iskenderun forum

Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )

İSKENDERUN'UN GÜNCEL FOTOĞRAFLARINI FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. https://www.facebook.com/iskenderunforum.com
  İskenderun Resimleri      İskenderun Genel& Sorunlar& Öneriler     İskenderun kültür,turizm

 
Reply to this topicStart new topic
> iskenderunlular siz neyi kutluyorsunuz festivalde?
misafir
mesaj 04-07-2009 - 12:40
İleti #1





Grup: üye
İleti: 1,471
Katılım: 13-02-2008 - 12:01
Üye No: 2,784
isim: misafir



merak ettim iskenderunlular sizler festivali kurtuluş olarak kutluyorsunuz. devlettiniz tek başınıza kendinizi yönetiyorsunuz.bir ordu geliyor ülkenize yerleşiyor. devletiniz yıkılıyor. buna nasıl kurtuluş olarak kutluyorsunuz. çok saçma.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
mesaj 04-07-2009 - 12:40
İleti #


Teşekkürler


Grup: Bot

Katılım: 1 Dakika önce




Go to the top of the page
 
Quote Post
misafir
mesaj 04-07-2009 - 19:26
İleti #2





Grup: üye
İleti: 1,471
Katılım: 13-02-2008 - 12:01
Üye No: 2,784
isim: misafir



QUOTE(misafir @ 04-07-2009 - 12:40 ) *
merak ettim iskenderunlular sizler festivali kurtuluş olarak kutluyorsunuz. devlettiniz tek başınıza kendinizi yönetiyorsunuz.bir ordu geliyor ülkenize yerleşiyor. devletiniz yıkılıyor. buna nasıl kurtuluş olarak kutluyorsunuz. çok saçma.



bu sitenin adı iskenderun ama, iskenderunlu baba yiğit bir yöneticisi yok, buradaki mesaja göz yumuyor.


iskenderunumuzun buraya bu mesajı yazan zihniyetlerden kurtuluşunun 71.yıldönümü kutlu olsun.

Go to the top of the page
 
+Quote Post
misafir
mesaj 04-07-2009 - 19:32
İleti #3





Grup: üye
İleti: 1,471
Katılım: 13-02-2008 - 12:01
Üye No: 2,784
isim: misafir



QUOTE(misafir @ 04-07-2009 - 12:40 ) *
merak ettim iskenderunlular sizler festivali kurtuluş olarak kutluyorsunuz. devlettiniz tek başınıza kendinizi yönetiyorsunuz.bir ordu geliyor ülkenize yerleşiyor. devletiniz yıkılıyor. buna nasıl kurtuluş olarak kutluyorsunuz. çok saçma.



o kadar büyük bir laf etmişsinde,,,sende o yürek ve cesaret varsa idi ismini yazsaydın...

lafının arkasındamısın yoksa altında ezilecekmiydin. görürdük..
Go to the top of the page
 
+Quote Post
dentali
mesaj 04-07-2009 - 23:14
İleti #4





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310
isim: Ali
meslek: xxxx
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: ....



QUOTE(misafir @ 04-07-2009 - 12:40 ) *
merak ettim iskenderunlular sizler festivali kurtuluş olarak kutluyorsunuz. devlettiniz tek başınıza kendinizi yönetiyorsunuz.bir ordu geliyor ülkenize yerleşiyor. devletiniz yıkılıyor. buna nasıl kurtuluş olarak kutluyorsunuz. çok saçma.


selam,
aşağıdaki yazıya göre bakıldığında
beş Temmuz hatayda sayım yapılması için Türk askerlerinin girmesi günü... bu tarihte Hatay devletinin sayımla birlikte Millet Meclisi oluşturuluyor. Türk askerinin girişi nedeniyule kutluyoruz dersek, Türk askeriyle birlikte Fransız askerleri de bu topraklara birlikte giriş yapmışlar. O zaman Fransız askerlerin de girişini otomatikmen kutlamış oluyoruz. Şayet Fransız askerlerinin hataydan tamamen çekilişleri nedeniyle kutlama yapacaksak bu gün 7 Temmuza tekabul ediyor. Fransız askerleri (Hatay'da görevli son Fransız birliği 7 Temmuz 1939 günü Antakya kışlasında yapılan törenle Hatay'dan ayrıldı. ) Ayrıca bu gün içinde de Hatay Türkiyeye dahil oluyor. 7 Temmuz bence kutlama için daha anlamlı bir gündü.

"Türkiye ve Türkiye ve Fransız heyetleri arasında Antakya'da yapılan ve bir hafta süren görüşmeler sonunda, 2500 Türk ve 2500 Fransız askerinden oluşacak birliklerin Hatay'a girmeleri ve sayımın bu birliklerin denetimi altında yapılması kararı alındı. Bu karar gereğince, 5 Temmuz 1938'de Kurmay Albay Şükrü Kanatlı komutasındaki Türk alayı törenle Antakya'ya girdi. Alınan tedbirler ile sayım işlerine 22 Temmuz 1938 tarihinde yeniden başlandı ve sayım işlemi 1 Ağustos 1938 tarihinde tamamlandı. Sayım sonucunda seçmen sayısı: Türkler 35.847, Aleviler 11.319, Ermeniler 5.504, Araplar 1.845, Ortodoks Rumlar 2.098, diğerleri ise 395 kişi olarak tespit edildi. Bu sayılara göre Millet Meclisi için: Türklerden 22, Alevilerden 9, Ermenilerden 5, Araplardan 2, Ortodoks Rumlardan 2 olmak üzere toplam 40 milletvekilleri adayları, seçilecek milletvekili sayısı kadar olduğundan, bunlar için seçim yapılmadı ve bu adayların tümü milletvekili olarak meclise girdiler."


Go to the top of the page
 
+Quote Post
dentali
mesaj 04-07-2009 - 23:26
İleti #5





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310
isim: Ali
meslek: xxxx
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: ....



QUOTE(misafir @ 04-07-2009 - 19:26 ) *

bu sitenin adı iskenderun ama, iskenderunlu baba yiğit bir yöneticisi yok, buradaki mesaja göz yumuyor.


iskenderunumuzun buraya bu mesajı yazan zihniyetlerden kurtuluşunun 71.yıldönümü kutlu olsun.


Şiddet içermeyen tüm mesajlara göz yumuyoruz evet. Yaşadığımı topraklarda kutlamaların yapıldığı günlerin anlamlarını bilmeyen tarihinden habersiz sadece gelecek şarkıcıları merak eden bir toplumun mesajlarının yanında yanlış bilgi barındırsa bile yaşadığımız bölgenin tarihini kendi düşünce yapısında sorgulayan bu mesaj ilginç geldi.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
dentali
mesaj 04-07-2009 - 23:32
İleti #6





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310
isim: Ali
meslek: xxxx
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: ....



QUOTE(misafir @ 04-07-2009 - 19:32 ) *
o kadar büyük bir laf etmişsinde,,,sende o yürek ve cesaret varsa idi ismini yazsaydın...

lafının arkasındamısın yoksa altında ezilecekmiydin. görürdük..


o mesaja mı göz yumulabilir yoksa sizin tehdit içeren şu mesajınıza mı göz yumulabilir diye ölçütleme yaparsak sizin bu mesajınız ne açıdan bakarsanız bakın daha sevimsiz ve daha tehlikelidir.

ismini yazmış olsa ne yapacaktınız? kendisiyle tartışıp doğruyu bulmasını mı sağlayacaktınız? yoksa onu bulup gününü mü gösterecektiniz? yani başka bir ifadeyle o kişiye terör mü estirecektiniz düşüncesi nedeniyle? yürek cesaret anlamlandırmanız kaba güç mü? düşünce ve bilgi zenginliğiniz mi?
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Doğan Günay
mesaj 04-07-2009 - 23:38
İleti #7





Grup: üye
İleti: 159
Katılım: 12-05-2009 - 11:37
Üye No: 4,605



Tarihten bihaber üyeye yanıtımdır:

Hatay Devleti, Türk ordusunun ilimize gelişinden tam 38 gün sonra kurulmuştur.
Bu sebeble;Hatay'lılar diğer illerimizden daha fazla olarak, ordumuza minnet ve şükranla bağlı olmayı bir ahde vefa olarak görürler.


Şimdi tarihimizi kısaca hatırlayalım
:
(ALINTIDIR)
"Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar Hatay çevresi (İskenderun, Antakya) Halep ilinin sınırları içinde bulunuyordu. Buraları, 1918 Mondros Mütakeresinden beş hafta sonra, Fransız kuvvetleri tarafından işgal edilmiştir. 1921 da imza edilen Ankara İtilâfnamesi ile de Fransızlara bırakılmıştır.

Kurtuluş Savaşı’nı bitiminden sonra, bütün halkı Türk olan ve bir Türk beldesi olan Hatay'ın yabancılar elinde kalması Büyük Atatürkün ve yeni Türkiye Devletinin ön plânda aldığı bir konu olmuştur. Büyük Atatürk, Adana'nın kurtuluşundan sonra, Adanaya yaptığı bir gezi sırasında, kendisini kara bayraklarla karşılayan Antakya'lılara Kırk asırlık Türk yurdu, yabancı elinde esir kalamaz» demekle, Hatay'ın kurtuluşuna, daha o yıllarda verdiği önemi belirtmiştir.Fransa’nın. Suriye'ye bağımsızlık vermeyi vaat etmesi üzerine, Hatay'ın geri alınması konusundaki çalışmalar artmış, Hatay'a ilkin özel bir idare verilmesi yolunda, Milletler Cemiyeti’nde teşebbüsler, girişimler sonunda, Hatay'ın emniyetini, Fransız'larla birlikte sağlayabilmemiz için Türk askerleri 5 Temmuz 1938 de Hatay topraklarına girmiştir. Yirmi yıla yakın bir zamandan beri kendi askerlerini aralarında görmeyen Hatay’lılar, çılgınca bayram yapmışlardır.

Hatay'da tam bağımsız bir idarenin kurulması için 13 Ağustos’ta seçimler yapılmış ilk Hatay Meclisi de Türklerin çoğunluğu ile 2 Eylül 1938 de açılmıştır. Devlet başkanlığına da Dr. Abdurrahman Melek getirilmiştir.

Hatay Millet Meclisinin kabul ettiği Anayasaya göre iç işlerinde tam bağımsız ve Türklerin çoğunluğu altında bir Cumhuriyet olan Hatay, Meclis yoluyla, Türk bayrağına benzer bir bayrak kabul etmiş ve Türkiyede yürürlükte bulunan kanunları da bir kanunla, Hatayda da yürürlükte saymıştır.

Yeni Hatay Devleti, bağımsızlık yolundan, Türkiyeye katılma yoluna doğru hızla ilerlerken. Türkiye ile Fransızlar arasında devamlı görüşmeler olmuş, bu görüşmelerin sonunda da 23 Haziran 1939 da Hatay'ın Anavatana katılması anlaşması imza edilmiştir. Hatay Meclisi, 29 Haziranda yaptığı çak heyecanlı bir oturumda, sürekli alkışlarla ve oybirliği ile kendini feshetmiş ve Anavatana katılma kararı vermiştir.

30 Haziran 1939 da Türkiye Büyük Millet Meclisi, yaptığı bir oturumda Hatay'ın Türkiye'ye katılmasını kabul etmiş 7 Temmuzda da Hatayda bir il idaresi kurulması yolundaki kanun kabul edilmiştir."

ALINTIDIR

Bu ileti Doğan Günay tarafından 05-07-2009 - 00:21 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
dentali
mesaj 05-07-2009 - 00:47
İleti #8





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310
isim: Ali
meslek: xxxx
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: ....



Doğan bey,
Hatayın kuruluşu Fransızlarla yapılan iş birliği sayesinde olmuştur. Bilgim dahilinde Fransa Hatay'ın Suriye'ye bağlanmasını istemiyordu. Suriye'ye bağımsızlık verilmesi düşünüldüğü aşamada Halepe bağlı İskenderun sancağının Suriye topraklarına dahil edilmemesi için Türkiye hükümetiyle birlikte Türkiye'ye bağlanması için bir yol haritası oluşturuldu. Bu yol haritasında Hatay tek başına devlet olacaktı, tek başına devlet oluşuyle birlikte Türkiye topraklarına dahil ediliş süreci kolaylaşacaktı.

Etnik ayırımcılık, etnisite vurgusu hiç tasvip etmediğim bir şeydir, ama yukarıdaki alıntılı yazınızla birlikte oradaki halkın tümü Türktür denmesi, diğer etnisitlern yok sayılması o dönemin farklı etnisitelerine haksızlık ettiğimizi düşüyorum. Terimlerin yöneldiği kavramlar bulundukları tarihlere göre değişebilirler. Siz o dönemin tarihin
yorumlarken "Türk" terimini kullandığınızda etnik vurgu yapmış olursunuz, bu nedenle diğer etnikleri de objektif yaklaşımınız varsa dahil etmek zorundasınız. Günümüz kavramına göre bu bölgenin insanlarına yorum yapsanız hepsi Türk diyebilirsiniz, çünkü günümüzde bu terimin sahip olduğu kavram etnik vurgudan çok ülke vatandaşlığı tanımı olmuştur.

Hatay'ın Türkiye'ye bağlanması dönemecinde, ERrmeniler Osmanlı döneminden kaynaklı Türkçe diline Arapça dilinden daha yakın fazla hakim olmaları nedeniyle Türkiyeye bağlanma yönünde oy kullandılar. Aleviler de inançları nedeniyle hep ezilmiş olmalarından ötürü Atatürk'ün oluşturduğu laik düzeninin temel olduğu Türkiye Cumhuriyerine katılmaları kendi istekleriyle olmuştur.
Hatay'daki Türk'lerle birlikte tüm halklar gönül birliğiyle Türk ordusunu kucaklamış sevgi beslemişlerdir, Türkiye'ye katılımı istemişlerdir. Hatay'ın Türkiyeye katılımı ile birlikte doğru yaklaşım budur.

hatırlatma amaçlı sayımdaki oranları aktarıyorum.
sayım işlemi 1 Ağustos 1938 tarihinde tamamlandı. Sayım sonucunda seçmen sayısı: Türkler 35.847, Aleviler 11.319, Ermeniler 5.504, Araplar 1.845, Ortodoks Rumlar 2.098, diğerleri ise 395 kişi olarak tespit edildi.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Doğan Günay
mesaj 05-07-2009 - 01:55
İleti #9





Grup: üye
İleti: 159
Katılım: 12-05-2009 - 11:37
Üye No: 4,605



Hatay'ın anavatanımıza katılışı ile ilgili ansiklopedik bilgi, tamamen aşağıdaki linkten alınmıştır.

http://ansiklopedi.bibilgi.com/hatayin-alinisi

ALINTI olduğunu da yazının başında ve sonunda iki kez belirttim.

Kendilerini alevi olarak betimleyen hemşehrilerimin Türk'lük kavramı ile bir sorunlarının olmadığını yakinen bilmekteyim. Ama "arap" olduklarını, "NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE" vecizesinin kendileri için bir şey ifade etmediğini de açıkça söyleyen kişilerin varlığını da bilmekteyim.

Ayıca, milliyetçiliğin sadece kendilerine özgü olduğunu söyleyen ve bunu siyasette kullanan bazı kişilerin dedelerinin, işgalci Fransız askerlerine uşaklık yaptığını, yerli halkta silah bulunan evleri onlara jurnallediğini de bilmekteyim.

Rahmetli dedemden ve 92 yaşındaki babamdan dinlediğim o yılların anılarından, çocukluğumuzdaki ermeni,yahudi ve rum komşularımızın hatırşinaslıklarından bir Hatay'lı olarak gurur duymaktayım. Aziz Ata'mızın emanetini, ilkelerini korumak ve yaşatmak yolunda özellikle şu günlerde birlik ve beraberlik içinde olmamız gerektiğini, etnisiteyi bir tarafa bırakarak, bunun ülkemizi bölmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmek anlamına gelebileceğini de söylemeden edemiyeceğim.

Yanlış anlaşılmamak için temel görüşlerimi de kısaca yazıyorum:
1) Din ve vicdan özgürlüğü
2)Ana dil ve kültür
3)İnsan hakları
4)Eşit vatandaşlık
5)Demokrasi




Go to the top of the page
 
+Quote Post
Macide
mesaj 05-07-2009 - 12:34
İleti #10





Grup: üye
İleti: 129
Katılım: 25-03-2007 - 00:03
Üye No: 691
isim: Macide Kupper
meslek: bos vermis



Burdaki her bilgi kulaktan dolma olmasina ragmen, hos bir hikaye oldugu için paylasmak istedim.



Hatay meselesiyle ilgili, tarih sahnesinin hadiselerinden biri de şu olmuştur:

Günlerden birgün italyan büyükelçisi mustafa kemal ile görüşmek ister ve huzura kabul edilir. O zamanın muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra, büyükelçi :

"Ekselans, dün Roma ile yapmış oldugum bir görüşmede hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi" der.

Odada buz gibi bir hava eser. Ata, büyükelçiye birşeyler daha ikram eder ve iki dakikalığına odadan ayrılır. Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması, belinde tabancası vardır. Doğruca masasına gider, manyetolu telefondan mareşal fevzi çakmak'ın bağlanmasını ister ve çakmak'a:

"Paşa, italyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlarmış. hazır mıyız?" der.

Fevzi Cakmak durumu anlar ve "biz hazırız paşam." diye yanıtlar...

Mustafa Kemal büyükelçiye döner ve: "biz hazırmışız. hükümetinize söyleyin, isterlerse gelip Hatay'ı alabilirler." der.


Türkiye topraklarına Atatürk'ün vefatından sonra katılan tek ilimiz. Etnik, dinsel ve kültürel açıdan en heterojen kentlerimizden biridir. Bugün il sınırları içinde bulunan Dörtyol, Erzin ve Hassa ilçeleri daha önce Adana'ya ve Islahiye'ye bağlıyken Hatay'ın Türkiye'ye katılmasının ardından bu ilimize bağlanmışlardır.

Sadece mutfağının zenginliği için bile merkezi olan Antakya ve en büyük ilçesi olan Iskenderun En güzel bölgelerinden biridir Vatanimizin.
Bugüne kadar Hatay'ın topraklarımıza katılmasını hep "oylama yapıldı, bizi seçtiler" hikayesine bağlardım ta ki ikinci dünya savası'nı araştırana dek. Aslında mesele böyle değilimis !

iki tarih var önümüzde.

1. 23 haziran 1939 - iki devlet arasında yapılan bir anlaşma ile Fransa, Hatay'ın türkiye'ye katılmasını kabul etti.
2. 19 ekim 1939 - Ankara’da Türkiye-Ingiltere-Fransa ittifak anlaşması.

Yani eğer "günümüzdeki" bir Fransa olsaydı o zamanlar, hatay maalesef 12 adalar gibi sorun olarak kalacaktı. (ki yakın tarihe kadar Suriye ile aramızda sorun olmustur bu devir) ta ki Almanya saldırıya geçti, Fransa bırakın komşularını kendini koruyamaz hale geldi, dosta muhtaç oldu o zaman zaten "haksız" yere elinde tuttuğu Hatay'ı "söz" karşılığı Türkiye'ye verdi. Savaşın Türkiye açısından olumlu gözüken ender yönlerinden biri.



Bu baglamda, bugün yapilan kutlamalar yerindemidir gibi bir soruya verilecek cevap ne olabilir ki:

Sanirim, Hatay topraklari içinda kalan bölgede, her nekadar kuzey bölümü Adana ve Osmaniye ye daha yakin bir etnik görünüm sergilesede, genel de Hatay insani degisiktir.

Zira, Antakyanin çok eskilere dayanan kozmopolit yapisi, Iskenderun'un ise el mecbur kozmopolitlestirilmesi bu yöre ve çevresindeki insanlari baska bir platforma tasimistir. Bence bu cografyadan söyle bir geçen dahi kendini burali hisseder. Sahsen böyle bir Sirpla tanistim sadece iki ay kalmasina ragmen Iskenderun diye sayikliyordu.

Bir analizim daha olacak, naçizane. Her ne kadar bir kaç kez duyduysamda, Hatay alevi halkinin, Laik Atatürk ilkelerine bagli Türkiye Cumhuriyetini daha önceki (Suni otoriteden dolayi) ezilmisliklerinden siyrilmak için tercih ettigini, pek mantikli gelmiyor bana. Zira Nusayriler bu gün için Suriye de azinlik olmalarina ragmen yönetimi saltanatvari sekilde ellerine geçirmis kesimdir.

Bence bu güzelbirliktelik, hernekadar baslarda zoraki gibi gerçeklesmissede (?) Suan itibariyle,hem ekonomik seviyeden, hemde daha barisçil bir ortam oldugundan Türkiye sinirlarinda kalmayi tercih eden Hatayda yasamak, Suriyede yasamaktan daha iyidir diye düsünüyorum. Ayrica bu topraklardaki Türk varligi 890 yillardan beri vardir. Mavi gözlü Kipçak Baybars burayi Haçlilardan çekip kopardiginda bile 200 yildir yerlesik türk boylari vardi Yayladagi, Seldiren, Kirikhan civarlarinda.

Ayrica, butün bunlarin yani sira, sosyal düzenin pekismesi için insanlarin birbiriyle kaynasmasini saglayan ritüellerin özel günlerde bir bayram havasiyla yapilmasi sadece güzellik katar, diye düsünüyorum.


Esen kalin

macide

Bu ileti Macide tarafından 05-07-2009 - 12:39 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Doğan Günay
mesaj 05-07-2009 - 15:12
İleti #11





Grup: üye
İleti: 159
Katılım: 12-05-2009 - 11:37
Üye No: 4,605



İtalya'nın Hatay üzerinde emelleri olduğunu yeni duydum. Zaten yazının girişinde "kulaktan dolma" olduğunu belirtmişsiniz.
İnternette kısa bir araştırma sonunda, bu kulaktan dolma bilginin de, kimi sayfalarda aynen sizin aktardığınız şekilde olduğunu gördüm.

Macide Hanım,

İtalya gerçekten Hatay'ı istemiş midir? Atatürk'ün 10 Kasım 1938 de öldüğünü, ölmeden önce aylarca Dolmabahçe'de hasta olarak kaldığını ve Hatay'ın ancak Atatürk'ün ölümünden bir yıl sonra Anavatana katıldığını göz önünde tutarsak, böyle bir şeyin olamayacağı şeklinde bir kanaata varabiliriz.

Ancak;
Yaygın olarak bilinen şudur:
Mussolni Antalya'yı istemiştir.Hasan İzzettin Dinamo'nun kaleminden devam edelim:

"Atatürk Ankara Palas'ta, bazı elçilere verilen yemeğe katılır. Yemekte Arnavutluk elçisi Asaf'ın yanına oturur.
``…İlkin Arnavutluk Elçisi Asaf'a takıldı. Arnavutluk'ta Kral Zogo, küçük ülkesindeki Cumhuriyeti krallığa döndürmüştü. Paşa, bu yüzden Zogo'ya çok içerliyordu…Bu düşüncelerini açığa vurmak üzere Asaf'a şöyle dedi :
- Asaf bey, gazetelerde birtakım resimler görüyorum. Arnavutluk'ta operet mi oynanıyor?
Elçinin usuna hemen Kral Zogo'nun sorguçlu resimleri geldi. Demek ki Paşa bunları anlatmak istiyordu. Asaf, Paşa'ya hiçbir yanıt veremedi. Bunun üzerine, Paşa sözünü şöylece sürdürdü .
- Cumhuriyetten ne zarar görüldü ki, Arnavutluk'ta krallık ilan edildi? Hem izlenen politika da tehlikelidir. İtalya'nın Arnavutluk'u Balkanlar'da bir basamak yapması olasılığı vardır.
Atatürk, bu sözleri, bütün masadakilerin işitebileceği bir sesle söylemişti. Hepsi, çatallarını, kaşıklarını bırakmış, Atatürk'ü dinliyordu. Paşa'nın bu sözleri ilk önce İtalyan elçisini çarptı. Sinirli bir davranışla Paşa'yı protesto etmek istediyse de o, sözlerini şöylece sürdürdü:
- Haber aldığıma göre, Roma'da kimi öğrenciler bizim elçiliğimizin önünde gösteri yapmışlar. Antalya'yı istemişler. Antalya sigara paketi midir ki, elçi, cebinden çıkarıp atsın? Antalya, buradadır, buyrun alın. Hem benim bir önerim var: Gerçekten böyle bir şey düşünülüyorsa Mussolini cenaplarına müsaade edelim. Antalya'ya asker çıkarsınlar. Bütün çıkarma bittiğinde savaşalım. Yenilen hakkına razı olur.
İtalya elçisi sinirli bir davranışla atıldı:
- Ekselans bu bir savaş ilanı mıdır?
Atatürk:
- Hayır. Ben burada bir birey olarak konuşuyorum. Türkiye'de savaş ilanı ancak Büyük Millet Meclisi'nin yetkisi içindedir. Ancak, unutmayınız ki, gerektiğinde Büyük Meclis Türk ulusunun duygularına tercüman olmakta gecikmez...."

Bu öykü değişik şekillerde de anlatılır:Elçi Atatürk'ün huzuruna gelir.Amacı Antalya konusunu iletmektir.Atatürk İtalyan elçisinin ne amaçla geldiğini bilmektedir.Yaveri çağırır.Elçiye kahve getirilmesini söyler ve kendisi arka odaya gidip mareşal üniforması ile geri döner ve elçiye hitaben:
- Buyrun sizi dinliyorum der...Elçi durumu anlamıştır. Kekeler..birkaç nezaket cümlesinden sonra müsaade ister ve gider.


Bu ileti Doğan Günay tarafından 05-07-2009 - 15:14 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
dentali
mesaj 05-07-2009 - 16:18
İleti #12





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310
isim: Ali
meslek: xxxx
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: ....



"İskenderun’un düşman işgalinden kurtuluşunun 71. yıldönümü münasebetiyle yazılı birer mesaj yayınlayan Ak Parti Hatay Milletvekili Orhan Karasayar ve İlçe Başkanı Musa Kurşun, Türk milletinin bağımsızlığına olan tutkusundan söz ettiler."

Benim kafam iyice karıştı bu kutlama metinleriyle...
5 Temmuz 2008 gününde cereyan eden olay, Milletler cemiyetinin kararı ile sayım emniyetinin sağlanması için Fransa İle Türkiye arasındaki anlaşmalar neticesinde 2500 Fransız, 2500 Türk askerinin Hatay'a gönderilmesidir.

Sadece sayım emniyetinin sağlanması için. Fransız askerleri Hatay sınırları içinde varlıkları hala vardı. Tamamen ayrılmaları bu kurtuluş diye kutlanan günden yaklaşık bir yıl sonra olmuştur. "Düşman işgalinden kurtuluş" anlamı nedir? İşgal eden devletin asker gönderdiği gün düşmandan kurtuluş günü kabul edilebilir mi?

Türk askerleri Fransız askerleriyle savaşmak Hatayı ellerinden almak için Hatay topraklarına girmiş olsa durumu farklı değerlendirebilirdik. Ama iki milletin askerleri düşman olarak değil, kendi aralarında anlaşarak Hatay'a girdiler.

5 Temmuz gününün değerlendirilmesinde doğru ifade şekli "Türk Askerlerinin Hatay'a girişlerinin 71. yıldönümü" olabilir ancak. Düşman işgalinden kurtuluş ifadesinde bulunanlar bulundukları toprakların tarihini bilmedikleri izlenimi vermektedirler.

Go to the top of the page
 
+Quote Post
dentali
mesaj 05-07-2009 - 16:54
İleti #13





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310
isim: Ali
meslek: xxxx
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: ....



QUOTE(Macide @ 05-07-2009 - 12:34 ) *
......
Bir analizim daha olacak, naçizane. Her ne kadar bir kaç kez duyduysamda, Hatay alevi halkinin, Laik Atatürk ilkelerine bagli Türkiye Cumhuriyetini daha önceki (Suni otoriteden dolayi) ezilmisliklerinden siyrilmak için tercih ettigini, pek mantikli gelmiyor bana. Zira Nusayriler bu gün için Suriye de azinlik olmalarina ragmen yönetimi saltanatvari sekilde ellerine geçirmis kesimdir......


Nusayrilerin yönetimde söz sahibi olma dönemleri Hafız Esadın 1970 de iktidarı ele geçirmesi ile başlar.
1938- 1939 larda, Suriye Fransa Mandası altında yönetiliyordu. Etnik, inanç ayırımlarına göre yaklaşık altı sancağı bulunuyordu.

Bir tarafta geleceği belli olmayan bir kaç parçadan oluşmuş Fransa hakimiyeti altındaki Suriye,
Bir tarafta yeni reformlarla ilerisi için refah yaşam vaat eden kendi cumhuriyetini kurabilmiş, sistemini oturtabilmiş Türkiye Cumhuriyeti.

Hataydaki alevilerin karar verme aşamasında Suriye tarafının ile Türkiye tarafının yaptıkları propagandalarda Türkiye tarafının ağır basmasının etkisi de gözardı edilemez. Bağımlı bir ülkenin propaganda amaçlı hareket serbesitesi dar olacaktır.
Türkiye tarafını seçme yönündeki ikna propagandalarında Türkiye'deki reformlar nedeniyle özellikle sadece "laiklik" reformunun aleviler üzerindeki getirileri anlatılsa ikna için yeterli olur.




Go to the top of the page
 
+Quote Post
Macide
mesaj 05-07-2009 - 19:11
İleti #14





Grup: üye
İleti: 129
Katılım: 25-03-2007 - 00:03
Üye No: 691
isim: Macide Kupper
meslek: bos vermis





Sayin ve degerli Forum yöneticimiz.

Asagida elimden geldigince tercüme etmeye çalistigim bir "ansiklopedik" bilgi var. Sizi ve okuyacak herkesi temin ederimki,bu makalede sonuçta bir fransiz tarafindan kaleme alindigi için; ve bize de bir sürü "Gerçek" zorla dayatirildigi için ( Bu Küffarlar tarafindan) , geçerlilik derecesini asla savunamiyacagim, ama, mademki yakin tarihimiz bize bir sekilde ilginç gelmeye basladi; firsati degerlendirelim dedigim, ve makul olduguna kanaat getirdigimiz bilgileri paylasalim baabinda sakir sakir yagmurlu pazar ilk aksamini tercümeye verdim. Umarim iyi karsilanir.

sonuç;

Modern zaman içinde, bölgeleri Osmanli tarafindan emilen ,Nusayriler, bu esnada artik Aleviler diye anilirlar, ki ya Asiret ve klanlara bölünmüs olduklari için yöneticileri olan Tripoli pasasina vergi ile baglidirlar (Vassal gibi). Ibrahim Pasa Bu dönemde asiret reislerince kullanilan her kaleyi yikip, bu göreceli bagimsizliga sonvermistir. Son yerel Bey Ismail Bey'dir ki çok yüklü bir vergi ile Osmanli Içinde kendine ait genisçe bir araziye hükmediyordu. Ki 1858 yili itibariyle bu Ismail beye karsi ayaklanan Müslüman ahali için Osmanli devreye girmistir. Ismail bey kafa tutamiyacagini anladigi Osmanli ordusundan kaçip daglara siginmistir. Ancak yakin bir akrabasi tarafindan ihanete ugrayip öldürülmüstür.


Akabinde, Osmanli Devleti, yerel yönetimi beyler ve aga (Sihlar) dan alip kendi memurlarina geçirmistir. Bu tarih itibariyle bozguncu ve keffere sayilip, Katolik hiristiyan Maronitler gibi bati devletlerinin korumasinda olamayinca, Aleviler obur ve rüsvetçi yönetici memurlarin insafina kalmislardir. Inançlarini terk edip Sunni Islâmi kabul ettirme girisimi sadece bu halkin daha çok memnuniyetsizligine vesile olmustur. Bu zamana kadar sahil kentlerinde ticaretle ugrasan bu halk bu baskilar sonucunda büyük kismi daglara çekilmeyi tercih etmistir, sadece en asgari ihtiyaçlarini karsiliyacak tarimi yaparak. Bir kismi ise Osmanli Ordusuna katilmistir.

1920 yilinda, Osmanlinin parçalanmasi esnasinda, alevilerin yasadigi daglar Fransiz Mandasi altina girmistir. Fransizlarda Osmanli gibi bu halki kendi Ordusu içinde eritme yolunu tercih etmistir. Böylece, Suriye de, Sunni çogunluga karsi, balans kuvveti olusturmak arzulanmistir. General Gouraud tarafindan 1920 de bir Alevi özerk bölgesi olusturulmus ve iki yil sonrada Devlet haline gelmistir. Nihayetinde 1930 da da Lazkiye Hükümeti olmustur. Fransiz Mandasinin bitiminde, 1946 da, bir tam bagimsiz alevi devleti kurulma çabalari olmussada, kisa sürede Suriye devleti tarafindan sindirilmistir.

Süleyman Mursid karizmatik Alevi $efi, Fransizlar döneminde bunlar tarafindan kullanilmasinin bedelini halk meydaninda asilarak ödemistir.

Yeniden horgörülen azinlik olan Aleviler, sosayal kurtulusu yeniden Askeriyede görmüslerdir. Bass (Ba'th) partisi kurulusunda Suriye ye yerlesmesi esnasinda en çok katilimi azinliklar(Dürzi,Ismailit,Alevi) görmüstür . 1963 yilindan itibaren, üç alevi Komutan, Muhammed Omran, Salah al-adid ve Hafez el-Asad, bassçi alevileri çekirdek alarak yeni bir stratejiyle Askeryeyi ele geçirmislerdir. Buda 1966 da yaptiklari askeri darbeyi gerçeklestirmelerini saglamistir.



Hafiz el-asad (ölüm 200) zamaninda, Askeriye ve gizli haber alma servisi (Mukhabarat) tarafindan, Devletin idari ve karar mekanizmalari tamamen alevilerin eline geçmistir.


Sayin Dentali.

Sayet bu makaleyi baz alirsak vede Suriye Devletinin kurulus yilini 1946 var sayarsak ( Ki bu resmi tarih sanirim) Nusayri lerin tercihinin Suriye ve Türkiye arasinda degil, Fransiz mandasindaki Alevi özerk bölgesinin Lazkiye hükümeti ile, Genç Türkiye Cumhuriyeti arasinda yaptiklarini düsünmekteyim.


Ne dersiniz.

En samimi selamlarimla

Macide


Ps: buraya gönderilecek her elestiri, yada arti katkinin bize yakisacak sekilde seviyeli olmasini herkesten rica ediyorum.

Go to the top of the page
 
+Quote Post
dentali
mesaj 06-07-2009 - 10:20
İleti #15





Grup: FoRuM YöNeTiCiSi
İleti: 1,194
Katılım: 10-06-2007 - 14:01
Nereden: iskenderun
Üye No: 1,310
isim: Ali
meslek: xxxx
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: ....



Macide Hanım,

Suriye devleti kuruluş tarihi 1946 yılı sayamayız bence. Fransa'nın Suriye'ye tam bağımsızlığını verdiği, yönetiminden çekildiği yıldır. Fransa mandası altında olsa da Suriye Devleti 1946 dan önce de vardı.

1946 dan önceki Suriye devletinde merkezi yönetim vardı. Ve o yönetime bağlı özerk bölgeler vardı. Dile getirdiğiniz Alevi özerk bölgesi dahil diğer tüm özerk bölgeler dış ilişkilerinde aktif rol alabileceklerini düşünmüyorum. Her özerk bölgenin merkezdeki meclise gönderdiği vekiller vardır. Dış politikalar merkezdeki meclisten yönetilirdi. Özerk bölgelerin dış politikalar üzerinde etki hakları yoktu.

O nedenle Tercihin Şam ile Ankara arasında olduğunu düşünüyorum.

Bir tespit daha, o dönemde nusayrilerin çoğu başkalarına ait tarlalarda ırgatlık yaparlardı, ekonomik yönden güçsüzlerdi. Onlara ikna üzerine kim daha kolay ulaşabilmişse onların izinden gideceklerdi. Teşkilatlanma, milliyetçilik yaparak varlıklarını gösterme girişimleri yoktu. Bölge, Ankara itimli Türk milliyetçiliği siyaseti ile Şam güdümlü Arap milliyetçiliği siyaseti içinde çalkalanırken, her kesim bu bölgede sadece biz varız güç gösterileri içinde siyasetlerini yaparlarken, olayların pek içlerine girmediler. Onlar için Arap milliyetçiliğinden daha önemli olan inançlarına karışılmadan yaşamlarını sürdürmeleriydi. Günümüzde de bu istençlerini sürdürüyorlar.

Olayların cereyan ettiği 1922 - 1938 lerde Suriye merkezinin Hataydaki politikaları Arap Milliyetçiliği üzerinedir, alevilik politikası üzerine değildir. Suriyede Lazkiye merkezli Alevi Özerk bölgesi o bölgeyi daha rahat yönetebilmek, inanç farklılıklardan kaynaklı iç karışıklıkları engellemek, Sunnilerin sayı fazlalığına karşılık Alevi, Hiristyan, Dürzi gibi Topluluklara özerklik katarak Sunni çoğunluğunu elimine etme amaçlı olarak Fransızlar tarafından oluşturulmuştur. Suriye merkezi yönetimde, sayı fazlalığı nedeniyle Fransa mandası altında olsa da Sunni hakimiyeti vardı. Ama o dönemler Osmanlı döneminden başlayan Arap Milliyetçiliği İnanç milliyetçiliğinin önüne geçmiştir. Yüzyıllar bir ülkenin hakimiyeti altında kalma, ve bu yüzyıllar sonrta ilk kez kendilerinin önüne gelen bağımsızlık şansı onları Arap Milliyetçiliği politikalarına dört elle sarılmalarına neden olmuştur. O yüzden Sunni ağırlıklı Arap milliyetçiliği politikaları ile Hataydaki aleviler üzerine etkili olmaya çalışmak Suriye tarafının yanılgılı yaklaşımıdır. Türkiye tarafından, belki de Osmanlı yönetiminin içinden gelmekten kaynaklı Alevilerin isteklerinin iyi analiz etmeleri sonucu onlara sadece inanç özgürlüklerinin verileceği yönünde anlatımların kendi taraflarına çekebileceği çok iyi bilinmekteydi. Hatayda sunni araplar üzerine belki arap milliyetçiliği politikaları etkisini göstermiştir, ama onların da sayısı alevilere göre çok azdır. Bu cümleden sonra bir tespit daha ekleyebiliriz. Alevilerin Suriyeden gelen esintilerden uzak kalışının nedeni bu esintinin Sunni Arapları daha fazla ilgilendirdiğini görmeleri olmasın!! Çünkü inanç merkezli bir toplulukta kendilerine düşman gördükleri bir inancın yararına olan hareketin tersi olan harekete yönelmeleri doğaldır.

Arap Milliyetçiliğinin baskınlığını, 1946 larda Suriye devletinin bağımsızlığını elde etmesinde sonra Arap milliyetçiliği politikası üzerine inşa olunan Baas Partisinin ülke yönetimindeki gücünü günümüze kadar sürdürmesiyle anlayabiliriz.

Bir nokta daha, Hataydaki alevilerin siyasi emellerden uzak kendi hallerinde olduğunu, sayım esnasında çoğu alevinin ikna çabalarının neticesinde kendilerini Türk olarak yazdırdıklarından da anlayabiliriz. bu bilgi, Hatay Tarihindeki bilgilerde yazılıdır. Kaynağını bulabilirsem eklerim.

selamlar....
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Macide
mesaj 06-07-2009 - 11:31
İleti #16





Grup: üye
İleti: 129
Katılım: 25-03-2007 - 00:03
Üye No: 691
isim: Macide Kupper
meslek: bos vermis



Sayin Dentali,

Bana Yolladiginiz makaleye cevap olsun diye degil ama, bir merak aldiki beni bu zaman dilimini daha iyi anlamak için.Elimden geldigince bir kaç yeri daha taradim, bilgi toplamak amaciyla.

Anladigim kadariyla. 1. dünya savasi ve akabinde ki enerji politikalari ve balkan lar üzerindeki oyunlar o dönemde Sandjak d'Alexandrette 'in de gelecegini belirlenmesinde en önemli rolü oynamis.

29-30 eylül 1938 deki Münich konferansi ve burada çekoslavyanin kurulmasiyla, orta Avrupanin enerji kaynaklarinda olabilecek fransa karsitligini engellemek maksadiyla ve ayni dönemlerde. Mussolini Italyasinin (Dogan bey galiba dogruymus Italyan arzulari Iskenderun limani üzerinde) Iskenderun Sancagini kendine baglama arzusu.Ve O dönem Fransa nin Savunma bakani Maurice Gamelin telkiniyle Fransa akdenizdeki konumunu saglamlastirmak ve Genç Türk cumhuriyetinide (Saibeli sekilde) yanina çekmek için bu bölgede zaten 1938 haziranindan beri var olan bir Karadenize ulasma politikasinin Selanik üzerinden yapilabilmesi için ( Irak petrolleri evet o zaman da irak petrolleri) Dogu akdeniz ayaginin Türk, Yunan ve Fransizlar arsinda çözümlenmesini daha uygun görmüsler (Dönemin Fransa nin Yunan büyük elçisi Henri Cosme 'nun raparundan sonra).

20 mart 1939 da, almanyanin orta avrupada önlenemeyen ilerlemesi, Ankaranin, Halkinin büyük kisminin türk oldugu bu bölgede ( ki halen fransiz mandasina bagli) olmasina ragmen, Fransanin Dis Isleri Bakani George Bonnet'nin dönem elçisi René Massigli verdigi yesil isikla olusan Türko-Fransiz pakti ve ayni gün Büyük britanya ile Fransa arsinda yapilan Yunan-Romanya sinir anlasmalari bu bölgede kimin nerde söz sahibi olmasi ve özelikle Almanyanin kisitlanip devre disi birakilmasi için yapilan anlasmalar imis. ( Bu arada fasit Mussolinide bir sürü hevesinden Antalyada dahil ama en çok Iskenderun Limani ve Körfezinden vazgeçmek zorunda birakilmis).

Türkiye o dönemin Fransiz Generali Maxime Weygand ile gerekirse Bati Mütefik güçlerinin Trakya, çanakkale ve Selanik üzerine yapilacak bir çikartmaya izin vermesini konusmak ve anlasmak için görüsmelere baslamistir.

Türk parlementosu ve Ordu Ankara Hükümetinin görüsmelere ve bazi anlasmalara müsaade etmesiyle. Ankara hükümeti Alman- Italyan isbirligine karsi çankkale üzerinden yapilacak bir çikarmaya eveti tahüt etmis Karsiligindada Iskenderun Sancaginin Türkiyeye baglanmasini 23 haziran 1939 yapilan bir anlasma ile Fransa ya dayatmistir.

Bunlari

Entre alliance et crise de confiance : la politique balkanique de la France et son échec (1938-1940)

bu siteden Kisaltarak tercüme ettim. herkesin bilgisine ve elestirisine sunarim


Saygilarimla

Macide

Bu ileti Macide tarafından 06-07-2009 - 11:33 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Doğan Günay
mesaj 06-07-2009 - 12:47
İleti #17





Grup: üye
İleti: 159
Katılım: 12-05-2009 - 11:37
Üye No: 4,605



Bir festival, kuyuya atılan bir taş ve getirdikleri...

Konu'ya Sayın Macide ve Dentali'nin verdikleri katkılar sayesinde; kimi bilgileri tekrar hatırlıyor, daha çok da ilk defa duyduğumuz bilgilere sahip oluyoruz.Teşekkürler.

Yazılanları dikkatle okurken, aklımdan geçenleri paylaşmak istiyorum:

1) İlkokuldan itibaren, öğretmenlerimizin (üniversite son sınıfta, yılın son dersi dahil) bizlere birlik- beraberlik içinde bulunmamızı ve “Gençliğe hitabe”yi unutmamız yolunda verdikleri öğütler..
2) Ülke topraklarımız tarihi "ipek yolu" üzerinde bulunuyor.
3) "Moskof"lar çarlık dönemi dahil, sıcak denizlere inmek istiyor.
4) Suriye, haritalarında Hatay’ı kendi topraklarında gösteriyor.
5)....................
6) Pac meydanından sonra eski Antakya yolu üzerinde “Tuslog” tesisi…Limanda Amerikan gemileri…ve caddelerde “coni”ler…
7) İstanbul’da “6 ncı filo-Defol” nümayişi…ve “Kanlı Pazar”ı gerçekleştiren milliyetçi muhafazakarlar…
8) İpek yolu artık yok…yerine “Enerji” geldi.
9) BOP var artık…BOP…
10) Bizi bölüşemiyorlar…Aman Allahım, her haritada varız.
11) BUSH’un yardımcısı “eşbaşkan RTE”
12) 1 Mart tezkeresi…
13) Emekli olmuşuz...Bir masada üç emekli mühendis..."Ne mutlu Tür'küm diyene" yi konuşuyoruz.İkisi de red ediyor.Biri ben "Kürt'üm" diyor.Diğeri, "Arap" olduğunu söylüyor. " Ne demek efendim...her sabah "Türküm , doğruyum" diye güne başlamak...
14) Offf!... bir de "ERGENEKON" çıktı.


Sağlıcakla…bir ve bütün olarak…
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Doğan Günay
mesaj 07-07-2009 - 14:47
İleti #18





Grup: üye
İleti: 159
Katılım: 12-05-2009 - 11:37
Üye No: 4,605



DÜZELTME

Yanlış anlaşılmışım.Ya da anlaşılamamışım.
Bir önceki yorumumda 14 ncü maddeyi düzeltiyorum:

14) Haydaa... bir de ERGENEKON diye bir şey icat edildi...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
arnk31
mesaj 07-07-2009 - 17:30
İleti #19





Grup: üye
İleti: 22
Katılım: 23-05-2007 - 16:52
Üye No: 1,171
isim: ahmet
meslek: serbest



QUOTE(Doğan Günay @ 07-07-2009 - 14:47 ) *
DÜZELTME

Yanlış anlaşılmışım.Ya da anlaşılamamışım.
Bir önceki yorumumda 14 ncü maddeyi düzeltiyorum:

14) Haydaa... bir de ERGENEKON diye bir şey icat edildi...


Yorumlarınızın hemen hemen tamamına katılmakla beraber 5. maddenizi tekrar gözden geçirerek revize etmenizi beklerim.
saygılar
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Macide
mesaj 07-07-2009 - 18:52
İleti #20





Grup: üye
İleti: 129
Katılım: 25-03-2007 - 00:03
Üye No: 691
isim: Macide Kupper
meslek: bos vermis



Merhabalar,

Sizlere buradan bazi tercümeler yapmaya devam edecegim yakin tarihimizle ilgili, bu arada 7 temmuz 1936 yilinda, Antakya da yapilan bir protesto gösterisinden buldugum fotograflarida sizinle paylasmak istedim. Burada Fransiz Mandasinin Sam Hükümetinin atadigi Antakya valisi, Ain-Taab Antakyayi ziyarete gelmek ister. Fakat Mahalli Kemalistler büyük bir karsi protesto yürüyüsü hazirlamislardir. Olaylar Kislanin önünde tasli protestoya kadar dönüsür. Ve zorla bastirilir.


Türk karsi gösterisi Antakya sokaklari.


Türk karsi gösterisi Antakya sokaklari.


Liseli Türk ögrencilerin gösterisi.


Lis'nin bahçesi.



Souedie sokagi.


Hatay yüksek komiserligi önü.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Doğan Günay
mesaj 08-07-2009 - 11:44
İleti #21





Grup: üye
İleti: 159
Katılım: 12-05-2009 - 11:37
Üye No: 4,605



QUOTE(arnk31 @ 07-07-2009 - 17:30 ) *
Yorumlarınızın hemen hemen tamamına katılmakla beraber 5. maddenizi tekrar gözden geçirerek revize etmenizi beklerim.
saygılar

arnk31 arkadaşımızın 5 nci maddeyi revize etmemi rica etmesi üzerinde epeyce düşündüm.
Düzeltmek için bilgisayarı açtığımda, söz konusu maddenin silinerek yerine nokta nokta konulduğunu gördüm.

Olay, eskilerin deyimiyle “ayniyle vakidir.”
Çocuktuk, arkadaşımıza gülüp geçmiştik.
Hani Mehmet Ali Erbil’in , seyircilere ya da yarışmacılara söylediği kimi sözler, davranışlar vardır.Ağırdır.
Ama herkes güler. Mehmet Ali Erbil’in sempatik tavırları ile yaptığı , hakaret sayılacak sözleri ciddiye alınmaz.
Biz de öyle yapmıştık…sempatik arkadaşımıza gülüp geçmiştik.

O arkadaşımızla, 27 Mayıs 1960 ihtilali sonrası yapılan “ordu-millet elele” mitingine katılmış, “Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır” mitinginde ise, avazımız çıktığı kadar beraber bağırmıştık.
Milli Futbol Takımımızın galibiyetlerinde beraber sevinmiş, yenilgilerinde beraber üzülmüştük.
Kaymakam olmuş mudur? Bilmiyorum.

O yıl İskenderun’dan ayrıldım. 17 yıl sonra döndüm.Döndüğüm günden, bu güne kadar yaşadıklarım, gözlemlerim o arkadaşımızın söyledikleri üzerinde tekrar tekrar düşünmeme yol açtı.
Bir çocuk, öncelikle kendi yakın çevresinin terbiyesi ile büyür.Arap kökenli arkadaşımızın, o sözleri söylemesinin perde arkasında yetiştiği çevrenin etkisi yok mudur? Ne yazık ki vardır.

5 nci maddeyi şu şekilde yeniden yazıyorum:

[Ortaokul bitmiştir.Mahallede “sen ne olacan lan” muhabetti yapıyoruz.Herkes; doktor, mühendis, avukat olacağını söylüyor.Çat-pat Arapça öğrendiğim arkadaş ise sıra dışı bir şey söylüyor.Ciddi ciddi ” Ben kaymakam olacam” diyor, şaşırıyoruz. “Nerden çıktı lan bu…” diyoruz. Gülerek devam ediyor: “ Hemi de İskenderun’a olcaam, hepinizin anasını ağlatacaam..”]

*****************
Bir insanın hangi ana-babadan , hangi topraklarda, hangi cinsiyetle dünyaya geleceği kendi elinde değildir.Bu yüzden, ırk ve cinsiyet üzerinden ayrımcılık yapılması insani değildir.
Otuza yakın etnik grubun olduğu bilinen ülkemizde, ana dilimizi ve kültürümüzü muhafaza ederek barış ve huzur içinde yaşamanın yollarını bulmalıyız. İşte Atatürk bunun formülünü vermiştir.”NE MUTLU TÜRK’üm DİYENE” hepimizin ortak sloganı olmalıdır.Tasada ve kıvançta bir ve beraber olabilmek buna bağlıdır.Millet olmak işte budur.
Bölücülere, ayrımcılara, ayrılıkcılara dikkat edelim.”Böl ve yönet” taktiğine ve politikalarına fırsat vermeyelim.

NE BİRİMİZ ÖNDE…NE DİĞERİMİZ…EL-ELE, HEP BİRLİKTE…GÜZEL GÜNLERE…




Go to the top of the page
 
+Quote Post
gurbet gülü
mesaj 08-07-2009 - 19:48
İleti #22





Grup: aktif üye
İleti: 71
Katılım: 07-11-2006 - 14:37
Üye No: 50



hepinize verdiğiniz bilgilerden dolayı çok teşekkür ederim
sayenizde kendi geçmişim hakkında çok güzel bilgiler edindim
umarım devamı gelir hepinizin emeğine sağlık
Go to the top of the page
 
+Quote Post

Fast ReplyReply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 18-08-2017 - 04:14