iskenderun forum

Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )

İSKENDERUN'UN GÜNCEL FOTOĞRAFLARINI FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. https://www.facebook.com/iskenderunforum.com
  İskenderun Resimleri      İskenderun Genel& Sorunlar& Öneriler     İskenderun kültür,turizm

 
Reply to this topicStart new topic
> Çay mahallesinde bir Kurban Bayramı..
orhann
mesaj 28-10-2011 - 12:20
İleti #1





Grup: İskenderunforum Köşe Yazarı
İleti: 94
Katılım: 21-12-2007 - 10:36
Nereden: oabcxx
Üye No: 2,424
isim: orhan
meslek: serbest
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: lise



Çay mahallesinde, geçmişte gerçek bir Kurban Bayramı..

İskenderunun ve özellikle Çay mahallesinin, 1950-60 lı yıllarda bayramların bir başka olduğunu herkes duymuştur.

Kurban bayramı, genellikle büyükler Kurban işleriyle meşgul olduklarından, Küçüklerin ayak altında olmalarını istemezler. Bundan dolayı küçükler için ilk saatlerde başlayan Bayramdır.

Çay mahallesi Saka caddesinde çocuklar için bazen iki bayram yeri birden kurulurdu. İskenderunun Adana yönünden gelenler için ilk ana caddesi olduğundan Kamyon, otomobil, At arabası, Bisiklet ve yük traktörlerin devamlı trafikte olduğu bir caddeydi.

İnönü okulunun arkasındaki o zamanlar petrol satış yeri ve Belen‘e küçük otobüslerin kalkış yeri olan Dönmez garajından başlar, Mezbahanenin içinde olduğu şimdiki yıkılan gecekondu mahallesi ve Eski Hapishane önünden Etibank yanında Sahil caddesiyle buluşurdu.Şimdide öyledir.

Motorcu İnayetin karşındaki Berber Bulutun önündeki dar kaldırımda, koyu esmer rengi ve bir deri bir kemik uzun boyuyla, Hint fakiri görünümlü Berber Bulutun oğlu ‘Çakal Ahmetle‘, komşu evin oğlu ‘Maşüş Kemal‘, İnayetlere ait motorcu dükkanının bitişiğindeki kahvehanesini süzerken, birkaç gün sonraki Kurban bayramını konuşuyorlardı.

Çakal Ahmet, arkadaşı gibi 9 yaşındaydı, temiz asvalt yol, yılın dokuz ayı yalın ayak dolaşma imkanı verdiğinden, mahallenin çoğu çocuğu gibi hatta pazara mal taşıyan köylüler ve at arabası sürücüleri gibi, okul hariç devamlı yalın ayaktılar.

--Bu bayram bizde bir şeyler kazanalım..dedi Çakal Ahmet, kısa boyuyla uyuşan uyanık gözlerinde yanıp sönen ışıklı tebessümle.

-- Bir Kova birde kahve fincanı lazım..diyerek devam etti, yatarken bile üzerinden eksik etmediği, kirli kısa pantolonunun ceplerini karıştırarak.

İnayetin motorcu dükkanından gelen, tamirdeki motorların inleten sesi, kahvede Kıbrıs Rum radyosunda Zeki Mürenden İstekler ve araç sesleri arasında, arkadan yoğun çekiç sesleri duyuluyordu.

Yolu geçeçerek, şimdiki çay mahallesi Camisi olan geniş boşluğa geçtiklerinde, bayramcılar hızla çalışıyorlardı. Kimi Tahta dönme dolapları kimi tahta ilkel atlı akrıncayı inşa ederken, Büyükler için Canbaz, üstünde yürüyeceği halatın direklerin iplerini sağlamlaştırırken, burnuna takılı demir halkadan sahibine ince zincirle bağlı ‘oyuncu Ayının‘ sahibiyle gösteri pazarlığı yapıyordu.

--İyi çalışıyorlar, kalabalık olacak.. dedi Çakal Ahmet. Sen teneke Kovayı, Babaannenin evinden çaktırmadan alırsın..Ben fincanı bir yolunu bulur, kahveden, kenarda, ocakçının görmediği masaların birinden yürütürüm, su nerden olsa buluruz..!

Yaz günleri yakın olduğundan havalar tam tadındaydı, yakmayan güneş, masmavi gök yüzü, ta uzaktan caddenin derinliklerinden görünen lacivert deniz ve Esentepenin, Ramazan topunun patladığı ucu ve arkasından sisli dağlar..
---Haydi dedi Kemal,bir gaz ver sahile doğru..
---Iııın,ııhhhın diyerek gittikçe yükselen sesler çıkarırken, ellerini direksiyon tutuyormuş gibi yapıp, yalın ayak, temiz asvalt caddede, sağ,sol yaparak kıvrılarak sahile doğru giden at arabasının arkasından koşmaya başladılar...
Nur gibi parlak bir günde, bayrama girilmişti, öğlene doğru ‘Bayram yeri‘ rengarenk giysili, kız,erkek çocukların kalabalığı ile çiçek tarlasına dönmüştü.. yüzün üstünce çocuk dar alanda, cıvıl cıvıl bir kargaşa içindeydi, yukarı ve daire şeklinde, dönen dolaplara inip binen cocuklar, iri elmayı kırmızı renkli şekere batırmış, ‘Elmalı şekerciler‘..
--Elmalı şekeeer..!parayı cepten çekeeer..Parası olmayan, anasına babasına bıçak çekeeer..! diyerek bağırırken.. Renkli leblebiler dolu iki gözlü ufak camekanı elinde taşıyan satıcılar...
--lokum gibi şekerliiiii ve küçük el arabsında ayak pedalıyla hızla döndürdüğü sıcak kovadan, eleindeki ufak çubuğa “Pamuk şeker” satanların sesleri yırtınıyordu..
--Gazoooz , meyvalı gazoooz, Bici-Bici gül suylu yaylanın gülüüüü...servisteydi...

Kırmızı ve canlı renklerden, parlak renkli ayakabılar giymiş kızlar, ellerinde Horoz şekilli, renkli şekerleme çubuklarını yalayarak, dönme dolaplara, kargaşa içinde binip inerken, uyanık ve bitirim erkek çocuklar, çocukluk yaşı nerdeyse bitmiş olanlarla, kalabalığın kenarında, parasına oyunlara dalmışlardı..

Kimileri evden getirdiği “Un eleğini” bir taş yığınının üzerine koymuş,
--- Beş adımdan kaç kuruşu, eleğin ince tellerine çarptırarak, yere düşüşmeden içinde kalırsa, iki katını alısındaydı. Kimide, on adım ilerden , toprağa çubukla çizili küçük daire içine koydukları paraları, yassı taşlarla çıkarma derdindeydiler.

Diğer köşede, sakız ve şekerlemeden çıkan vesikalık fotograf büyüklüğünde Artist ve futbolcu resimlerinde alış veriş ve takas vardı.
Boşluğun yakınında tepecikler halinde yığılı ham krom maden parçalarının aralarındaki hafif nemli sıkışmış toprak alanlarda, ellerinde çeşitli renklerde güllelerle(misketler) kıyasıya, karış-bir gülle, kelle iki gülle oynanıyordu. Avuç dolusu kazananlar, fazlalıkları para ile yeniden oyunlara katılmak isteyenlere satıyordu.

Baloncudan balon alıp şişirmek her kesime hizmet veriyordu, çiğnedikleri damla sakızlarıyla balon şişirme yarışı yapan kız kümeleri, yüzlerinde gülücüklerle yırtınarak bağrışıyorlardı..

Yer karınca yuvası gibiydi, birileri bir kaç yöne dağılarak giderken, diğer guruplar, değişik yönlerden kalabalığa katılıyordu. Birde birbirlerini tanıyanlar, ikişer kelime konuşup yollarına devam ettimi, tam bir kaynayan karınca yuvası gibiydi....
Ahmetle, Kemal, parasına misket oynayanlara yakın hemen su dolu teneke kovayı ortaya koyup, su içine tam dip merkeze fincanı yerleştirdiler, Kemal işi bildiğinden birkaç deneme yaptı, 5 kuruş ve 10 kuruşları, çaktırmadan dik tutarak, 30 Cm. Su yüzeyinden parayı bırakarak fincanın içine düşürdü ardından...
--- 5‘e ooonnn- 10‘a yiiiirmiiibeşşşş diye bağırmaya başladılar. On çocuktan biri parayı fincana düşürsede, diğer dokuzu kovanın kenarlarına kaçıyor orda kalıyordu. Ard arda iki defa, fincanda isabet bulanı, Çakal Ahmet hemen, omuz atarak itiyor ve çaktırmadan uzaklaştırıyordu...

O gün iki saat kadar, kovanın dibi paradan görünmez olmuştu, elek içine para attıranın orada itişmeler gördüler. Mezbahane civarının iri cüsseli beş altı, kimi cocuk kimide cocuk ötesi, çete gördüler.

Birbirlerine anlamlıca bakıp, kovadaki suyu, yavaşça yere dökekmeye başladılar. Çete oraya geldiğinde, zorla paralarını ellerinden alırdı. Kimseye şikayet edemezdiler. Zaten aileleri, bu işi yaptıklarını duyarsa, yiyecekleri dayağın haddi yoktu.

Aile arasında konuşmalarda ve tanıdıkların büyükleri konuşurken, bu oyunları düzenleyen, hatta katılanlardan, “sokak çocuklar” diyerek bahis ederken, hırstan dudaklarını ısırıyorlardı.

Hatta Çakal Ahmetin babası, kırk yılda bir, ağzını açtığında, “onun bunun çocukları” yorumunda bulunuyordu. Kahvehanenin karşısındaki çıkmaz sokaklardan birine dalıp, odun yığınlarının arasında parayı saymaya başladılar.

Her birine 140 kuruş kalmıştı, bu bir servetti, 5 kuruşa cepleri leblebi doluyordu...

Kovayı tekrar bahçeye bırakıp, tam gaz koşarak sahile, köylerden, arka mahallelerden gelmiş çoluk, çocuk, babalar, anneler bayramlıklarını giymiş, sahilde, nereye gideceğini şaşırmış sürüler gibi gezen, kalabalıkların arasına daldılar... artık gazozla, şekerli bayram simitlerinden yemenin, yerkende gülerek, oynayarak zıplamanın zamanıydı...


Bundan sonra artık geçmiş güzel Bayramlarınız mübarek olsun....

Go to the top of the page
 
+Quote Post
mesaj 28-10-2011 - 12:20
İleti #


Teşekkürler


Grup: Bot

Katılım: 1 Dakika önce




Go to the top of the page
 
Quote Post

Fast ReplyReply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 19-11-2017 - 22:55