iskenderun forum

Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )

İSKENDERUN'UN GÜNCEL FOTOĞRAFLARINI FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. https://www.facebook.com/iskenderunforum.com
  İskenderun Resimleri      İskenderun Genel& Sorunlar& Öneriler     İskenderun kültür,turizm

 
Reply to this topicStart new topic
> Mahallele baskısı ve saygısı
orhann
mesaj 05-10-2009 - 11:57
İleti #1





Grup: İskenderunforum Köşe Yazarı
İleti: 93
Katılım: 21-12-2007 - 10:36
Nereden: oabcxx
Üye No: 2,424
isim: orhan
meslek: serbest
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: lise



Kiymetli sanal arkadaşımız Doğan Bey’le şöyle bir eski Çay Mahallesi turu yapmıştık. Daha kimler! vardı saygıyla yad edeceğimiz, hatırlasak da sayfalarımız yetmezdi. Ne güzel bir İskenderun vardı 60’lı yıllarda yaşadığımız. Böyle güzel bir site internette ne zevkli anıları paylaşmamıza neden oluyor…

Belki de sessiz bir çoğunluk, zevkle okuyordur bir yoruma katılmadan ya da kimler değişik bir haz alıyordur kendilerinin ya da sevdikleri yakınlarının anılmasından… Kim bilebilir?
Çay Mahallesi’nin belki de en canlı yerlerinden biri gecekondular bölgesi, eski mezbahane hariç tamamıyla yok olsa da, hatıralarda en çok yer alandır. Mistik bir havası vardı. Değişik yer ve törelerden gelmiş kişileri, aileleri ve grupları barındırmıştı .

Bu bölge 1940’lı yıllarda canlanmıştır. Elbette 2. Dünya Savaşı yokluğu, yeni iş kapısı olan İskenderun kapısını açmıştır, yerlerinden kopmak zorunda olanlara.
Geçinmek için yaşayan ve ancak günlük rızkıyla yaşayanların yeridir burası. Irkının, mezhebinin ya da geçmişinin bilinmesiyle kaybedilecek zamanları ve de durumları olmayanların yeridir. Bu koşuşturmaca.

Kişi sadece kendi şahsiyetiyle ilgilendirmiştir çevresindekileri. Uyuşan yıldızlar hiç bir zaman kırılamayacak aile yakınlaşmalarına ve de arkadaşlıklara neden olmuştur. Çoğunun ebesi ebe Semra olmuş belki de kökü Karaağaç’tan yada sağlıkçıları iğneci Yıldız olmuş. Kim bilir belki de Karadeniz’den. Ya da kara Havva kökü Afrika’dan ya da Halep’li dondurmacı, kim bilirdi litreyle gazyağı satan Sercan Davut’un hikayesini ya da bakkal Cin Kadir’le, Maraş’lı bakkalın. Kireççiler, Ferler, Brecikliler. Büyükleri şimdiler de bile sana sorarlar kimin neyinin olduğunu, onların o mahalleden bildiklerinden birinin yakınıysan yerin ayrıdır onların yanında.

İskenderun’da gençlerinin, ailelerin gruplaştığı değişik mahalleler vardı. Oradan biri bir başarı yakaladı mı ya da kötü bir ün aldı mı mahallesiyle anılırdı. Her mahallenin kendine göre havası vardı. Farklı uçlardaki mahalleler… Ben biraz daha uzanayım ötelere o günlerdeki değişik çevreye…

Hatırlatayım itfaiyeyi geçince solda köşedeki tek berber kulübesi ve arkasında yuvarlak beton havuzun içindeki buğdayı kıran iri yuvarlak değirmen taşını döndüren gözü bağlı at! Eski Antakya yolunda Pazar Köprüsü’nü geçtikten sonar hiristyan mezarlığının köşesindeki kalaycıda akşama kadar bakır kazandaki eski kalayı içine doldurduğu deniz kumuyla bir sağ bir sol kıvırarak ayaklarıyla temizleyen kalaycı çırağı.

Ya da tutkallarını dışarıda ısıtan, kaldırım boyunca döşemede kullandığı keteni açan mobilyacı çırakları.

Pac meydanına kurulmuş çadırda erkenden sigaraya halka atan ve sinemanın sabah 10 matinesini bekleyen işsiz güçsüz takımı.

Mangal kömürüyle ısınan iri demir yığını terzi ütüsünü yelleyen terzi çırakları ya da usturaları, iri biley taşını ayaklarıyla çevirerek bileyen Berber çıraklarına bakarak dalalım eski mahallelerin içine.

Fener mahallesi
Muhiti gibi uzaktı diğer mahallelere. Futbol takımı bile hep Antakya’daydı. Başarılı sporcuları vardı. Refik, Rızkullah gibi milli ligde. Şehir ya da ülke dışında çalışan gençleri bir yabancı gibi gezmeyi tercih ederdi İskenderun’da. Iskenderun sanayi ve dükkanlarında çalışanları hatta başka takımlarda futbol oynayanları bile akşam oldu mu koşarlardı mahallelerine. Derin devletle pek yakınlaşmaz, onurlu ilişkiler içinde olurlar.

Numune mahallesi
uydu kent gibiydi. Oradan her geçişinizde ya düğün olurdu ya cenaze, bir sebeple genç erkekler, makyajlı kızlar, kapı önünde oturan yaşlılar, hepsi dışarıda olurdu. Tanıdık olanlara selam versen bile devamlı meşgul görünümlü olduklarından, uzun bir sohbetin olmazdı. Etrafa fazla bakınma şansın yoktu,kavga etmeye hazır gibiydiler. Nedense hepsi Pınarbaşı’ndan yaya, bisikletle ya da otomobille olabildiğince hızla geçerler.

Pınarbaşı mahallesi
Orası da ana caddede devamlı hareketli olur, orada her yaşayan günde bir çok kere bir sebeple ana caddeden geçer, birbirleriyle çok meşgulmuş gibi hızla selamlaşırlardı. Parasız olanları havalarını hiç bozmaz, kazanmış olanları da, dörtlü sinyalleri yakmış, daha önce kazanıp simdi kaybeden havasını yediği birini, neşeli gözleriyle arayarak, şöyle bir geçmiş günün acısını çıkarmak ister. Sebze hali daha da hızlandırmıştı oranın trafiğini. Polisler ve emniyetle olan yakınlıklarını sabah akşam anlatanların çoğu ya buralardandır ya da buralara takılır akşamları. Tavuk restoranlarında bazı konuların haline aracı olurlardı. Kazanan hemen değiştirirdi muhitini. Yunus Keskin’ler, Gökpınar’lar, buralarda büyümüştür ticari hayatta.Ütücü Münir oradan kapmıştı hıza göre destur vermeyi.

Dumlupınar Mahallesi
Karışık bir yerleşim almıştır daha çok Arsuz’a doğru uzanan dağ köylerinin eteklerindeki Türk köyleriyle Anadolu’nun değişik yerlerinden gelen karışık bir yerleşim vardır .Taşınanı göçeni yoğun bir yerdir. Bu karışık yerleşim eski üstü kapanan dere bir zamanların Cuma pazarını içine alarak uzamıştır. Sigorta Hastanesı civarı da böyledir. Kimlerin nerelerden olduğunu bilemezsin. Genellikle çek, senet, faiz işleriyle uğraşanlar bu ana caddenin etrafına takılır. Yakın geçmişte burası Domuzluk olarak tarihi Ermeni Kampı’ndan alıntılı olarak anılırdı. Kazananın en hızlı terk ettiği yerdir. Bazıları geçmişte oralarda yerleşik oturduğunu bile söylemez.

Yenişehir mahallesi
İskenderun onlar için, o mahalle, eski belediyenin çevresindeki dükkanlar ve Ordu Evi’nin önündeki sahil şeridinden ibaretti. Okumuş oranı yüksek bir muhitti, belki de yüzyıla yakın kiliselerin faydalı eğitimlerinden yararlanmış, zengin hiristyan tabakayla komşuluk yapmışlardı. Bu onlara bir farklılık veriyor diğer muhitlerden uzak kalıyorlardı .Ancak Abid Yeşilkaya bu güçleri şirketinde birleştirip Suudi Arabistan’da isim yaptıysa da iç çekişmelere daha fazla dayanamayıp uluslararası iş gücüne dönüşmüştür. Ali Saygılı da bütün bu muhitlerden topladığı iş gücünü uluslar arası boru hatlarında çalıştırdıysa da, sonradan kim nereye, kimin hesabına, nasıl gidip çalışıyor, o bile şaşırmıştır.!
Velhasıl anlaşılmıştır ki herhangi bir iş veya sahada bu muhitlerden kuracağın takım rakip tanımaz ama ..
Kim bir arada tutabilir ki?

Esentepe mahallesi ve Yıldırım
Ne biz, ne de onlar anlayamadı aslında.. Nereli olduklarını.*72.5 millet* oradadır deyimi buraya tam uyar. Çoğu İskenderun’lunun yolu oradan hiç geçmez desem yeridir.
Ziraat Bahçesi çevresi yeri de uzaktı dünyaları da.

Hamidiye Mahallesi yakın Türk dağ köyleri ve sonradan değişik yerlerden gelip yerleşen esnaf,memur oralarda yoğun ve kapalı bir yaşamdaydı.

Barbaros mahallesi
Çay mahallesi gibi karışık bir yerleşim aldıysa da artık o günler geride kalmış herkes etnik ve sosyal farklılık içinde zoraki günler geçiriyordu. 1960’lı yılların başında Çay Mahallesi üstünden İnönü İlk Okulu’nun duvarlarına yapılan varyant yol genişlemesinde bir çok Çay Mahalleli aileye şimdiki Ticaret Lisesi önünden yer verilmiş, fakat çoğu ilk imkanlarında burayı Mardin’lilere satıp başka muhitlere taşınmıştır. Saray Sineması civarı yerleşimleri de Barboros Mahallesi’yle hiç ilişkileri yok gibi yaşarlardı.

Karaağaç
O yıllarda çalışkan insanların yatağıydı. Günün ilk ışıklarıyla el arabaları at arabaları ile ürünlerini Çay Mahallesi üstünden eski cezaevinin oradan o zamanlar sebze hali olan şimdiki bit pazarına getirirler ve sergilerlerdi.

Diğer bir bisiklet ordusu sabah erken saatlerde oradan harekete geçer Liman, Devlet Demır yolları,Toprak Mahsulleri Ofisi ve Petrol Ofisi’ndeki, indir, bindir, taşıma işlerine bir hazla pedal sallarlardı.

Pazara gidenler ve pedal sallayanların aralarında bağırarak Arapça konuşmalarından oluşan uğultu yaz aylarında damlarda, kış aylarında da ev içinde uyuyan sabah uyuşukluğundaki şehirlileri uyandırır canlı yeni bir günün başladığını bildirirdi. İşlerinden dönenler vakitleri varsa ya da tatil günlerinde yakın düğünleri yoksa hızla sinemaya gelir, bisikletini 25 Kuruş karşılığında bisiklet emanetçisine verir sinemaya dalarlardı.

Kervan sineması yanında Bisikletçi Şahin, Kanatlı ve Halk sinemalarının karşısındaki bisikletçilere emanet ederlerdi. Sinema dağıldığında kalabalık bisikletlerini ellerindeki fiş numaralarına göre alır, son hızla İskenderun sahilinden bisikletle bir aşağı bir yukarı turlar Karaağaç’a hızla döner yeni bir haftaya moralle girerlerdi.

Karaağaçı’n ortasından geçen Arsuz yolu 24 saat canlı olur akşam saatlerinde evlilik çağına gelmiş ağır makyajlı güzel kızlar yol boyunca gruplar halinde dolaşır, bisiklet üstünde en artist poz ve kopkoyu briyantinli taranmış saçlarıyla gençler en sevdiği sinema yıldızını en meşhur poz ve mimikleriyle kızları süzerek, bisikletiyle süzülür gibi geçerlerdi.

Hızlarını alamayanlar o gün gerçekten havasında olduğuna inanıyorsa, şöyle bir Numune Mahallesi’nin kavgacı bakışlı süslü kızlarını ve Pınarbaşı’nın şehir merkezinden dönen ya da pencerelerinden caddeyi gözleyen kızlarına da hızla bir geçit yapıp, gaz lambalı köy evine hızı ve havası azalan pedallarla dönerdi.

Şayet bahar ya da sonbaharın yani ne sıcak nede soğuk güneşli güzel günlerinden birinde, Karaağaç ziyaretinde hareketli bir gün varsa, eski havaalanının ortasından yalın ayak neşeli türkülerle gelen yeni adak sahipleriyle karışan kalabalıkla , ziyarete hazırlıklı adak sahibi hıreysi kazanını kurmuşsa, kim katılmaz ki neşeli darbukalı, gençli, yaşlılı ziyaret etrafında dönen gruba. Orasıd a İskenderun’dan apayrı bir dünyaydı…

Artık yeni yoğun çalışmalı günler sabah erkenden başlayacaktır. Köybaşı’lar, Keskin’ler, Ünlü’ler ve daha nice kıymetli çalışkan insanlar…
Şimdiki yeni mahallelerde Gürsel ve Pirireis, Mustafa Kemal, Çankaya v.s. dahil bu eski mahallelerden türemiştir.

Daha fazla yazmama gerek yok anlamışşınızdır İskenderun’un neden kendinden bir belediye başkanı seçemediğini. Kavgalı mahalli ligin devamlı olup, tümüyle sahiplenilen bir İskenderunspor’u ancak o zaman var olan Çayspor ruhunun geçici yaşattığını.
Hasan Kurt’un katkılarıyla…
Sevgilerle..
Go to the top of the page
 
+Quote Post
mesaj 05-10-2009 - 11:57
İleti #


Teşekkürler


Grup: Bot

Katılım: 1 Dakika önce




Go to the top of the page
 
Quote Post

Fast ReplyReply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 21-09-2017 - 04:41