Ludwig Van Beethoven
Ta ta ta taaaam...

Bundan yıllar önce, 1800lü yıllarda yaşamış, ismi çok ünlü bir orkestra şefi vardı. İsmi ünlü olmasına rağmen, orkestra şefi olarak yeteneği inanılmaz derecede kötüydü. Beethoven"in ünlü eseri 5. Senfoni"yi, 6. Senfoni ile birlikte dünyada ilk defa seyircilere sunarken, performans 4 saat sürmüş ve konseri izleyen seyircilerin hiçbiri ne performansı beğenmiş ne de herkesin simdi çok konuştuğu ünlü besteyi. Daha birçok diğer bestelerin, yumuşak ve yavaş çalınması gereken yerlerinde tonu gereğinden çok aşağı çeker; yüksek tonla çalınması gereken kısımlarda ise gereğinden fazla heyecan göstererek havaya zıplardı. Hatta konser sırasında "SUSUN!! YANLIŞ!! YENİDEN BAŞLAYALIM!" diye bağırdığı bile olurdu orkestra sanatçılarına.

Hafızası çok kötüydü. Konser öncesi provalar sırasında bir bestenden attığı kısmı, konser sırasında orkestraya çaldırmaya çalışır; orkestra başka bir bölümü çalarken, kendisi bestenin başka bir kısmını yönetirdi. Bir müddet sonra, orkestra sanatçıları, bu orkestra şefine bakmak yerine başkemancının temposuna ayak uydurmaya başladılar. Hatta bir konseri sırasında bestenin yüksek tempolu bir kısımda yine havalara zıplarken, sanatçıların nota kağıtlarını görmeleri için mum tutan bir koro çocuğuna çarpıp, çocuğun ve nota kağıtlarının devrilmesine neden olmuş ve böylece konserin bir hüsran içinde bitmesine bile neden olmuştu. Bu son olay orkestra sanatçıları için bardağı taşıran son damlaydı. Orkestra sanatçıları, şefin kendilerini bir daha yönetmesi durumunda hiçbir konsere çıkmayacaklarını söylediler yönetime. Zaten sağırlık ile mücadele eden bu ismi ünlü orkestra şefi, en sonunda baskılara dayanamayıp, orkestra şefliği mesleğini bıraktı. Orkestra şefliğini bıraktı fakat insanların dahi adını verdiği, gelmiş geçmiş en iyi besteci dediği bir kişi olarak orkestra şefliği ile alakalı fakat kendisinin yetenek ve karakterine uygun başka bir mesleği icra etmeye devam etti: bestecilik. Bu kişinin ismi ünlü besteci Ludwig Van Beethoven idi.Başlangıçta bir besteci olarak değil, bir piyanist ve öğretmen olarak adını duyuran Beethoven, bir tavan arasında açlıktan kıvranmasına rağmen büyük bir piyanist ve dahî bir besteci olarak ün kazandı.

Almanya’da doğan Beethoven ilk müzik bilgilerini babasından öğrense de doğduğu şehirde Neefe'nin öğrencisi olmuştur. 1787 yılında Mozart'tan ders almak için Viyana'ya gitmiş fakat annesinin rahatsızlığı sebebiyle erken dönmek zorunda kalmıştır. Mozart, Beethoven ile yaptığı kısa bir görüşme sonrasında Beethoven'in dehasını ilk anlayanlardan biridir. 1792 yılında tekrar Viyana'ya giderek Büyük Sanat Merkezinde Haydn'ın öğütleri üzerine çalışmalara başlamış ve eserleriyle kısa bir sürede çevresindekilerin beğenisini toplamıştır.1800'lü yılların başında ortaya çıkan sağırlık problemi 1819 yılında ise son halini almış ve Beethoven sağır olmuştur. Bu yüzden besteci kendini insanlardan soyutlamıştır. Beethoven, Mozart ve Haydn'ın devamı olmuş müziği sınıflardan kurtarmaya çalışmıştır.19.yüzyıla damgasını vuran besteci özgürlüğe düşkünlüğüyle de göze çarpmıştır. Dokuz senfoni, bir keman konçertosu, beş piyano konçertosu, üçlü konçerto, Fidelio operası, otuz iki piyano sonatı, on keman-piyano sonatı, beş viyolonsel, bir korno sonatı, çeşitli oda müziği ve değişik biçimde pek çok eser vermiştir. Beethoven Romantik müziğin habercisi olarak gözümüze çarpar. Romantizm hareketini herkesten daha çok belirleyen Ludwig Van Beethoven'dir. Ancak sanatçı klasik ve romantik dönemleri arasında bu iki dönemden de etkilenmiş ve etkilemiştir. Bir yolculuk sırasında zatürreye yakalanan Beethoven aylarca ölümle pençeleşmiştir.

"Son mücadelesi de iki gün iki gece sürdü. Artık kendini bilmez bir vaziyette yatıyordu. Dışarıda korkunç bir fırtına hüküm sürmekteydi. Şimşekler çakıyor, rüzgar uğuldayarak esiyor, yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Bir ara şimşek çakmasıyla ölümsüz besteci de gözlerini açtı, sağ yumruğunu havaya kaldırdı, hafifçe boşlukta salladı, sonra başı geriye düştü; ölmüştü…" Ludwig Van Beethoven (1770-1827), 16 Aralık (?) 1770’de Bonn’da doğmuş, 26 Mart 1827’de Viyana’da hayata veda etmiştir.

Bu sanatçının hayat mücadelesinde bence en çarpıcı nokta yavaş yavaş yani ruhen acı çekerek işitme duyusunu yitirmesidir. Bir müzik adamının mesleki anlamda başına gelebilecek en kötü olaylardan biri duymamasıdır. Beethoven bu zorluğun altından kalkacak yeteneğe ve zekaya sahip bir insandır elbette! Beethoven olduğu için…İşte o hikaye:
Henüz 27 yaşında ve bütün enerjisi yerinde olan Beethoven‘ın dünyaya hakim olduğu anda sinsî bir düşman gittikçe yaklaşıyordu. Bir sabah uyanınca yağmur damlalarının cama çarptığını duyar gibi oldu. Fakat perdeleri açınca göğün masmavi olduğunu gördü. Duyduğu gürültü gittikçe şiddetleniyor, sağanağın şıkırtısıyla yangının uğultusu arasında perde değiştiriyordu. Kulakları gece gündüz uğulduyor ve kükrüyordu. Kalbinden çıkan sesleri çoğaltan kulağını, duyma hissini kaybedecek miydi? Hayatında tek zevki muzik olan bu adam sağır mı olacaktı? Hayır!.. Bunu düşünmek bile istemiyordu. Bu onun için katlanılması çok güç birşeydi. Sağırlık onu sadece toplumdan, insanlardan uzaklaştırmayla kalmıyor; aynı zamanda çalışmalarını da güçleştiriyordu. Bestelediği eserleri duyamamak Beethoven’i çileden çıkarıyordu. Dostlarına “Ben duyamıyorum, yüksek sesle konuşun!” diyemediği için onlardan kaçmak zorunda kalıyordu.Yıllar geçtikçe Beethoven’ın husursuzluğu da artıyordu. Arkadaşlarına bağırıp çağırıyor; hizmetçilerine kitap, çanak fırlatıyor; hatta patronlarına da hareket ediyordu.

Beethoven’in 57 yıllık yaşam süresindeki en büyük başarısı besteleridir ancak bu başarıyı diğer bestecilerden ayıran onun sağır bir besteci olmasıdır. Beethoven sağırlıktan sonraki 9. senfonisiyle tüm zamanlara damgasını vurmuş, konser sonunda bagetini atmış, elini yukarıya kaldırmış ve "sen benim bir parçamı alsan da ben hala senin yapabildiklerini yapabiliyorum!" diyerek haykırmış ve elleri kulaklarında konser salonunu koşa koşa terk etmiştir. derler ki: Mozart ne kadar iyi bir müzik şairiyse Beethoven de o kadar iyi bir müzik filozofudur.

Beethoven: “Annem verem hastası, babam da alkolikti. Bense cılız ve çelimsiz kalmıştım. Çocukluğum yoksulluk içerisinde geçti. Sevilecek güzel bir yüzüm olmadığı gibi genç yaşımda işitme duyumu da kaybetmiştim. Fakat ne tür felâketler, ne de karşılaştığım diğer zorluklar beni yıldıramadı. Azimle, sebatla çalışarak, Allah’ın da yardımıyla ideallerime ulaştım. Ben gayret gösterdim, Allah’ın takdiri oldu. Bu imtihan dünyasında musibetler, zorluklar karşısında sabır göstererek Allah’a tevekkül ettim. Bunun mükafatını da hedefime ulaşmakla gördüm.” Burada Beethoven her ne kadar sağırlığını somut bir nedenle açıklamasa da artık o sağır bir bestecidir ve artık müziği beynindeki seslerle yaratacaktır. Sağır müzisyenlerden en eskisi ve bilineni Ludwig Van Beethoven'dır. Beethoven ileri yaşlarda duyu kaybına uğradığında bile beste yapmaya devam eder ve ömrünün son deminde yazdığı 9. senfoni bu durumun doruk noktasıdır. Bildiğim hikayesi şöyle: 9. senfoni biter, artık çalınacaktır. Beethoven eseri dinlemek (daha doğrusu izlemek) üzere yerini alır. Eser bittiğinde büyük bir alkış kopar salonda ama Beethoven eserin bittiğini ancak orkestra şefinin hareketinden anlar. Sonra en öndeki yerinden ayağa kalkar ve seyircilere bakar. Herkes ayakta çılgınlar gibi alkışlamaktadır. Sahneye şefin yanına çıkarırlar, selamını verip doğrulduğunda ağlamaktadır Beethoven…

Beethoven sağır bir bestecidir ancak duyduğu dönemlerdeki tecrübeleri ona muhakkak sağırken beste yapma ihtimalini yükseltmiştir. Bu duyduğunuz bir melodiyi içinizden söylemenize benzer çünkü melodi beyindedir ve ağzınızdan bu sayede çıkmaktadır elbetteki bunu kulakla duymak işin müzik boyutunda yapılacak eylemleri çok daha somutlaştırmaktadır.

Beethoven dışında sağır olan başka besteciler de bulunmakta ancak toplumumuzca da dinlenmemesine rağmen ismi ve eserleri sinemalarda yer yer konserlerde ortaya çıkan Beethoven diğer müzik adamlarına nazaran toplumumuzca daha çok tanınmaktadır (en azından ismi). Beethoven sağır bir besteci olması ve buna rağmen onun başarılı eserler üretme bereketini yitirmemesi dolayısıyla Beethoven’in hayatının, eserlerinin kronolojik tarihlerinden çok onu Beethoven yapan özellikleri her zaman benim için daha önemli olmuştur. Örneğin Beethoven’in doğum ve ölüm tarihi yerine onun müziğe bakış açısını anlamak, insanlara verdiği mesajları alabilmek gibi onun genel düşünce ve hisleri insanların müziğe bakış açılarının ciddiyet derecesinde geniş açılı bir değişikliğe uğramasına neden olabilir. Zaten o bakış açısı müziğin işlevlerinin çok daha ayrıntılı ve net algılanmasını sağlayacaktır.

Sonuç olarak bir müzisyenin hayatının zorluklarının nerede, ne zaman geçtiğinden çok, o zorluklara rağmen bunu nasıl başardığı daha çok itimat edilmesi gereken önemli bir bakış açısıdır. Müzik heryerdedir, o zaman Beethoven’de heryerdedir. Beethoven’in heryerde olmasının nedeni onun müziklerinin sadece bütün dünyada dinlenmesi, icra edilmesi, bilinmesi değildir. Müziğin dışında nerededir Beethoven işte bu sorunun cevabı “Mors Alfabesi” inde gizlidir. Bu da Beethoven’i müzik aracılığıyla tarihin başka bir boyutunda yaşatmaktadır. Bu ilginç yazıyı okumadan önce hemen aşağıdaki linke tıklayarak ulaşacağınız küçük müziği dinlemeniz gerekecek. http://www.altiustutasarim.com/upload/5.mp3
Müziği dinlediğinizi düşünürsek, Peki size şu işaret tanıdık geliyor mu? V
V karakteri alfabemizde bir harf, Romen rakamları ile 5 ve aynı zamanda zaferi simgeleyen el işaretidir. Fakat V her zaman V olarak yazılmıyor. Eğer Samuel Morse"un icat ettiği Mors Alfabesini bakarsanız, V harfini “. . . ___ “ diye yazıldığını göreceksiniz. Yani "ta ta ta taaaaaam". Aynen yukarıda dinlediğiniz müziğin başlangıcı gibi: "ta ta ta taaaam".

Yukarıdaki linke tıklayarak dinlediğiniz müzik, çoğunuzun çok iyi bildiği Beethoven'in en iyi bilinen, en çok çalınan, en çok konuşulan senfonisi, "5. Senfoni" eserine ait. 5 yani Romen rakamı ile V yani Mors Alfabesindeki V harfi, işte bu eserin başlangıcındaki 4 notadan esinlenerek oluşmuş. Bunun nedeni ise Samuel Morse"un, 5. Senfoni yazıldıktan 20 sene sonra, Mors Alfabesinin oluştururken çok sevdiği besteci, Beethoven"i, kendi eserine dahil etmek istemesi. 5. Senfoni daha birçok kişiye ilham kaynağı olmuş. Örneğin bir Kubrick filmi olan "A Clockwork Orange", Anthony Burgess tarafından yazıldığında esas karakter Alex, 5. Senfoni"yi dinliyordu (Kubrick, filminde bunu 9. Senfoni ile değiştirdi). 5. Senfoni"yi son zamanlarda sinema filmi haline getirilen "V for Vendetta" filminde de duymanız mümkün. Başka bir örnek ise İkinci Dünya Savaşında, Haziran 1944"de yapılan Normandiya Çıkartmasında (D Day), Beethoven"in 5. Senfonisi çalınmış arka planda. Çünkü 5 yani Romen rakamı ile V yani zafer işareti, bu çıkartmanın amacını özetliyormuş. Aynı mantığı güden BBC televizyonu da yine aynı dönemde haber bültenlerine bu bestenin ilk 4 notasıyla başlıyorlarmış: ta-ta-ta-taaaam.

“Devam edin; sanatı yalnız uygulamayın, onun kalbine nüfuz edin; bunu hak ediyor; çünkü sanat ve bilim insanı tanrısallığa yüceltebilir." (Beethoven, 1812)




Alıntılar: www.hafif.org ,forum.donanimhaber.com, www.beethovenlives.net, www.uludagsozluk.com, www.altiustutasarim.com