Ezan-Müzik İlişkisi


Müzik en eski sanat dallarından biridir. Tarih öncesi devirlerde kuşların ötüşünden, suların şırıltısından, yağmurun sesinden, rüzgârın ve kıyıya vuran dalgaların uğultusundan esinlenen ilk insanlar, yere kazdıkları küçük kuyulara ya da içi boş bir kütüğe deri geçirip vurarak, hayvan bağırsaklarından yapılan ipleri çekerek, boynuz, kemik ya da odundan boruları üfleyerek doğadaki sesleri taklit etmeye başladılar. Başlangıçta işaret vermek amacıyla kullandıkları bu sesleri sonraları hoşlarına gidecek biçimde düzenleyerek kendi ilkel müziklerini yarattılar. Eski zamanlardan beri müziğin, dinsel törenlerde de önemli bir yeri oldu. Müziğin bu dinsel işlevini İslam Dini'nde özellikle ezan sesiyle açıklanarak tartışılan bir konudur. Bir kesim ezanın, dinin içinde müzik olmadığını iddia ederken, bir kesim ise ezgilerin, makamsal yapının dolayısıyla müziğin dinin içinde ve ezanda var olduğunu söylemektedir... Bu ezgisel, makamsal yapı; kimilerinin dikkat etmediği, kimilerinin duymadığı, kimilerinin sesinden rahatsız olduğu, kimilerinin duyunca namaza kalktığı, kimilerinin ise dinlemeye doyamadığı "Ezan" da dikkat çekmektedir. Ezan`dan bahsediyoruz. Hz. Muhammed`in `İçimizi ferahlandır ya Bilal` diyerek Bilal-i Habeşî`yi güzel sesiyle beyitler okumaya davet etmesinin üzerinden 1400 yıl geçti ama ezan dünyanın en popüler ezgisi olarak her gün yüz binlerce kez okunmaya ve dinlenmeye devam ediliyor...

İslam dininde genel olarak,namaz vaktini bildirmek ve müslümanları camiye çağırmak için, minareden yüksek sesle söylenen kalıp sözlere ezan diyoruz. 70 yıllık insan ömründe aşağı yukarı 130 bin kere duyulacak bir kalıp olan ezanın
bu cümleyle insan hayatının ne kadar içinde olduğu açıklanabilir. Bu konuda kişilerin görüşleri oldukça farklı. Kimi ezanı namaza çağrı, kimi güzel bir ses, kimileri bazı nedenlerle gürültü... olarak düşünmektedir. Düşünceler ne olursa olsun ezan toplumumuzca saygı duyulan bir ses, bir çağrıdır. İslam'ın nişanı, beldelerin şehadeti olarak da adlandırılan ezan bu özelliklerinden ve kişinin İslam'a olan inancından dolayı saygın bir özellik taşımaktadır. Hz. Peygamber "Ezanı işittiğiniz zaman siz de müezzinin dediğini deyin" diyerek ezana saygıyı ve nasıl dinlenilmesi gerektiğini anlatmıştır.
Ezana saygı kabul edilir bir gerçektir, peki bize "ne güzel ezan sesi" dedirten ses nasıldır. Yani ezan nasıl okunmalıdır. Makamlar değil midir ezan sesini şekillendiren? Bu konuyu zikir usulleri ve musikileri konusunda önemli arastirmalari olan Ö. Tugrul Inançer, Çocuk doğduğunda ezan ile kamet getirilmesi müziktir, insan öldükten sonra mevlidin okunması da müziktir. Müzik, melodi ve sulh (ritm) den oluşur. Evvela sulhla baslayan musikiye sonradan melodi katılmıştır" diyerek insanın doğarken ve ölürken dahi müzik yapıldıgını ezan örneğiyle açıklamıştır. Bu doğruluda ezan sesini müziksel açıdan inceleyecek olursak karşımıza bazı makamlar çıkmaktadır. Çünkü ezan genel olarak bu makamlara göre okunmaktadır. Sabah ezanının sabaa makamında okunması gibi...

Genel olarak ezan makamları:

SABAH: Saba Makamı
ÖĞLE : Uşşak, Rast, Neva Makamı
İKİNDİ: Uşşak makamı, Rasm Makamı
AKŞAM: Segah, Dugah makamı
YATSI : Hicaz makamı, Rast Makamı

Başlangıçta namaz vakitlerinin duyurulması için ateş yakmak, çan çalmak, bayrak dikmek gibi öneriler gelse de ilgi görmedi. Bu ezanın başlangıcı itibariyle melodik olarak düşünülmediğinin bir göstergesidir. Sonrasında Ezan ilk olarak Bilal-i Habeşi tarafından okunarak simgeleşti. Böylece ezana tek biyolojik çalgı olan insan sesi girmiş oldu. İslamiyet’le Hz. Peygamber, Bilal Habeşi’ye sesi ile insanları davet etmesini buyurmuştur. Ve Hz. Peygamber Kur’an’ın güzel sesle okunmasını tavsiye etmiştir. Kur’an’ın içinde bütün makamlar gizlidir. Uşşak, rast, nihavent, segâh. Zaten bu makamlar bizim hücrelerimizde vardır. Kur’an’ın makamı çok içlidir, yakıcıdır. Ayrıca dinlediğin bir radyo programında Bilal Habeşi'nin ezan okurken bazı sözcük hatalarından şikayetçi olanlara, Hz. Peygamberin onun güzel sesi o açıklarını kapatır benzeri bir açıklama yaptığını dinlemiştim. Hz. Peygamberin bu açıklamaları incelendiğinde ezanın güzel okunması gerektiği ana fikri ortaya çıkmaktadır. Naçizane düşüncelerim, ezanın iyi okunması: "namaza geliniz", ezanın kötü okunması: "namaza gelin lan" anlamı taşımaktadır. Bu doğrultuda ezanın iyi okunması estetik, ses, makam yani müziksel özellikler taşımasını gerektirir. Amaçları farklı olsa da türk sanat müziği ve halk müziğinde ezanda kullanılan makamları dinlemekteyiz. Ezan arapça okunmaktadır ve genel olarak dünyanın herhangi bir yerinde duyduğunuzun hem arapça olması ve özellikle makamsal özelliklerinden dolayı ezan olduğunu anlayabilirsiniz ama iyi ama kötü. Çünkü ezan dilsel özelliğinin yanında belli bir melodik yapıya da sahiptir ve ülkemiz genelinde belirli disiplinlerle söylenmektedir. Bu müziksel disiplinlerin yanında ezanı besteleyen müzikçilerde olmuştur. ancak bu besteler müezzinler tarafından benimsenmemiştir. Dolayısıyla ezan daha çok doğaçlamadan şekillenmiştir. Osmanlıda müezzinlerin güzel sesli olmasına ve müzik bilmesine önem verilmiştir. Ünlü bestecilerin bir çoğunun padişah müezzinliğine atanması buna tanıklık eder.

Ezanın ülkemizde makamsal okunuyor olması üniversitelerin "ezan okuma" eyleminde eğitici faaliyetlerini arttırması ezana ve insanlara yapılacak başlıca iyiliklerden olabilir. Ancak üniversitelerin ilahiyat fakültelerinde bu durum pek düşünülmemiş olsa gerek? Ülkemizde şu anda eğitim yapan İlahiyat Fakültesi sayısı 23 tür. Eğitim programlarına baktığımızda; Türk Din Musıkisi, Güzel Kur’an Okuma, Kur’an Okuma ve Tecvid v.b. gibi Kur’anın güzel ve doğru bir şekilde, makamına uygun olarak okunması ile ilgili uygulama derslerinin, kredisinin ve süresinin az olduğu görülmekte, buna karşılık teori derslerinin fazlalığı dikkati çekmektedir. Bildiğim kadarıyla ezan müezzinin müzik bilgisine göre hüseyni makamı hariç bütün makamlarda okunabilir. Ezan müezzinin en tiz ses bölgesinde, bir oktavı bulmayan bir ses alanı içinde okunur. Genellikle tek bir makamın çerçevesi içinde kalınır. Bu özellikler ezan okumada ses güzelliğinin yanında müzik eğitiminin gerekliliğinin bir başka açıklamasıdır.

Bazı Fakültelerde, Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 11.07.1997 tarih ve 97.23.1660 kararıyla açılan ve eğitim süresi dört yıl olan, İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Programı (Bu programda öğrenciler alan bilgisi, genel kültür ve pedagojik formasyon dersleri almaktadırlar. Bu programı bitiren öğrenciler ilköğretim okullarında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olabilmektedirler.) 26.05.2006 tarihli Yükseköğretim Genel Kurulu Toplantısında alınan karar gereğince 2006-2007 eğitim-öğretim yılında Eğitim Fakültesi bünyesine alınmıştır. Bu programdakilerin müzik eğitimi, güzel ve doğru makamları öğrenmeleri, üslup sahibi olmaları için için neler yapılmaktadır, neler yapılabilir…Araştırılmalı…konservatuarlarla, müzik bölümleri ile işbirliği yapılmalı…Ortak seminerler/yarışmalar/okuma günleri düzenlenmelidir… Üniversiteler bunun için vardır…Bilimsel çalışmalar ile bu konular acilen netliğe kavuşturulmalıdır…

Genel olarak ezan-müzik ilişkisi ezanı iyi okuma düşüncesiyle bağdaştırılmaktadır. Demek oluyor ki ezanı iyi okumak için
sadece güzel ses yetmez çünkü ezan kolay okunabilen bir ezgi değildir ve bunun için müziksel eğitim gereklidir. Ayrıca müzik türleri içinde "dini müzik" kendi içinde bir gruptur ve ezan sesini bu makamsal özelliklerinden dolayı
dini müzik adı altında içinde gösterilebilir olması İslam'a karşı saygısızlık değildir. Çünkü müzik dinlerden önce insanla var olan en eski sanat dallarından biridir. Bunun yanında dinsel müziklerin eğlence aracı yapılması da ayrı bir tartışma konusudur. Örnek olarak: 1- Astral Projection - Allah Acbar, 2- Soul Driver - States Of Mind (Nick Warren / Global Underground - Amsterdam) müziklerinde ezan sesi kullanılmıştır.

Tasavvuf müziğinin önde gelen ismi Sami Özer; "Camiiinde çok güzel sesli bir hoca vardı. Onun ezanı, 9 yaşımda beni celbetti. Ben de onunla okumaya başladım bağıra bağıra..."

TRT`nin Ramazan programlarından güzel sesi ve uslubuyla tanıdığımız neyzen Ahmet Şahin `Ezan, ses aralıkları ve makam çeşitliğiyle, bir medeniyettir` diye söze başlıyor. Ezan, ilk ezan okuyan Bilali Habeşi`den bu yana belli bir ahenk ve nağmeyle okunmakta. İslam coğrafyasında sadece Fas`ta yaygın olan `Maliki` mezhebine göre ezan düz okunuyor. Ayrıca Vahhabiler de ezanı düz, salt bir namaz daveti olarak okuyorlar. Ama Başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerinde her ezan için ayrı bir makam var. Sabah ezanı saba makamında, öğle uşşak ya da Bayatî makamında okunuyor. Bu yüzden de `Her sesi iyi olanın ezan okuyamayacağı gibi her müzik bilgisinin de müezzin yetiştirmeye yetmeyeceğini ifade ediyor ve ezan için ayrı bir eğitim gerektiğini` vurguluyor. Bu konuda İstanbul Müftüğü müezzinleri eğitmek için her ay temel müzik ve ses eğitimlerinin verildiği kursların yanında, ezanları güzelleştirmek için düşündüklerinden biri, `fahri müezzinler` projesi. Bunun için müftülük mahallesindeki camide ezan okumak isteyen "güzel sesli" gönüllülere yönelik kurslar düzenleyecek `ezan okuyabilir` sertifikası dağıtacak. Bu projeye ne olduğu hakkında bir bilgiye sahip değilim ama buradan çıkartılması gereken sonuç ezan okumak için ezanı estetik güzelliğe büründürmek için iyi, güçlü bir sese ve ezana yönelik müzik eğitimine ihtiyaç olduğudur. Hoperlörlerin çatallı, bozuk seslerinin kötü okunan ezana eklediğini düşünürsek ezana saygı duyan toplumumuzda dahi bu durum mahkemelik olabilir.

Diyanet, her ses eğitilir` ama diyor `kötü sese henüz bir çare bulamadıklarını söylüyor. Peki kötü sesli biri nasıl müezzin olur? Bu da devletin kadrolaşma politikalarının bir sonucu olduğu gerçeğidir. Müftü Çağrıcı yeni nesil müezzin ve imamlar artık güzel sesli, ama eski kadrolu müezzinler için bir şey yapamıyoruz` diyor ve 21 yıldır kötü sesiyle okuduğu ezanlarla Kasımpaşa`daki bir mahalleyi çileden çıkaran bir müezzini en sonunda mahallenin gelip kendilerine başvurması üzerine görevden aldıklarını ama kararın mahkemeden döndüğünü anlatıyor. Şaşırmayın! bu konuda örnekler çok fazla...

Daha popüler bir örnekte Sezen AKSU' dan: İzmir Fuarı Açıkhava Tiyatrosu`ndaki konserine, ezan okunmaya başlayınca ara veren Sezen Aksu`nun ezan bitince "Bu müezzinde de ses olsa bari. Devleti yönetenlere sesleniyorum. Camilere doğru dürüst müezzin bulsunlar" demesi kimilerine karşı dine ve müezzine saygısızlık olarak algılansa da buradaki asıl sorun maruz kalınan sesin belirli sebeplerden dinlenemeyecek kadar kötü olmasıdır. Bu belirli sebepler arasındaki en önemli etken ezan okumak için kullanılan (genelde mikrofon-hoperlör) ses sistemleri ve bu seslerin yüksekliğidir.

Milletvekili Baratalı, ezanın mikrofon-dan okunmamasını isteyerek, mikrofonla okunan `ezanın kulakları tırmaladığı`nı söyledi. Baratalı, ezan sesinin çok yüksek desibelli hoparlörlerle insanlara duyurulduğunu ifade ederek, bunun rahatsızlığa sebep olduğunu savundu.

"Müftü Çağrıcı ise bu örneklerden yani kötü okunan ezanlardan şikayet edilmesinden memnun." Ezanın güzel okunmasının istenmesi müziğin estetik olma kaygısıyla bağdaşmaktadır.

Günümüzde minareden çıkıp akustik sesiyle ezan okuyan hocalara rastlamasakta ezan başlangıç itibariyle böyle okunmaktaydı. Elbette teknolojinin bu anlamda ezan sesinede etkisi oldu ve artık ezan mikrofon, hoperlör gibi ses yükseltici cihazlarla okunmaktadır. Dine olan etkisiyle teknolojinin, dinin içine girmesi onu "Hoperlörle ezan okumak caiz midir?" sorusuyla başbaşa bırakmaktadır...Ezan aracılığıyla halka hem namaz vaktinin geldiği ve cemaatle namaz kılınacağı duyurulmuş olmakta, hem de Allâh’ın büyüklüğü, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in O’nun elçisi ve namazın kurtuluş yolunun kapısı olduğu ilan edilmektedir. Ezan namaz vakitlerini ilan olduğuna göre, ezanın muayyen kalıplarını muhafaza ve ifade etmek suretiyle bu ilanın, hoparlör veya hoparlörsüz yapılması arasında dini açıdan bir fark yoktur. Nitekim tarihi süreç içinde ezan ile amaçlanan bu gayenin (ilan) sağlanması için İslâm alemi çeşitli arayışlar içine girmişler ve Hz. Peygamber döneminde söz konusu olmayan minareleri inşa etmişlerdir. Gaye, ezan ile amaçlanan duyuru ya da ilanın kapsam alanını genişletmektir. Hoparlör sesin kuvvetini artırıcı bir alettir. Hoparlörden çıkan ses, aksi seda (yankı) değil; mikrofon başında okuyan veya konuşan kişinin kendi sesidir. Bu itibarla, daha uzaklardan duyulması için ezanın mikrofondan okunmasında dinen bir sakınca yoktur. Ayrıca minarelere konan hoparlörlerin, kıble veya başka bir cihette yer almasının da bir sakıncası yoktur.

Hoperlörle ezan okumanın dinsel açıdan bir sakıncası olmasa da bu tür ses sistemleriyle okunan ezanlardan şikayetçi olanların sayısı oldukça fazla. Burda kaçırılmaması gereken nokta, insanların ezana değil onun ses kalitesine, okunuşuna ve de ses yüksekliğine olan şikayetleri.

Yalnızca namaz vaktini bildirmek için okunan ezan için her vakit ayrı makam bulunduğunu belirten Emre Yücelen (İstanbul camileri ve Müezzinleri albümü proje koordinatörü), " Ezan, her vakit farklı makamlarda okunur. Camileri dolaşırken iyi sesli müezzinlerin müzik birikimlerinin olduğunu gördük" diyor. İstanbul'daki tarihi camilerin çoğunluğunda müezzinlerin müzik kulağının olduğunu ancak eksikliklerinin olduğunu dile getiren Yücelen " Mesela Sultanahmet Camii müezzini iyi bir tenor, Ağa Camii'nde ikili ezanla düet yapan müezzin ve imamlar da tenor ve sesleri gayet iyi. Fatih Camii'nin müezzini ise bas bariton. Bunlar seslerini iyi kullanan insanlar olduğu için belli bir dinleyici kitlesi de oluşmuş. Ezanı iyi okuyan cemaatı topluyor" diye anlatıyor.

Yaklışık 11 ay boyunca İstanbul camilerini inceleyen Emre Yücelen'in proje esnasında yaptığı tespitler ise oldukça üzüntü verici. Yücelen'e göre, iyi ezan için müezzinlerin en az 2 yıl şan eğitimi alması gerekiyor. Bu eksiklik müezzinleri de rahatsız ediyor. Çift ezanda müezzinlerin ses renkleri birbiriyle uyumlu değil. Akustiği çıplak sese göre yapılmış tarihi camilerde sonradan konulan ses düzenekleri ezanı da iç ezanı da olumsuz etkileyecek seviyede. Müezzin ezanı güzel okuyor olsa da cihazların ayarının yapılmaması ve kent gürültüsü ezanın yokolmasına yetiyor. Ezanlar birbirine karışıyor. Bu konuda en iyi düzenleme Kadıköy'de en kötü düzenleme Üsküdar'da. Üsküdar'da gürültü kirliliği yüzünden ezanlara yazık oluyor. Çözüm toplam gürültüyü azaltmak.

Ezanın estetikten uzak gürültü olması konusunda neyzen Ahmet Şahin için bunun başlıca nedeni hoperlör sistemleri:
`Eskiden şehir gürültüsü olmadığı için minarelerden ezan okunması kafi geliyordu ancak artık bu devirde hoparlör bir zorunluluk. Ancak hoparlörlerin minarelere konmaması, cihazların sesinin en yüksek seviyede açılması ezanın kulak tırmalamasının en önemli nedenlerinden.`

İstiklal caddesinden yolu geçen herkes duymuştur. Caddenin girişindeki Taksim Mescidi`nden okunan ezan oradan geçenlerin tepesinde bir bomba gibi patlar. Ahmet Hoca, mescidin müezzinin iyi okuduğunu, oradaki sorunun ses sisteminden kaynaklandığını söylüyor.
Hoparlör sisteminden daha temel sorun ise sesi güzel olmayan daha da kötüsü musıki bilgisi ve müzik kulağı olmayan müezzinler. 1980`li yıllarda kendisi de imam hatiplik ve müezzinlik imtihanına giren Ahmet Şahin, müezzin seçiminde en öncelikli belirleyici konunun hafızlık olduğunu, bunu din bilgisi, telaffuz, tecvidin (usulüne uygun okuma) takip ettiğini, güzel sesle ezan okunmasının ise sonuncu kriter olduğunu görmüş. Oysa müezzin kelime anlamıyla `ezan eden, okuyan` demek. Ama son zamanlarda Diyanet`in müezzin alımlarında güzel ses ve musıki bilgisi de aradığını, bir taraftan da hizmet içi eğitimlerle mevcut müezzinlerde iyileştirme çalışmaları yürüttüğünü öğreniyoruz diyor Şahin.

Ezan ses sistemi ile ilgili şikayetlere daha çok maruz kalacak gibi gözüküyor. Elbette iyi okunan bir ezanın ses sistemi vasıtasıyla baş ağrıtacak kadar yüksek sesli ya da cızırtılı olmasını kim ister? Sonuç olarak, Ezan güzel okunmalıdır ve bunu yapabilmek için güzel sesli insanların müziksel eğitim almaları gerekmektedir, ezan sesleri insanların başını ağrıtacak derecede yüksek olmamalı, sistemler bu şekilde kentlerin yapılarına göre düzenlenmelidir. Hayatımızda en çok duyduğumuz ezgiler arasında başı çeken ezan sesi için bunları istemek ve ezanı hissederek dinlemeyi istemek haksızlık olmaz herhalde. Çünkü bendeki anlamıyla Ezan, insanların gözlerini kapatıp dinlemeye doyamadığı bir çağrı olmalıdır.





Alıntılar: www.tumgazeteler.com, www.wakeup.org, www.muziktarihcesi.com, www.muzikdersi.com, Büyük Larousse Milliyet Yay., www.tulipandrose.net