesinde olan halkçı, demokratik bir kişi misiniz?

Lozan anlaşmasıyla ülkelerle anlaştık sınırlarımızı oluşturduk, artık bize sunulan sınırlar içindeki iç sorunlarımızı her türlü yöntem uygulayarak çözümleyebiliriz, hiçbir ülke karışamaz şeklindeki düşünceyi mi onaylıyorsunuz? Ülkeler arasındaki hukukta bir ülke kendi insanına karşı vahşet uyguluyorsa diğer ülkelerin bu vahşete dur demesi için karışma hakkını da verir. Sırpların kosovalıları boşnakları katlettiği dönemlerde sizin dediğinize göre o zaman hiçbir ülkenin Yugoslavyaya karışmaması gerekirdi. Yugoslavyanın iç meselesidir denilebilirdi.

Birinci dünya savaşı sonrası dönemde bu tür ülkelerin iç meselelerinde yeni kurulmuş milletler cemiyetinin malesef etkinliği fazla değildi, kendi kurallarını fazla oturtamamıştı.... O dönemde milletler cemiyeti kuruluken ülkeler arasında savaşı engellemek hedeflenmişti, ama iç savaştaki insan ihlallerinden oluşabilecek insan kıyımları düşünülmemişti.... Ki o yıllarda 1935 sonrası yıllarında faşist ispanya yönetimi iç savaşta kendi halkına acımasız katliamları uygulamıştır, Almanya da aynı şekilde.. Ülkemizde de bu tür iç savaşta katliam modelinin seçildiğini dersim katliamında görebiliyoruz... Milletler cemiyetinin devamı olan birleşmiş milletler cemiyeti ikinci dünya savaşı sonrasında kurulduktan dünya ülkelerindeki etkinliği sağlanabilmiş oldu. Bugün avrupa insan hakları mahkemesi diye bir kurum var ve biz bu kurumu kabul etmişiz. Bu kurum sayesinde ülkeler kendi insanlarına karşı uyguladıkları haksızlıklar sorgulanmaya başlandı, gerektiğinde ülkeler cezalandırılırdı. Siz Doğan bey hiç bir dış kuruma hesap vermeyen insanlarını istediği şekilde faili meçhullerle yok eden anti demokratik, bireysel hakları hiçe sayan bir ülkede mi yaşamak istersiniz? Yoksa insan hakları yönünden kendine güveni tam bu yönde hesap vermekten çekinmeyen, kendi insanlarına korku salmayan bir devlet yapısında mı yaşamak istersiniz?

Kültürümüzü yaşatmak kimliğimizi korumak istiyoruz diyenler gaflet içindeydiler demek öyle mi? Buna sığınılmış diyorsunuz, yani önemsiz esasında.. Bu tür istekler insanlar için önemsiz öyle mi? Asıl sorun vergi vermediler asker yollamadılar, o yüzden şark iskan kanunları konuldu, o yüzden şark iskan kanunlarında o bölgedeki türk kültürü dışındaki tüm kültürler yok edilmesi için yapılması gereken uygulamalar sıralandı. Diğer dillerin konuşulması yasaklandı. İsyan asker vermek istemediklerinden sadece. O yüzden direniş dersim dışına da sıçradı. O yüzden dersim dışındaki diğer doğu illeri de asimilasyonlara direniş gösterdi…. El insaf… dersim dışındaki tüm şark bölgeleri osmanlıya da ve cumhuriyete de asker göndermiştir.. ama tümüne de şark kanunları uygulandı. O döneme göre vatandaş olmak için kendi dilini kültürünü unutmaktan geçerdi. Ve Doğan bey vatandaşlık bağlamını hala o döneme göre tanımlayabiliyor. Bu kelimeye hiçbir ilerleme kaydettirmeden. Statüko dedikleri bu olsa gerek. Durağanlık. Sol düşüncesini halktan yana üretir, ve düşünceler durağan değildir, halkın yararına göre düşüncelerini devamlı geliştirme yoluna gider.

Neden sadece dersim isyan etti de diğer aleviler isyan etmedi. Alevilik içinde haksızlıklara karşı direnişi içerir. Osmanlı tarihinde osmanlının haksızlıklarına karşı da direnen Türk kökenli alevileri de sahnede görebilirsiniz… Bugün alevilerden türkü kürdü arabı tek ses olarak CHP nin insanlık dışı söylemine karşı çıkıyor. Yani dersimliler isyan etti, siz diğer aleviler isyan etmediniz o yüzden CHP ye sizler karşı çıkmayın, CHP nin sizlere lafı yok gibi yaklaşımlarla dersim dışındaki alevilerin hala desteiğini alacağını düşünüyorsa büyük yanılgı içindedir. Tüm alevilerin dersime bakışı aynıdır. Türkü olsun arabı olsun kürdü olsun.. O bölgenin insanlarına asmile etmek uğruna insanlık dışı uygulamalar yapılmıştır… Bu gerçeğe tüm aleviler isyan eder.

O yasalar cumhuriyetin tümünü kapsayan yasalar mıydı? Tunceli kanunu çıkartacaksınız, her sözünü yasa kanun tanımayan bir adamı başa getireceksiniz, her istediğini koyun sürüsü gibi sen köyünden çık şuralara gideceksin diyebilecek. İstediği köyü sürecek, istediklerini öldürebilecek, çocukları annelerinden bir daha kendilerinden haber alamayacak şekilde ayırıp yatılı mekteplere yollama hakkınız olacak, o yörenin insanları bunların hiç birine karışlamıyacak.. Her türlü zulmü uygulama hakkınız olacak. Buna karşı çıkanlara da devlet yasalarına karşı çıkıyorlar hiç bir ülke buna müsamaha etmez deyip uygulamaları haklılık boyutuna getirmeye çalışacaksınız... El- İnsaf yani..... "Yasaların dışına çıkarak, insanlık dışı davranışlarda bulunan işgüzar devlet görevlilerini mazur görmek te mümkün değildir." bu cümleniz de çelişkileri kapsıyor. Yasaların dışına çıkabilme yetkisini veren devletin kendisidir sayın Günay. Tunceli yasasını hazırlayanlar buna imkan sağlıyorlar zaten. Sayın Öymenin durumuna düşmeyin siz de.. Bu katliama karşı çıkıyorsunuz, uygulayanları suçluyorsunuz, o zaman bu da suçlu muydu şu da suçlu muydu deyip en tepelere çıkar tıkanırsınız.... Kendi ideolojinizi sorgulama noktasına gelirsiniz... Ve sorgulayamazsınız....

İngilizler kışkırttı... İfade ne de çok kullanılmıştır. Kurtuluş savaşında Erzurumu Rus istilasından koruyan seyit rızayı ingilizler kışkıttı.... Kurtuluş savaşının baş aktörlerinden Çerkez Ethemi haksız uygulamalara karşı çıkması sebebiyle hain ilan ettik ve yaftayı yapıştırdık ingilizler kışkırrttı.... Kurtuluş savaşının baş aktörlerinden Kazım Karabekir ve diğer arkadaşları yöne hakısz uygulamalara karşı çıktılar diye hain ilan edilirler. onları da ingilizler kışkırtmıştır... Ülke kurulurken içte her türlü düşmanlığı yaratacak uygulamaları kendi kendiimize koyduk buna karşı çıkan tüm topluluklarımızı ingilizler kışkırrttı deyip kendi suçumuzu örtbas etmeyi başardık.... “İngilizler adına siyasetimiz de yaman oluyor vesselam…”

En son cümlelerinizde etnik vurguya getirmeniz beni hiç şaşırtmadı. Onlar kendilerini kürt, türk, veya arap kabul etseler ne önemi var sayın Günay…. O dönemin katliamlarının tek oluş nedeni tek etnik köken üzerine ulus yaratma düşüncesiydi. O yüzden şark iskan kanunlarına bakarsanız tüm doğu illeri sıralanarak esasında bunlar kürt değildi türktü ama kendilerini unutmuşlar lafları sıralanır. Tepeden halkı şekillendirmek insanları olduğu gibi kabullenmemek gerçekten bugünün insanı olarak o dönemin insanlarına baktığımda oldukça şaşırtıyor beni. Ülkemizi suçlamamak lazım. O dönemde etnik kökene göre ulus yaratma ve bunun inşası için her şeyi meşru görebilen 1938 lerde Almanların Hitleri de vardı… İnsnlık dışı yöntemleri o dönemin insanları kabullenebilir ama bu dönemin insanları asla kabullenemez.
Ehlibeyt, Peygamber soyu anlamına gelir. Ama peygamberimizin kızıyla evlenen Hz Ali nin soyundan gelir. Yani sadece erkekler değil kızlarıyla evlenenler de bu soydan kabul edilirler. Peygamber soyundan olanlarla sadece araplar mı evlilik oluşturdu? Farisilerden de Türklerden de seyit kabul edilen insanlar vardır. Elbette bu soydan kız alan erkek hangi dili biliyorsa o dili konuşarak devam ettirmesi doğaldır.
  Forum: CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan kon... · Mesaj Önizlemesi: #40832 · cevaplar: 29 · Okunma: 22,480

dentali
Mesaj Tarihi: 20-11-2009 - 14:35





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310





İş adamı rüyasında gördüğü yere türbe yaptırıyor18 Kasım 2009 16:48Hatay'ın İskenderun ilçesinde bir iş adamı, rüyasında gördüğü mezar yerine türbe yaptırıyor. HATAY (İHA) - Hatay'ın İskenderun ilçesinde bir iş adamı, rüyasında gördüğü mezar yerine türbe yaptırıyor.

Gürsel Mahallesi'nde Vakıflar taşınmazına ait 33 bin 699 metrekare alan üzerinde bulunan eski mezarlık yanında İskenderunlu iş adamı Bülent Dinç, rüyasında gördüğü Şeyh Muhammet Litren'in mezarının yerini tespit ettirerek türbe ve ibadet alanı olarak inşaat yaptırmaya başladı. İşçilerin hummalı bir çalışma içerisinde olduğu yerde çalışanlar, türbenin iş adamı Bülent Dinç'in gördüğü rüya üzerine yapılmaya başlandığını söylediler.

Türbe inşaatının sorumlusu olan Bahri Karaali, "Bülent Bey Afyon'da iken rüyasında bu mezarlıkta yanında da hurma ağacı bulunan yerde Şeyh Muhammet Litren'in mezarını görmüş. Bunun üzerine bölgedeki din adamlarına danışarak mezarın yerini tespit ettirmiş ve mezarın Şeyh Muhammet Litren'e ait olduğu belirlenmiş. Bundan sonra da burasının ibadethane olması için türbe yapılmasına başlandı. Çevredeki vatandaşlar da maddi manevi olarak destek veriyorlar. Türbeyi Kurban Bayramı'na yetiştirmeye çalışıyoruz" dedi.

Vakıflar Hatay Bölge Müdürlüğü'nden yetkililer, arazinin vakıf arazisi olduğunu, yapılan türbe inşaatının izinsiz olduğunu, bu sebeple inşaatın 15 gün içerisinde yıkılması için İskenderun Belediyesi'ne yazılı müracaat yapıldığını bildirdiler.




Kaynak: Yurthaber.com
  Forum: iskenderunla ilgili genel konular · Mesaj Önizlemesi: #40830 · cevaplar: 0 · Okunma: 3,402

17 Sayfa V   1 2 3 > » 

New Posts  
No New Posts  
Hot topic  
No new  
Poll  
No new votes  
Closed  
Moved  
 

iskenderunForum kuruluş tarihi:17 ekim 2006

Basit Görünüm Tarih: 27-03-2017 - 23:24