iskenderun forum

Hoşgeldiniz ( GİRİŞ | KAYIT OLUN )

İSKENDERUN'UN GÜNCEL FOTOĞRAFLARINI FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. https://www.facebook.com/iskenderunforum.com
  İskenderun Resimleri      İskenderun Genel& Sorunlar& Öneriler     İskenderun kültür,turizm

 
Reply to this topicStart new topic
> iyi giyinenler ve giydirenler
orhann
mesaj 14-02-2008 - 21:40
İleti #1





Grup: İskenderunforum Köşe Yazarı
İleti: 94
Katılım: 21-12-2007 - 10:36
Nereden: oabcxx
Üye No: 2,424
isim: orhan
meslek: serbest
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: lise



Babası da eski İskenderunlular gibi şık giyinirdi. Bütün kuzey Akdenizlilerde olduğu gibi İskenderun'da iyi giyimde renk uyumluluğu aranırdı. Takım elbise kahverengi ise çoraplar ve diğer tüm aksesuarlarda da o renkten bir şeyler olmalıydı. Hatta göğüs cebinde ucu görünen bir mendil ne kadar az görünürse kişinin giyim zevkinin kendi içinden geldiğini belli ederdi.
Burada daha önemli olan kişilere has renklerdi bu yüzden siyah beyaz dışında tonlu renkler herkese kendine özgü bir renk seçebilme şansını verirdi. Karanfilli İsmail kahve tonlu giyer ve kırmızı karanfili yakasından eksik etmezdi. Rahmetli Ferit Cerep her zaman beyaz gömleği, kravatı ve kendi gibi uzun şemsiyesi olmadan dışarı çıkmazdı. Yürüyüşü onun asil bir aileden olduğunun belirtisiydi. Tabii bize has giyinmenin en güzel yanı, bunu başkaları için değil kendin için olduğunu hissetmendi, zaten bu kendine has bir sitil oluşturur yürüyüş davranış biçimlerini belirlerdi.

İskenderun'un düz ve çeşitli uzun yürüme imkanları olduğundan yerlilerininde olduğu gibi çoğu kişi görevleri sebebi ile geldiği bu şehri terk edememiş ettiyse de pişman olmuştur. Futbolcu Kartal Fahri takım elbisesini kıvrımlı yağlı bıyıklarıyla tamamlardı. Rahmetli Seyfettin Uysal, dışarıda olduğu her anda tam takım ve fotör şapkalıydı. Uzun konuşmaz tanımadıklarına da gözünün ucuyla bakar işinin başından savardı. Karaağaç ve Arsuz çok renkli ve aksesuarlı giyimi tercih ederdi.
Kabadayılardan Mithat Mavi, rahmetli Aşkar hep filintaydı. Kasap Mithat üçğen vucudunu kilo almadan korur gögsü acık lacivert tonlar giyerdi. Vucutçulardan Yılmaz Türkoğlu da iyi bir vucuda sahip ise de Mithat gibi havalı değildi. Mursaloğulları ve diğer mıklılar iyi giyinseler de halkın gönlünde yer alamamışlardı. Yani Kasap Mithat’ın Sütçü Mustafa’ nın ve anamadığımız daha nice kabadayıların ve hatta Birecikli bahriyeli Hasanla olan yakınlığın Mardinlilerle ve mıklılarla olabilecek yakınlığından daha güvenli ve sıcaktı.

Açıkçası bu konunun milliyeti yoktu, bir onlar bir de cinsi ve geldiği memleket neresi olursa olsun İskenderunlular vardı. Belki de hala öyledir. İskenderun’un geçmiş “ Ortodoks kültüründen gelen gelişim ve olabildiğince bireysel star yaşama içgüdüsü, birlikteliği ve kalıcı mücadeleyi önlemiş her toplumda kabul edilmeyi aşılamıştır".

Bu çok önemli!! Star yaşama içgüdüsü yani bir yerde gerçek bir İskenderunlu varsa onu herkes tanır. Buranın yurtdışı veya içi olması fark etmez. Oraya çabuk adapte olur, çok kültürlü yaşmın verdiği ustalıkla erir gider ama üç İskenderun’lu bir arada çok zor, zaten daha başından birinin sivri olduğu kabul edilmiştir. Birlikteliğin olmayışının en belirgin örneği hiçbir yerde bir derneği veya talebe yurdu olmamasıdır. Kalıcı mücadele başarısızlığının en belirgin örneği kendinden bir belediye başkanı seçememiş ve hatta sebze hal’ini çay bahçelerini ve de yamaçlarını başkalarına bırakmış , Hava alanından başlayıp devam eden sahil boyunca Karaağacın sahillerine sıkışmaya başlamıştır. Herkesin dilinde olduğu gibi; ” düşenin elinden, kalkanın ayağından” çekilmiştir. Bu sebeple ayrı olarak düşünülenler "köpeksiz köyde’’ gibi hareket edebilmiştir. Ütücü M’nin de ütülediği bunu bile bile aksini savunanlardır.

Otellerde dostu olanlar onlara pezevenk denir de yüzlerine söyleyemezdin. Bu alemde yani barlar, pavyonlar, Soğukoluk, Bentderesi, konsumatrisler, Pansiyonlar, kumarhanelerde tüm günlerini geçirenleri dışlayamazdın, onlarla sanki öyle bir dünyaları yokmuş gibi sınırlı bir çerçevede sohbet ederdin. Belki de olur ya, ben olmasam da kıymet verdiğim birini misafir etmem gerekir. Oradan bir tanıdıklarım olsun diyebilirsin.

Bu alemin adamları şalvarlı da olsa ucu sivri, yumurta topuklu, cilalı ayakkabılarının arkasına basarlardı. Takım giyenler de cırtlak lacivert takım elbise ve içine de kavun içi kravatsız gömlek giyerlerdi. Hemen hemen çoğu tatlı göbekliydiler. Bir ara yeni bir emniyet amiri de bu zevke sahipti kravatına rağmen uzun bir zaman bu piyasadan zannedildi. Sonra sahilde yapılan bir yürüyüş ve nezaketli selamlaşmalar günü tamamlardı.

Akşm üzeri kumarbazlar , kulüplerine gider yemeklerini de orda yerdi. Canlı muzikli güzel solist ve konsumatrislerin olduğu bar geceleri yaz günlerinin tüm sıcağıyla oluşan uykulu ve terli günü unutturur onlara dolu bir gece daha yaşatırdı.

Pezevenklerin işi çok zordu, cilalı olacaksın kabadayılara çarpılmayacaksın ortada varmış yokmuş gibi olacaksın ki sermayen iş yapsın elinden alasın. Gergin ve kavgacı görüneceksin en ufak bir yumuşaklığında dümbük’lüge terfi eder ve oraları terk etmek zorunda kalırsın.
Rahmetli Sütçü Giritli de iyi giyinenlerdendi. Daha önce onu katırla süt satarken görenler var. Ben onu kırmızı renkli üstü açık ikinci dünya savaşında Almanların kullandığı kırmızı üstünde ‘’Aslan avcısı’’ yazılı cipiyle tanırım. O kırmızı arabayla birileriyle hızla gider gelirdi. Birden son model Mersedesle gidip gelmeye başladı. Bayram namazlarından sonrada Hamidiye Caminin önünde yakaladığıyla bayramlaşırdı. 80 li yıllarda boş zamanlarında hemşin pastanesinin ara sokağına, gündüzleri takılırdı beklide oradaki kulüplere girer çıkardı oda Ütücü Münir’den nasibini bizim gibi almıştır.!

Yazımın başında dediğim gibi Ütücü M’de babası gibi temiz giyinirdi. Babası dükkana yakın takılır koyu bir Demirelci olduğu söylenirdi. Abisi ile şehit pamir cad. beraber çalıştığı yıllarda devamlı dükkanın karanlığında günboyu çalışırdı. Abisi yurtdışına gittikten sonra ara sokağa kulüplerin arasına ufak kuru temizleme dükkanını açtı. O dükkan artık onun için bir gün geçirme yeri olmuştu. Her ne sebeptense hakkında bir tutuklama kararı alınmıştı. Bu onun bu yeni alemde rolünü belirlemişti. İki iri gözü sokağı devamlı tarar diğer eliylede devamlı ütü yapardı. İri bıyıklarınıda devamlı bakımlı tutardı. Hiç yalnız olmazdı hemen kapı girişinin yanındaki tek sandelye ve karşısındada yan yana sandalyeler vardı. Fakat bu tek olan meşgul edilse bile önem verdiği geldiğinde ayakçıları oturuyorsa bile hemen yerini gelene terk ederdi. Gelenlerin sosyal yapısına göre her konuya el atardı ve bir kazanç yolu arardı. Her ne takıntılı işin varsa onun halledebileceği bir adamı vardı. Ama şehir hapishanesinin gardiyanları ile karakollardan bazı polisler onun tartışılmaz sahalarıydı. İçerdeki yakınına iyi davranılmasını isteyenler M..yi bulur konuya el atmasını isterlerdi. Ardından M.. de pınarbaşındaki tavuk restoranlarından birinde o akşm konuyla ilgili gardiyanla koyu muhabbet içinde içiyor olurdu. Polis veya komiser tanıdıkları çoğu zaman sivil olarak o tek sandalyede oturuyor olurlar ve artık işin önemine göre koyu muhabbet devam eder. Onun için ayrıcaklı hiç kimse yoktu.
-Merhaba M.abi nasılsın !
-Merha canım buyur.
Geçen ya bisikletli yada yürüyordur hızına göre belli zamanda, gerekiyorsa Arabça yada Türkçe küfürü yer. Nasibini almadan kimse oradan geçemezdi. Yüzüne kondurdu tipik gülücügünde çizgileri ne kadar derin ve ısrarlı ise demekki ardından vereceği destur o kadar okkalı olacaktı.
Bitişik dükkandaki elektrikçi Kostantin,sokak başındaki boyacı Hüseyin, üstteki Süryani dişçi
Karşıdaki ayakkabı tamircileri ve de o kumar kulüplerine girip çıkanlar günün ilk siftahlarıydılar.
Onun bu huyunu bilenler ısrarla bir çaya davet edilseler bile onun biriyle meşgul halini bekler,
o arada hemen kayar giderlerdi. Nasılsa hemen ardından bu tanımda biri onun yerini alacaktı.
Zaten M.nin de geriye doğru anılanıp küfürü gönderme huyu yoktu. Durmadan yeni bir obje dükkanın vitrininde beliriyordu.O'nun vitrininden geçen tüm tanıdıklar bunu bilse de ondan vazgeçemezlerdi. Bunun dışındada her gün alenen yüzüne söylendiği bir yığın ayakabı boyacısı seyyar ve yerleşik esnaf vardı. Daha adını anamayacağım nice M.ler vardı yakınımızda. Vitrininde görünen alırdı haberi olmadan nasibini.

Nasıl olsa hepimizin M.nin küfürünü hak edecek bir şeyleri yok muydu?!!
Olmadığına inatla inananlar için M.yi saygıyla yad eder kaliteli ağzını dolduran bir
devşirme sözünün böylelerine gitmesini temenni ederim.!!!
Go to the top of the page
 
+Quote Post
mesaj 14-02-2008 - 21:40
İleti #


Teşekkürler


Grup: Bot

Katılım: 1 Dakika önce




Go to the top of the page
 
Quote Post
cantona5
mesaj 15-02-2008 - 02:06
İleti #2





Grup: aktif üye
İleti: 352
Katılım: 20-11-2007 - 15:50
Üye No: 2,286
isim: can
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: iskenderun



cok güzel eline sağlık sonuna kadar soluksuz okudum.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
orhann
mesaj 15-02-2008 - 15:56
İleti #3





Grup: İskenderunforum Köşe Yazarı
İleti: 94
Katılım: 21-12-2007 - 10:36
Nereden: oabcxx
Üye No: 2,424
isim: orhan
meslek: serbest
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: lise



ilginize çok teşekkürler.onaylarınızla gözlemlerimde yanılmadığımı anlıyorum.geçmişten bu kesitlerle umarım hatıralarınız canlanıyordur.selamlar
Go to the top of the page
 
+Quote Post
RuH
mesaj 26-02-2008 - 14:09
İleti #4





Grup: üye
İleti: 2,072
Katılım: 12-01-2008 - 20:15
Üye No: 2,545
isim: ruh
meslek: bilgisayar
İskenderun'da mezun olduğunuz okul adı ve mezuniyet tarihi: ...



Çok Güzeli di ellerinde sağlık...
teşekkürler
Go to the top of the page
 
+Quote Post
tayphoon27
mesaj 29-02-2008 - 10:08
İleti #5





Grup: üye
İleti: 30
Katılım: 25-12-2007 - 12:01
Üye No: 2,454
meslek: muhasebe



çok güzel bir makale soluksuz okudum gercekten elınıze yüreginize saglık
Go to the top of the page
 
+Quote Post
@NGEL_G!RL
mesaj 14-03-2008 - 22:29
İleti #6


amann bi iletiden n'olcak ki


Grup: aktif üye
İleti: 1,704
Katılım: 29-02-2008 - 20:04
Üye No: 2,893



güzel bir makale paylasım için tesekkurler
Go to the top of the page
 
+Quote Post
savas
mesaj 22-03-2008 - 00:37
İleti #7





Grup: üye
İleti: 24
Katılım: 15-06-2007 - 17:22
Üye No: 1,338
meslek: Avukat



orhan çok güzel bir makale olmuş, iskenderun un geçmişteki sosyo-kültürel yaşmına bir pencere açmış,,,devamını bekleriz. saygılar

Bu ileti savas tarafından 22-03-2008 - 00:38 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
besunar
mesaj 02-04-2008 - 11:39
İleti #8





Grup: üye
İleti: 7
Katılım: 17-03-2008 - 12:33
Üye No: 3,004
meslek: Astsubay



[quote name='orhann' date='14-02-2008 - 21:40 ' post='19739']
Orhan bey teşekkürler gerçekten bizi eskilere götürdünüz sağolun
Go to the top of the page
 
+Quote Post
mehmet
mesaj 24-05-2009 - 20:47
İleti #9





Grup: üye
İleti: 25
Katılım: 09-02-2007 - 16:32
Nereden: tarzan
Üye No: 384
isim: mehmet
meslek: serbest



inan bunlari okurken insan ken dini alamiyor . bari eski balikhanenin oralarida anlat ta hani eski belediyenin kapisinin karsisinda bir ara yol vardi, cikmaz sokak . orada bir terzi, bir kahvehane, birde meyhane vardi, iste o meyhanede neler olmazdi papazkarasi, buzbagi ,derdelan, yahu sen bizleri nerelere götürdün degerli orhan aga. ellerine saglik
Go to the top of the page
 
+Quote Post
DUMLUPINARLI
mesaj 30-12-2009 - 02:47
İleti #10





Grup: üye
İleti: 19
Katılım: 29-10-2009 - 09:12
Üye No: 5,114



SEVGILI KIYMETLI ORHAN BEY YAZINIZI OKUDUM COK HARIKA YAZMIS YORUMLAMISSINIZ ELINIZE SAGLIK KENDIMI BIR ANLIK HAYALINE KAPTIRDIGIM BABAM RAHMETLIGIN ZAMANINDA GECTIM ALLAH GÖNLÜNÜZE GÖRE VERSIN HERSEYIN HAYIRLISINI ALLAH RAZI OLSUN COK GÜZEL OLMUS SELAMLAR
HOSCAKALIN
Dumlupinarli
Go to the top of the page
 
+Quote Post

Fast ReplyReply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 25-11-2017 - 12:13