iskenderun forum

Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )

İSKENDERUN'UN GÜNCEL FOTOĞRAFLARINI FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. https://www.facebook.com/iskenderunforum.com
  İskenderun Resimleri      İskenderun Genel& Sorunlar& Öneriler     İskenderun kültür,turizm

 
Reply to this topicStart new topic
> Terzi Corc ve Mozaikte kalan bir kaç renksiz taş...
orhann
mesaj 29-03-2011 - 12:55
İleti #1





Grup: İskenderunforum Köşe Yazarı
İleti: 93
Katılım: 21-12-2007 - 10:36
Nereden: oabcxx
Üye No: 2,424
isim: orhan
meslek: serbest
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: lise



TERZİ CORC ve mozaikteki bir kaç renksiz taş...

Her gün, Fener caddesindeki tek katlı evlerinden bisikletine biner. Evlerinin karşısındaki ara yoldan, Namık Kemal ilkokulu yanından, kestirme yollardan, doktorlar caddesine gelir.

“Bahar kebab salonu” yönüne döner dönmez, yolda içerde sağdan ikinci, eski binanın altındaki, kendi rahmetli olduktan sonrada, terzi olarak hizmet veren dükkanına, dakika uyumuyla aynı zamanda gelirdi.

Bu sokak ve bu sokağa bağlı diğer dar ara sokaklar, iki katlı, yüksek tavanlı ve pancurlu pencereli uzun binalarıyla, geçmişteki iskenderunun eski pahalı mimarisini temsil ediyorlar. Sokak Eski belediye binasının arkasına kadar uzanırken, ikiye ayrılarak, bitişik tek katlı , bal peteği hücrelerini andıran yapılarıyla, her türlü, esnafı barındırıyordu.

50 li yıllardan itibaren ticari yerleşim, Korede şehit olan bir subayın adı verilen “Şehit Pamir caddesi” ve diğer işlek caddelere kaymıştı.
Sokak haliyle el sanaatkarı küçük esnafa kalmıştı. Her sabah, dükkanların önünde ateşler yakılırdı. Mobilyacılar , ağzı yukarı doğru daralan, kablarında tutkallarını ısıtırken, şimdiki süngerin yerini tutan keten sarımlarını , halat kalınlığında yolboyu açarlardı.

Berberler, Maltızlarında sıcak İbriklerini ısıtırken, ayaklarıyla çevirdikleri, dairevi iri biley taşında, Usturalarını bilerlerdi. Terzinin önündeki ateş, ağır elektrik Ütüleri olmadığından, ufak Mangal büyüklüğündeki, içinde odun kömürü yakılarak ısıtılan ağır “Ütüler” içindi.

Daha ilerdeki Köşger At veya Eşşek, semer yada koşumlarını deriden, hünerle kesip işlerken, diğer çıraklarda, kırmızı deriden yemeniler dikerlerdi.

Daha ilerde gıda toptancısı sayın Simon ve kardeşi, ara dar sokakta çıkrıkcı Zeydan kardeşler ve İskendrunun , kalıp buz dışında, dayanıklı kütle buz satıcısı ve manavlar yoğundu. Bilindiği gibi yıkılan tarihi “ Et ve balıkhane”si. Nakliye ciler ve aralarda sırtlarındaki yüklüklerle koşuşturan “Hammallar”.

“Hammallar” okula yada meslek öğrenmesi için “Çırak “ verilen çocuklara, okumazsanız iste böyle “Hammal” olursunuz numuneysidi. Sonradan, çoğu Hammal şehir dışında ev yapıp büyük arsa sahibi olduğundan, Hammal iken zengin oldu numunesinden, uzun zaman kurtulamadılar.

Terzi Corc, ufak dükkanına ahşap ara kat yapmış orada , Dikimci kalfalar, devamlı çalışırdı. Kendisi alt katta, itina ile dizilmiş koltuklarda devamlı müşteri ağırlardı. Duvarlarda boy aynalarından kalan yerler, Yazlık, kışlık kumaşlarla dolu raflarla donanmıştı. Kapı girişinde arkasında durdugu yüksek geniş kesim masası, itinayla serili, kesim için, Terzi tepeşiriyle çizili kumaşla kaplı olurdu.

Birinci, ikinci provalar için hazırlanmış takımlar ve tamamen hazır, son provayı bekleyen takımlar, dışarıdan görülecek şekilde sergilenirdi. Oturan, ölçüsü alınan, provası yapılan veya sıradan ziyaretci olsada, sohbetler bitmez, fakat Terzi Corc, eli boş sohbet etmezdi. Devamlı çizer,keser yada askılardan takımları indirerek düzen verirdi. Dikim masasının cama dayalı köşesinde, Pamuk doldurulmuş puf prova iğneleriyle doluydu. Renkli iplik makaraları ve değişik renk ve boyda, dikiş sırasında “iğne batma” koruyucu, parmak başına geçirilen yüksükler sıralıydı..

Rakibi isim yapmış, İskenderunun lüks terzisi kendi gibi Hiristiyan olan Abdo Medeni idi. Havalı Abdo , kıdemli devlet memurlarının ve zengin eşrafın terzisi olduğundan, etrafına uzaktı. Terzi Corc dükkanında onun adının geçeceği dedikodulu sohbetlere fırsat vermezdi.

Devamlı ağırbaşlılığı ve olgunluğu ona hatırlı bir itibar veriyordu..Bisikletini 5 m önüne bakarak sürer, adıyla seslenenlerle yada göz göze geldikleriyle selamlaşırdı. Her yaşa aynı itibarla davranırdı. Onu tanıyanlar, sohbetlerinde, Hiristiyanlık anıldımı , hemen Corc’u anarak , dostluklarıyla konuya taraf olurlardı..

Üst katta genç kalfalar şakalaşarak çalışırken, genellikle onların kim olduğunu bilmeyen Müslüman kızlarla olan uzaktan gülüşmelerini anlatırken , gülüşmelerle yükselen sesleri aşağıdan duyulmaya başladımı , ufak çırağı yollar uyarırdı.

Kimseyle ne sesli atıştığı nede sert polemiği görülmüştü. Sonradan iki katlı olan evlerinde, alt katta oturan yaşlı annesi, devamlı kutsal mumlar yaktığından, ev kapıları açıldığında, küfle karışık ağır bir koku alınırdı. Toplumun her kesimiyle öylesine kaynaşmıştıki, ne kendi üstünde nede dükkanında, dini bir simge yada işarete rastlamazdınız.

 Corc’un hiristiyan olduğunu duydum ..! diyenler bile olmuştu.

Özellikle bahar aylarındaki Hristiyan bayram günlerinde, Şehit Pamir caddesindeki Ortodoks kilisesi yoğun kalabalıktan caddeye kadar tüm kapılarını açmak zorunda kalırdı. Yüksek sahne platformunun koyu renkli perdeleri açıldığında , sahne ışıkları ve yanan iri mumlarla, ihtişam hissi verirdi.

Sahneyi dolduran 40-50 kişilik koro, kilise orguyla uyumlu ilahilerini söylerken, koyu takım elbiseli erkekler ve şık siyahlara bürünmüş bayanlar, ruhani uyum içinde onlara katılırdı.

Çoşkulu koroyla yükselen katılımcıların sesi Kilisenin büyük açık kapılarından ana yola taşarken, oradan geçen müslüman aileler ve gurup kalabalıklar , ya dış kapı önünde durarak saygıyla dinler yada içeri girerek arkalardan izleyici olurdu.

Genç ve güzel Hiristiyan kızlar, vucutlarına oturan fit dikimli havalı elbiseleri ve aşırı makyajlarıyla, durmadan içeri girip çıkarak hava atarlardı.
Geniş salonlu kilisede her katılımcının rahatlıkla izleyebileceği yükseklikte sahne platformu vardı. Özellikle böyle Mayıs ayı bahar bayramında , sahnenin sol tarafını tamamen koro gurubu doldurur.

Kalan bölümde kilise ayin gurubu merasim elbşseleriyle ve yanan ilave yüzlerce mumun aydınlığında ruhani bir görüntü oluştururdu.
Orgala birlikte yükselen, azalan koro sesi ve ayakta sahneye bakan bayan erkek karışık kiliseyi nerdeyse tamamen dolduran kalabalığın kendi aralarındaki mırıltılı konuşma sesi karıştığında oluşan bayram havasındaki hoşuntluk, ta.. dışardan bakanlar tarafından anlaşılırdı.

O zaman 1960 lı yıllarda, kilisenin geniş bahçesinde tanıdıklar, koyu sohbette olurlardı. Belliki toplum , Amerikaya, Avrupa, özellikle Fransaya olan göçler yüzünden gittikçe azalıyordu.

Ayine katılınların arsında 20 li 30 lu yaşlardaki gençlerin çok azılıkta olması, o ülkelerden gelenlerin etrafında toplanılarak hasret giderildiği ve daha önceden giden akrabalar, yakınlar hakkında detaylı bilgiler alındığı belliydi.

Kalabalık bir yandan tebessümlerle konuşurken yada selamlaşırken, bir yandan görebildikleri her yeri ve arkalardan gelen gideni ısrarla tarardı.
Ana kapıdan insan kalabalıkları arsında oluşan dar koridorlardan merakla sahneye doğru ilerlediğinizde, birbirlerini arayan gözlerle karşılaşır gibi olurdunuz sanki, gelecek yılki ayinde, birilerinin, artık aralarından ayrılıp başka yerlere göç edeceklerinin ve sararan yapraklarını döken bir ağaç gibi, kendi toplumlarında sonbaharın, sonlarını yaşadıklarının hüzününü gözlerinden okurdunuz.

İskenderun Ortodoks Hiristiyan toplumu, Amık gölü gibi yaşayan her şeyiyle, temsil edildiği her yerde kuruyordu. Kalanlar sadece, zengin gayrimenkuller yada iş yerlerinin hatırı için kalacaktı. Artık ruhsuz bir bahar ayini yada tanıdık çevre olsada, maddi imkanların el verdiği yurt dışı seyahatlar ne kadar avuntu olabilirdiki.
Yurt dışında yerleşik, buralarda çocukluklaını veya gençliklerini yaşayanlar oldukça, burdan gidenlerin, buraların hatırasına oralarda itibar görecekti. Onlar da hayattan koptukça kopuklukların yaşandığı, buralarda kalan hiristiyan genç kızların, kendi inanç toplumlarının dışında yaptıkları evlilik oranlarının artışından belliydi...

Artık onlar, öğündüğümüz Mozaikin içinde zorla görülen ögelerinden olmuşlardı..Kültürel varlıklarının ışığı, Vakıflar yönetimlerince el konulup yağmalanan gayrimenkulleri gibi yok olma yolundaydılar...

Terzi Cor' ta, inanç ayrımsız nice kalfalar yetiştirip usta yapmış, nice gençlere ilk takım elbiselerini dikmiş, nice takım elbiseleri siparişlerle başka ülke yada şehirlere hediye gitmişti.

Yeni mezarlıkların, teplerde hizmete girmesinden sonra, belkide rahmetli Corc’ un mezarıda, ihtişamlı Makzumelerin mezarları gibi, yılların süpürdüğü anıların tozları altında, eski ilgisinden uzak kalmıştır. Her gerçek İskenderunlunun yaşamında, hatıralarla anılacak bir gayrimüslüm ahbabı vardır..

Yaklaşan bahar bayramında Terzi Corc ve onun gibi,
( Barboros mah. den Numune mahallesine, fener mah. Yenişehir mahallesine gariban Hiristiyan dostlarımızdan ve Samancıoğulları,Sayegler,Makzumeler,Butroslar,Zarifler,Geyenlerden,Ölmezlerden, Ermeni hemşerilerimizden, İsraildeki İmirlere kadar vede anamadığımız diğer her,
yaşayan veya Rahmetli, tüm İskenderunda yada yurtdışında yerleşik “ İskenderun ruhluların” hatıralarını saygıyla anar, mutluluklar dilerim.

Go to the top of the page
 
+Quote Post
mesaj 29-03-2011 - 12:55
İleti #


Teşekkürler


Grup: Bot

Katılım: 1 Dakika önce




Go to the top of the page
 
Quote Post

Fast ReplyReply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 20-07-2017 - 23:47