iskenderun forum

Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )

İSKENDERUN'UN GÜNCEL FOTOĞRAFLARINI FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. https://www.facebook.com/iskenderunforum.com
  İskenderun Resimleri      İskenderun Genel& Sorunlar& Öneriler     İskenderun kültür,turizm

 
Reply to this topicStart new topic
> 70 li yıllardan bir Pasaport hikayesi.
orhann
mesaj 19-05-2014 - 23:09
İleti #1





Grup: İskenderunforum Köşe Yazarı
İleti: 94
Katılım: 21-12-2007 - 10:36
Nereden: oabcxx
Üye No: 2,424
isim: orhan
meslek: serbest
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: lise




Eski, Pasaport alma yolları..

Yenişehir Karakolu, İskenderun Lisesinin karşısına taşınmış, Askerlik şubeside Limanın kapısına yakındı.

Kilisenin İskenderun Lisesine bakan tarafında köşe Sondurak garajı olarak hizmetteydi.

Sondurak garajının karşısında Gönül pansiyon, Karşı köşede, şimdiki Kuyumcular pasajının yerinde İstanbul Eczahanesi ve üstündede meşhur İstanbul pansiyon hizmetteydi.

İstanbul pansiyon genellikle özellikle hafta sonları Dz. Eğiyim alayından yada 39. tümenden ve çevre birliklerden gelen rütbesiz askerlerin, unutulmaz hizmetindeydi.

Çok ve hızlı müşterileri olduğundan, dar merdivenlerden bir kaç asker hızla yukarı çıkar, hemen hızla pantolonlarındaki düğmeleri bile merdivenlerde ilikleyerek iner, sokaklarda kaybolurdu.

İstanbul pansiyon, birkaç haftasonu mesaisi yapan kadınla, vizite on lira asker ve talebe indirimiyle hizmet verirdi. Asker kesinlikle soyunmayacak, sadece pantolon düğmelerini açıp, işini bitirip hemen kaybolacaktı. Şehit pamir caddesinde, Kilisenin öteki köşesinin karşısındaki Unutmaz otelde aynı görevde olsada, askere açık değildi.

1970 lerin son yılları, artık siyasi tansiyon iyice yükselmiş, siyasi cinayet ve kargaşalık, pavyon ve fuhuş sektör olaylarını ikinci plana itmişti.

Pasaport almak, ehliyet almak öyle sıradan insanlar için kolay değildi. Önce karakoldan bir araştırma evrakı imzalatacaktın, sonra gerekli evrakları toparlayıp Antakya emniyet Müdürlüğünde, Pasaport şubeye teslim edeceksin sonra oranın kargaşalı koridorlarında sürünür gibi bekleyeceksin uzun hikaye.

Bu da fuhuş gibi rant kapısı olduğundan, otellerin Pezevenkleri gibi bu işinde Pezevenkleri vardı. Onların üzerinden işlemlerini tamamlar avantaları verirsen, kapındaki Eşşeğe bile pasaport alırdın.

Cemal yurtdışındaki amcasının yanında lisan eğitimi alma niyetindeydi, lisenin karşısındaki Karakolun geniş kapısından girişinde, Pasaportla ilgili evrakın nereden alındığını, kapıda bekleyenlere sorduç gösterilen geniş odada karşıdaki geniş masada 40 yaşlarında renkli gözlü, Nazi subayı pozunda bir polis, yanında sokaklardan tanıdığı biriyle nerdeyse aynı evrakları dolduruyormuş gibi yakın oturuyorlardı.

- Pasaport evrağı için gelmiştim dedi.

Polis onu tepeden tırnağa pis bakışlarla süzdü, öyle nerde hemen evrak, kimsin ne işlerdesin bir inceleyelim bakalım, yarın gel dedi..

Ülkede kimler kim vurduya gidiyordu, karakollara girip bir daha görünmeyenler her gün Gazete sayfalarındaydı.

- Bu günlerde pasaport bile almamak en hayırlısı diye düşündü.

Durumu arkadaşlarına açıkladığında,

- Git eski tarihi Postahanenin karşı arasına, orda ufak büroda zayıf bıyıklı esmer adama evrakları ver bir haftada pasaportunu al dediler.

Cemal büroya geldiğinde tarif edilen adam küçük büroda masanın arkasında önünde bir takım evraklarla çay içiyordu.

- Pasaport alacam ne kadara olur dedi.
- On bin lira dedi adam alaycı gülümsemeyle, nerdeyse üskenderun demir çelikte bir işçi maaşını söyledi, pazarlığa meydan bırakmamak için, zaten 3500 lirası Karakol soruşturması yapan Polise avanta ödüyorum, artık Antakyadakinin hakkı, gidiş geliş kesinlikle bundan aşağı olmaz, birde dosyan çıkarsa o ayrı. Yanında yeni çıkmış pasaportları göstererek, bunları daha yeni hallettim dedi.

Ertesi gün gerekli fotoğraf ları ve 6000 lirayı teslim etti, 20 gün gitti geldi ve netice yoktu, adam en sonunda, pasaport yok nereye gidersen git dedi kaba bir havayla..

Cemal, tavsiye üzerine Antakya pasaport sube yakınındaki bir kahvede bulabileceği, bu işin erbabı birini görmeye gittiğinde, Karakolun önünde çocukluk arkadaşı kelleci Selimi gördü.

- Yahu ne işin var orda, gel burda, Asi kenarındaki Harbiye garajında Hasan abi var, Antakyada en hızlı pasaport onun yanından çıkar ver istediği evrakları, en geç iki günde hazır.

- Kim bu İskenderundaki ibne, yarın sabah ordayım beni, Erzin pasajının orda bekle, gidelim onun yanına dedi.

Kirli sakalı ve dağınık takım elbisesiyle Sabah saat 9 gibi Selim ordaydı, hadi gidelim paranı alıp işlerini bitirmeyen su adamın yanına.

Oraya vardıklarında, adam yanında Karakoldan sivil giyimli bir Polisle birlikte çay içiyordu. Bu polis devamlı bisikletle gezip, karakoldan kendine teslim edilen evrakları dağıtıyor ve gerekli araştırma dosyalarını imzalayıp teslim ettiği biliniyordu.

Adam, Cemalle kelleci Selime, yanındaki sivil giyimliden güç alarak, alayla baktı.

- Ne var dedi..

Kelleci selim utanıp sıkılıyormuş gibi büzülerek, ben Cemalin arkadaşıyım, sizde parası varmış, o bir yere gidecek bana verirmisiniz sonra dedi..

Adam eliyle kovalar gibi,

- Tamam tamam olunca veririm haydi... dedi. Kelleci Selim bunu duyunca rahatlamıştı, yüzünden onu utangaç ifade yerini tam bir fırlamaya, büzgün vucududa irileşerek bir yağlı güreşciye dönüştü. Adamın yanındaki Polise.

- Ben seni tanıyorum, Antakyada falanca komserin yanında görmüştüm, git ona ... söyle demesiyle beraber polis, hiç konuşmadan bisikletine hemen bindi gitti.

Bu durum masada oturan adamın yüzünü soldurdu. Selim ona parayı yarın hazırla, senin Ananı, avradını, sülaleni, beşikten mezara küfüre başladı.

Günler sonra, Cemal tesadüfen pınar başı yolunda adamı gördügünde, yolunu değiştirmek istediysede, adam yalvararak geldi,

- Geçen gün Selim beni Antakyada karakolun yanındaki kahvede masaya yatırıp gırtlağıma bıçak dayadı, sen bana 6000 verdin zaten 3000 lirasını araştırma evrağına verdim, şuna söyle peşimi bıraksın iş yapamaz oldum, ona 4000 verdim hala 6000 istiyor diye yalvardı..

Cemal başka vasıta yoluyla pasaportunu almıştı artık..,

On bin gitmişti ama, en azından bu Pasaport işlemleri pezevengine gitmemişti. Öylece yüreğine serin sular aktı..

Cemal Pac meydanına inerken içinden, kelleci Selimin bu adama dükkanda ettiği küfürleri aynıyla,

kendine doğru adam olma yolunda nasihat eden hatırladıklarına sunarak yürüyordu...




Go to the top of the page
 
+Quote Post
mesaj 19-05-2014 - 23:09
İleti #


Teşekkürler


Grup: Bot

Katılım: 1 Dakika önce




Go to the top of the page
 
Quote Post

Fast ReplyReply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 23-11-2017 - 12:33