Musica e Cerebro (Müzik ve Beyin)

Kayıt edilmiş kendi sesinizi hiç dinlediniz mi? Kendi sesimizi hem kulak, hem de başımızdaki titreşimler sayesinde algıladığımızdan dolayı duyduğumuz ses, kulakla dinlediğimiz sesten çok farklıdır. Beynimiz, kaydedilmiş sesimizi algıladığında bu ses benim olamaz mesajını vermektedir, çünkü beynin referansı bugüne kadar içeriden duyduğu sestir. Bir kişi, piyano sesini akustik ortamlarda canlı olarak yeterince dinlememişse, sadece dinlediği cd’lerden ve evindeki müzik sisteminin tınısından tanıyorsa elbette ki bu sesin piyano olduğunu anlayacak ancak canlı bir piyanoyu dinlediğinde şaşırabilecek hatta beğenmeyebilecektir. İşte bu durum kulak-beyin ilişkisinin başka bir boyutudur. Kulak duyar beyin ise duyduğu sesleri anlamlandırır kuş sesi, keman sesi, rüzgar sesi, su sesi gibi… Düşünmeyle birlikte beğeni yetisine sahip olan insanoğlunun bu sesleri iyi-kötü-fena değil şeklinde sınırlaması da kulak- beyin ilişkisinin başka bir boyutudur. Çünkü beyinde anlam kazanan ses insanda beğeni sınıflamasını oluşturacaktır. İşte meşhur “müzik ruhun gıdasıdır” tümcesi de aslında buradan gelmektedir. Atalarımıza göre müzik ruhun gıdasıymış, günümüz araştırmacılarına göre ise müzik hem ruhun hem de beynin gıdası. Peki, müzik ruhun gıdası ise beynin gıdası neden olmasın?

Araştırmalar ve makalelerde müzik beyin ilişkisi genel olarak: beyni daha iyi kullanma, çocuklarda zihinsel gelişim gibi konularla şekillenmiş. Bu araştırmalar için müzik elbette çok geniş bir kavram. Dolayısıyla “Müzikte hangi müzik” sorusu aklınıza gelebilir. Buradan Müslüm Gürses, Latif Doğan, Hakkı Bulut… dinleyenlerin süper zeka oldukları ya da olacakları anlamı çıkmasın. Çünkü araştırmaların sonucunda belirli müzik türleri işaret edilmekte…

Son yıllarda yapılan birçok araştırma sonucunda elde edilen bulgular müziğin biyolojik gelişime, özellikle de beyin gelişimine oldukça faydalı olduğunu da ortaya koyuyor. Peki nasıl oluyor da müzik beyin gelişimi için bu kadar önemli bir rol üstlenebiliyor? Müziğin beyin gelişimine olumlu etki etmesinin temel sebebi ne? Elbette bu soruların cevabını verebilecek birçok araştırma yapılmış. Ancak beyne faydalı müzik türü konusunda merakı gidermek için öncelikle bu konuya açıklık getirmek gerek.

Müziğin bilişsel gelişim, öğrenme ve duygusal kararlılık üzerine etkileri gittikçe daha çok araştırılır oldu. Acaba beyin dalgalarınızı tespit eden bir cihaz bunları birer parametre kabul edip bir tür müziğe dönüştürüp kaydetse ve daha sonra bunu size dinletse nasıl olurdu? ABD’deki Department of Homeland Security’deki araştırmacılar acil durum ekiplerinde çalışan personele yardımcı olmak için “Brain Music” (Beyin Müziği) isimli bir program üzerinde çalışıyorlar. Hedef zorlu şartlarda çalışan insanların stres ve eğitim miktarını artırmadan en iyi seviyede performans sağlamaları. 2 ile 6 dakika uzunluğundaki parçalar genellikle tek bir enstrüman ile seslendiriliyor (piyano). Çeşitli beyin durumlarını yansıtan parçalar daha sonra kategorize edilip çalışanlara sunuluyor. Rahatlatıcı bir parça bir Chopin sonatını andırırken dikkatli bir ruh halini yansıtan parça Mozart’ı anımsatıyor. Rahatlatıcı parçaların stresi azalttığı ve uyku kalitesini artırdığı, dikkate yönelik parçaların ise konsantrasyonu ve karar verme yeteneklerini artırdığı gözlemlenmiş durumda. Beyin dalgalarına dayanarak oluşturulan müzikler ilk olarak bir grup itfaiye personeli üzerinde denenecek. Dikkati artırıcı örnek bir müziği http://www.dhs.gov/xlibrary/multimedia/sna...usic_active.mp3 adresinden dinleyebilirsiniz.

1993’de ABD’de yapılan başka bir araştırmaya göre Mozart’ın müziklerinin beyin gücünü artırdığı bir makale olarak Nature dergisinde yayınlanmış. Deney önce üç gruba ayrılan fareler üzerinde yapılmış, üçüncü grup farelere anne karnındayken ve doğduktan sonraki iki ay boyunca aynı Mozart Sonat (Mozart İki Piyano için Re Majör K. 448 no.’lu Sonatı) dinletilmiş ve daha sonra labirentin içine konulmuştur. Bu fareler “beyaz gürültü” dinletilen birinci gruptaki farelere ve Philip Glass’ın müzikleri dinletilen ikinci gruba göre yollarını daha kolay bulmuşlardır. Aynı araştırma 36 üniversite öğrencisi üzerinde de yapılmıştır. Öğrenciler önce IQ testinin sağ beyin yeteneklerini ölçen sorularıyla test edilmişler, sonra da onlara Mozart Sonat dinletilmiştir. Dinleme sonrası tekrar test edildiklerinde IQ skorlarında 8 veya 9 puanlık artış gözlemlenmiştir. Fransız tıp ve bilim akademileri üyesi Dr. Alfred Tomatis’e göre beynin elektriksel olarak şarj olmasında kulaklar anahtar bir rol oynamatadır. Beyin hücrelerindeki elektriksel enerjinin azalması konsantrasyonun bozulmasına ve yorgunluğa sebep olmaktadır. Bu durumda beynin piller gibi şarj edilmesi gerekmektedir. Tomatis, beynin enerjiyle şarj edilmesi yollarından biri olarak 5000 ila 8000 Hz arasında yüksek frekanslar içeren müziklerin dinlenmesinin olduğunu saptamıştır. Yıllar süren analizlerden sonra Tomatis bu frekans aralığındaki seslerin Mozart müziklerinde çok sayıda mevcut olduğunu tespit etmiştir. Tomatis’e göre kulak salyangozunu dolduran “corti” hücrelerinin titreşmesi jeneratör vasıtası görerek beynin yeniden şarj edilmesini sağlamaktadır.

Müziğin öğrenme potansiyeline katkısının olduğunu ortaya koyan "telkin yöntemi" de (suggestopedia) psikiyatr ve eğitimci olan Bulgar Georgi Lozanov tarafından ortaya konulmuştur. Özellikle stressiz bir öğrenme, beden ve zihin faaliyetlerinin bir ahenk içinde çalışmasını sağlamaktadır. Bu şartlarda öğrenilen bilgiler daha kalıcı olmaktadır. Lozanov yaptığı araştırmalarda çok özel bir müziğin, yine çok özel bir ritimde olması kaydıyla, insanin beden fonksiyonlarını stressiz bir ortama sokarak öğrenme yoğunlaşmayı artırdığını keşfetmiştir. Özellikle kolay ve kalıcı öğrenme beyin alfa dalgası ortamındayken oluşturmaktadır. Lazanov'un test ettiği belli ritimdeki bazı klasik müzik parçalarının beyin dalgalarını 8 ile 12 Hz. aralığına düşürerek beynin alfa dalgaları yaymaya başlamasını sağladığı ortaya çıkmıştır. Lozanov yaptığı deneylerde her klasik müzik parçasının dinleyenleri alfa beyin dalgaları ortamına sokmadığını ve en etkili parçaların 60 vuruşlu "largo" tempolu ve 4/4 veya 3/4 ölçülü olan "barok müzik" eserlerinden oluştuğunu tespit etmiştir. Iowa Eyalet Üniversitesinde yapılan testler, öğrenme faaliyeti sırasında barok müziğin kullanılmasının öğrenme ve hafıza gücünü yaklaşık yüzde 24 artırdığını göstermiştir.

Largo Barok müziğe binaural frekanslar tekniğinin de ilave edilmesiyle hazırlanan çift etkili tekniğe "Bio-Ritmik Largo Tekniği" denilir. Bu tekniği hafızayı iyi kullanma ile ilgili yöntemler geliştiren Melik Safi Duyar’ın (1994 yılında fotografik hafıza alanında dünya hafıza şampiyonu) mega hafıza kitaplarını okumuş olanlar bileceklerdir. Bu kitaplarda da bio-ritmik largo tekniğinin mantığı anlatılır ve kitaplara verilen cd lerdeki müzikler dinlenerek bu tekniğin uygulanması amaçlanır. Bu da öğrenme için müzik-beyin ilişkisinin farklı bir yöntemi olarak karşımıza çıkar. Ayrıca bu teknikte adı geçen largo kelimesi de müzikte “geniş anlamında ya da çok yavaş tempo.” ifadesini temsil eder.

"Bio-Ritmik Largo" bir kaset, ders çalışırken veya hızlı okuma sırasında kulaklıksız olarak fon müzik olarak dinlendiğinde "Largo Barok" müziğin stressiz öğrenme avantajı zaten elde edilmektedir. Ancak böyle bir kaset kulaklıkla fon müzik olarak dinlendiğinde, her iki kulaktan ayrı ayrı gelen binaural seslerin ilave etkisi de kendisini göstererek kişinin yoğunlaşma gücü de artırılmaktadır. Özet olarak açıklamak gerekirse; "Bio-Ritmik Largo Tekniği", yoğunlaşmayı artırmak için "Largo Barok Müzik" etkisi ile "Binaural Frekanslar" tekniğinin birleştirilerek kullanılması olayıdır. Yoğunlaşma gücü beyin hücrelerindeki enerji seviyesi ile doğrudan ilişkilidir. Bilimsel araştırmalar belli frekans aralığında sesler ihtiva eden müziklerin beyin hücrelerindeki enerji seviyesini artırarak, beynin istenilen konuya kolayca odaklanabildiğini göstermiştir. Mozart'ın bazı müzik parçalarında bu frekans aralığı yoğun olarak mevcut durumdadır. Bu nedenle zihinsel bir çalışma yaparken Largo ritimlere ağırlık vermeli ve Mozart’ın eserlerini seçmeye özen göstermelisiniz. Bu tür müziklerde söz unsurunun olmaması ve müziğin dikkati bozmayacak ölçüdeki ses yüksekliğiyle dinlenmesi müziğe adaptasyonu daha kolay sağlamaktadır. Böylece müzik zihinsel çalışmalarınızda yardımcı olabilecektir. Zihni daha aktif tutacaktır. Tek sorun ise toplumumuzca bu tür müziklerin yadırganması, hatta bu müziklerin kimilerince işkence olarak düşünülmesi… Sonuç olarak bu çalışmaların belirli bir müzik kültürüne sahip dolayısıyla dinleme-hissedebilme kapasitesi olan insanlarda sonuca ulaşması daha olağan olacak.

Çalışmalar genelde Mozart besteleri ve Largo müzikler, klasik batı müziğini işaret etse de Ntvmsnbc’ deki bir haberde sadece batı değil Türk müziğinin de beyine olan etkisinden bahsedilmiş. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erol Belgin, sesteki özel matematiksel düzenlemenin beyindeki alfa dalgalarını uyararak kişiyi sakinleştirdiğini ve gevşettiğini bildirdi. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müdürü de olan Belgin, müzik ve beyin arasında sıkı bir ilişki bulunduğunu belirterek, klasik batı ve Türk müziğinin insan beyni üzerinde olumlu etkileri olduğunu söyledi. Bilim adamlarınca, anne karnındaki bebeğin klasik müzik dinleyince yumuşak hareketler yaptığının, rock türü müzikler dinleyince ise tekmelerin şiddetinin arttığının dile getirildiğini ifade eden Belgin,”Bilim adamlarına göre, alçak frekanslı tonların fazlaca bulunduğu rock müzik, kişiyi mekanik olarak hareketlendirir ancak, mental ve fiziksel enerjiyi deşarj eder” dedi. Nitelikli müziğin, beynin işitme yani müzikle ilgili bölümü olan sağ temporal lobunu ve “uzaysal algı”yı güçlendirdiğini anlatan Belgin, “Nitelikli müzik hafızaya sinirle ilgili yeni bağlantılar kazandırır” diye konuştu. Klasik müziğin matematiksel düşünceyi güçlendirdiğini ve öğrenme fonksiyonuna yardımcı olduğunu belirten Belgin, şunları söyledi: “Sesteki özel matematiksel düzenleme beyindeki alfa dalgalarını uyararak kişiyi sakinleştirir ve gevşetir. Bu durum, öğrenme kapasitesini artırır. Müzik ayrıca, beynin doğal bir kimyasalı olan vesalgılanması halinde rahatlık, güzel duygular ve heyecan veren endorfin salgısını artırır. Endorfinin salgılanması, ağrıyı ve stresi azaltır, yaşlanma sürecini yavaşlatır.” Hoş melodilerin beyni yiyecek ve seksten daha üst düzeyde uyardığını bildiren Belgin, “Şarkı söylemek beynin duşudur, hayatın gerçek tadıdır. Nasıl söylediğiniz önemli değil” diye konuştu. Hangi yaşta olursa olsun enstrüman çalınmasının da işitme ve konuşmayla ilgili temporal lobları önemli ölçüde geliştirdiğini, işitme ve lisanla ilgili yetileri güçlendirdiğini ifade eden Belgin, “Enstrüman çalarken beyin kabuğunda fizyolojik değişiklikler, çok sayıda aktivite göze çarpar. Enstrüman dersi alan okul öncesi çocuklardaki uzaysal algının bu eğitimi almayanlardan yüzde 34 daha fazla olduğu görülmüştür” dedi. Belgin, okul öncesi çocuklarda müzik eğitiminin ise uzaysal algıyı yüzde 36 oranında artırdığına işaret etti.

Yapılan araştırmaların sonucunda elde edilen somut sonuçlarla müzik çocukların gelişim ve öğrenme sürecinde de önemli bir araç olarak kabul edilmekte. Artık “Çocuğunuza müzik dinlettirin (hatta hamile bayanlara bile öneriliyor)” söylemlerine daha sık rastlamaktayız. California Üniversitesi’nden psikolog Fran Rauscher ve psikiyatrist Gordon Shaw yaptıkları araştırmada müzik ile ileri seviyedeki matematik ve fen becerisi arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmışlar. Araştırma üç yaşındaki çocuklar arasında yapılmış, araştırma için iki farklı grup oluşturulmuş, bir grup farklı müzik dersleri ile desteklenmiş (çocuklar her gün kora çalışmasına katılmış ve her hafta bir kez org çalabilmek için ders almış), diğer grup ise herhangi bir müzik çalışmasına dahil edilmemiş ve kontrol grup olarak belirlenmiş, 8 aylık çalışma sonucunda ise iki grup arasında ne gibi farklar oluştuğuna bakılmış. Sonuçlara göre müzik aktivitelerine dahil edilen çocukların uzaysal algıları %46 oranında gelişmiş. Araştırmacılar bu çocukların, geometrik şekilleri ve bu şekillerin özelliklerini diğer çocuklara oranla daha iyi algıladıklarını tespit etmiş, blok ve puzzle oyunları gibi geometrik şekillerin farklı özelliklerinin sıklıkla kullanıldığı oyunlarda daha başarılı olduklarını gözlemlemişler. Bunun yanı sıra kora çalışmalarına katılan çocukların kelime kapasitelerinin arttığını ve hafızalarının geliştiğini belirlemişler. Ayrıca şarkı sözlerini ezberleyen çocukların dil gelişimlerinin de olumlu yönde ilerlediğini ve şarkılar yardımıyla ritmik yapıyı anlayan çocukların konuşmada da çeşitli ritimlerden, tonlamalardan yararlandıklarını, böylece bu çocukların daha çabuk konuşma becerilerini geliştirdiklerini tespit etmişler.

Müziğin bebek gelişimine etkileri de ayrı bir araştırma konusudur. Araştırmalar, bebeklerin anne karnındayken 6. ve 7. aylardan itibaren seslere, özellikle de müziğe tepki verdiklerini, anne karnındayken dinledikleri müzikleri doğduktan sonra dinlediklerinde hatırladıklarını göstermektedir. Örneğin, yapılan bir araştırma Brahms dinletilen prematüre bebeklerin daha çabuk geliştiklerini ortaya çıkarmıştır. Müziğin bebek gelişimi üzerindeki etkilerini belirlemek için batıda yapılan pek çok araştırmadan elde edilen sonuçlara göre klasik müziğin anne karnından itibaren bebeklerin psikolojik, bilişsel ve bedensel gelişimlerine birçok olumlu etkiye sahip olduğunu işaret etmektedir. Bunlardan birkaçı şu şekilde sıralanabilir:

-Zihinsel gelişimin %85’i 8 yaşına kadar, beyin gelişiminin ise %80’i 3 yaşına kadar tamamlandığından yapılan araştırmalar bu süreçte müziğin çok önemli bir rol oynadığını, zekâ ve beyin gelişimini ilk aylarda beslenmeden sonra olumlu etkileyen en önemli faktörün müzik olduğunu göstermektedir.

-ABD’li bilim adamlarının prematüre bebekler üzerinde yaptıkları bir araştırma klasik müziğin iştah açtığını ortaya çıkarmıştır. Bir başka araştırmada ise klasik müzik dinleyen bebeklerin daha çabuk büyüdüğünü ve yaşamlarının ilk yıllarında stresten daha hızlı arındıkları belirlenmiştir. Klasik müzik çalındığında bebeklerin kalp atışları düzene girmiş, nefes alıp vermeleri kolaylaşmıştır.

-Anne karnından itibaren müzik dinletilen bebeklerin psikolojik gelişimleri de olumlu yönde olmuş, hırçın davranışlar yerine uyumlu davranışlar sergiledikleri ortaya çıkmıştır. Özellikle klasik müzik beyinde sakinlik hissi yayan alfa dalgalarını harekete geçirmektedir.

Okul çağında eğitimde ve akademik performans değerlendirmesinde müziğin etkisi araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Bu konuda çeşitli deneyler yapılmış ve yapılmaktadır. Yapılan bir çalışmada Hurwitz, Wolf, Bertrick ve Kokos adlı dört psikolog müziğin okuma performansına etkilerini araştırmışlardır. Bunun için seçilen öğrenciler iki gruba ayrılmıştır. Birinci gruba haftanın 5 günü müzik dersleri verilirken diğer gruba müzik dersi verilmez. Bir yıl sonra iki grup karşılaştırıldığında ders almayan grubun başarısı %72 iken diğer grupta başarı %88’dir. Bu %16’lık fark müziğin okuma öğrenme performansını artırdığını göstermektedir. Aynı konuda daha sonra da sürdürülen çalışmalar sonucuna göre, daha iyi müzik kulağı olanların daha erken okumaya başladıkları anlaşılmıştır. Hilliard ve Tolin ise tanıdık müzikle yapılan anlama sınavlarından öğrencilerin daha yüksek not aldıklarını, hatta tanıdıklığın sadece sınavdan önce bir kez dinletilip sınav sırasında tekrar dinlenmesinden ibaret olmasının yeterli olduğunu belirtmişlerdir. Diğer yandan tonalitenin mi tanıdıklığın mı daha baskın etkisi olduğunu araştıran Pearsall, müzik bölümü öğrencileriyle yaptığı deneylerle her ikisi de tanıdık olduğunda müziğin tonal ya da atonal olmasının anlamayı etkilemediğini, yani tanıdıklığın tonaliteden daha önemli olduğunu ortaya çıkarmıştır. Yine, yapılan deneylerde müzik dinletilen ya da müzik dersi verilen öğrencilerin akademik becerilerinde, özellikle de matematikte dinletilmeyenlere göre daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir. 1978’de Wolff müzik deneyiminin diğer akademik alanlarda öğrenmeye, başarıya etkilerini araştırmış, bu araştırmasını “Genel öğrenme aktarımı” olarak tanımlamıştır; yani müzik eğitimi almak diğer akademik konuları öğrenmek için zihinsel bir disiplin olarak görev yapmaktadır. Örneğin sosyal bilimleri ritmik bir parçayla öğretmenin standart eğitimden daha etkili olduğu gözlemlenmiştir. Aynı şekilde okuma, kelime öğrenme, paragrafta kelimeyi bütünlük içinde anlamada müzik eğitimi alan 2. 3. ve 4. sınıf öğrencileri daha başarılı olmuşlardır. Matematik ve yabancı dil öğrenimine müziğin etkilerini irdeleyen bir başka çalışma da müzik dersi alan öğrencilerin almayanlara göre bu alanlarda daha başarılı olduklarını desteklemektedir.

Müzik-beyin işlevlerinin zihinsel süreçlerinden ayrı olarak fiziksel olarak da ilişkilerinin bulunabileceği bu konuda yapılan araştırmalarla incelenmiştir. Zihinsel süreçte daha geçerli olduğuna inandığım müzik-beyin ilişkisine bu açıdan bakmakta da yarar var. Müzik beyin kaslarını da besliyor;

Müzikle yakın olmayan birçok insanın inandığının aksini söyleyen araştırmaya göre, eğitimli müzisyenlerin beyni diğer insanların beyninden biraz farklı çalışıyor. Brain and Cognition adlı bilimsel dergide yayınlanan, Vanderbilt Universitesi psikologlarının elde ettiği bulgulara göre, profesyonel müzik eğitimi alanlar, müzik eğitimi almamış insanlara oranla, hem etkili bir yaratıcı düşünme tekniği sayılan beyinlerinin "ışınsal düşünme" becerilerini çok daha iyi kullanıyorlar, hem de beyinlerinin her iki yarım küresinin ön korteks bölümlerini birlikte ve dengeli kullanıyorlar.

"Doğal olarak daha yaratıcı düşünen kişilerin problemlere yaklaşımlarını inceleyerek süreci anlamaya çalışıyoruz" diyen araştırmacı Folley, günlük deneyimlerinin sürekli yaratıcı düşünmeyle geçmesinden dolayı özellikle müzisyenlerin düşünme tarzlarını incelediklerini ifade etmiştir. Araştırma sonucunda müzisyenlerin beyinlerindeki ilişkisel çalışmanın ve problemlere verilen cevapların onların beyinlerinin düşünme tarzında niteliksel farklılıkların olduğu ortaya çıkmıştır. Müzisyenlerin beyinlerinin her iki yarım küresinin birlikte kullanılmasının açıklamasından bir tanesi, düşünme ve uygulama sırasında müzisyenlerin aynı anda her iki yarım küredeki motor hareketlerin aktif olması gösterilebilir. Çünkü müzisyen hem gördüğü notaları ve ritimleri beyninde düşünmekte, hem de düşündüğü şeyleri her iki elini, hatta bazen ayak ritimlerini de kullanarak uygulamaya dökmektedir.

Beyninin her iki yarım küresini bu şekilde birlikte ve dengeli kullanan müzisyenlerin diğer bilgilerin değerlendirilmesinde ve ilişkilendirilmesinde de iyi olmalarıın doğal bir sonuç olduğunu vurgulayan Folley, "Entrümantal müzisyenlerin farklı melodik satırları birleştirerek, aynı anda her iki eli kullanarak senkronize tek bir müzik parçasına dönüştürmeleri ve özellikle nota sembollerini aynı anda hızlı bir şekilde okumadaki becerileri onların beyinlerinin hem sağ, hem de sol yarım kürelerini dengeli kullanmalarını sağlamaktadır" demektedir. Bugüne kadar yapılan daha önceki yaratıcı düşünme araştırmaları daha çok açık uçlu ve çok yönlü problemlerde yaratıcı sonuçlara ulaşmayı sağlayan ışınsal düşünmeye odaklanmıştır.

Yapılan araştırmalar yaratıcı düşündüğü kabul edilen kişilerin diğer insanlara göre daha ışınsal düşündüğünü ve düşünme tarzlarında böyle bir farklılığın olduğunu ortaya koymuştur. Yapılan araştırmaya Vanderbilt Blair Müzik Okulu’ndan 20 klasik müzik öğrencisi ile, Vanderbilt Psikoloji bölümünden müzikle ilgisi olmayan 20 öğrenci katılmıştır. Müzik bölümü öğrencilerinin hemen hemen hepsi de en az sekiz yıl müzik eğitimi almış öğrencilerdir. Çaldıkları enstrümanlar piyano, nefesli çalgılar, telli çalgılar ve vurgulu çalgılardır. Gruplar yaş, cinsiyet, eğitim, lise başarı seviyesi ve üniversite giriş puanları (SAT) olarak karşılaştırılmıştır.

Araştırmacılar müzisyenlerle kontrol grubunun yaratıcı düşünme süreçlerini mukayese etmek için iki deney yapmışlardır. Birinci deneyde her iki gruba da ev eşyaları veya objeleri gösterilerek bunlarla yapılabilecek farklı fonksiyonları yazmaları istenmiş, ayrıca bazı kelime ilişkilendirme testleri de yapılmıştır. Bu deneyin kelime ilişkilendirme testinde müzisyenler kontrol grubuna göre daha fazla sayıda doğru cevap vermişlerdir. Araştırmacılar bu sonucun müzisyenlerin sözel yeteneklerinin daha iyi olduğunun bir göstergesi olduğunu ifade etmektedirler. Bu deneyin ev eşyaları veya objeleri ile oluşturulacak farklı fonksiyonlar bölümünde de müzisyenler çok daha yeni ve beklenmedik fonksiyonlar önermişlerdir. İkinci denyede, her iki gruba tekrar günlük kullanılan bazı objelerle yapılabilecek farklı fonksiyonlar önermeleri istenmiş, ancak bu kez beynin korteks bölümündeki kanlanma NIRS (near-infrared spectroscopy) yöntemiyle takip edilmiştir. Bu teknikle beynin nerelerine kan ve oksijen hareketi olduğu izlenerek, düşünme sırasında hangi bölgelerin aktif olduğu gözlenebilmektedir.

"Deneklerin günlük kullanılan bazı objelerle yapılabilecek farklı fonksiyonlar düşünmeleri sırasında müzisyenlerin beyinlerinin her iki yarım küresinin de aynı anda yoğun olarak aktif olduğu gözlenmiştir" diyen Folley, müzisyenlerin beyinlerinde oluşturdukları farklı ağlar sayesinde diğer insanlara göre daha farklı düşünen beyinler geliştirdiğini ve bilgiye karşı yaklaşımlarının daha farklı olduğunu vurgulamaktadır. Esas olan müzik eğitiminden çok birinci sırada beynin her iki yarım küresini birlikte ve dengeli kullanmak, ikinci sırada da bilgiler arasında ilişkiler kuran bir düşünme tarzıyla beyinde yoğun fiziksel ağların oluşmasını sağlamaktır.

Müziğin beyin kanamasına etkisi;

Brain adlı ihtisas dergisinde yayımlanan makaleye göre, Müzik dinlemenin, beyin kanaması geçiren hastalara çok iyi geldiği bildirildi. Finlandiyalı araştırmacılar, beyin kanaması geçirdikten sonra her gün 1-2 saat müzik dinletilen hastaların, hafıza ve dikkat toplama bakımından gelişme kaydettiğini belirledi. Araştırmacılara göre, müzik dinleyen hastalar, hiç müzik dinlemeyenler veya sadece seslendirilmiş metinleri dinleyenlere nazaran depresyondan daha fazla uzaklaşıyor,daha olumlu bir ruh haline kavuşuyorlar. Araştırmacılardan Teppo Sarkamo, müziğin endişe, depresyon ve ıstıraba iyi geldiğinin daha önce belgelenmiş olduğunu; müziğin şizofreni, bunama ve otizmin tedavisi konusunda da olumlu etki gösterdiğine dair muhtelif araştırmalar bulunduğunu hatırlattı ve beyin kanamasından sonra müziğin olumlu etkilerinin ise “ilk kez gösterildiğini” vurguladı.

Araştırmanın, beyin kanaması geçiren 54 hasta üzerinde 2004 martıyla 2006 mayısı arasında yürütüldüğü kaydedildi. Hastalar kurayla üç gruba ayrıldı. Gruplardan birine istedikleri lirik müzikler, diğer gruba ise sesli kitaplardan bölümler dinletildi. Üçüncü grup ise kontrol amacıyla kullanıldı. Beyin kanamasından üç ay sonra sözel belleğin, müzik dinleyen hastalarda yüzde 60 iyileştiği gözlemlendi. Bu oran kitap dinleyenlerde yüzde 18, kontrol grubunda ise yüzde 29'da kaldı. Aradan altı ay geçtikten sonra da bu fark değişmedi.

Beyin gücünü arttırma ya da beyin egzersizine yönelik bazı çalışmalar özellikle Mozart dinlemenin matematiksel zekâyı artırdığı ve müzik derslerinin, çocukların IQ´sunu yükselttiği savunmakta. Bu tür araştırmalar genel olarak “Mozart zekayı arttırıyor” başlığı altında anlatılsa da bir başka araştırma Mozart’ın zekayı arttırmadığı sonucuna varıyor.

Mozart, zekileştirir.. internet sitelerindeki Mozart-Fan sayfalarında Mozart dinlemenin pozitif etki uyandıracağı ve zekileştireceği yazar. Ancak psikologlar Frances Rauscher ve Kim Ky, fizikçi Gordon Shaw ile yaptıkları araştırmalarda, bu durumun kesinlikle IQ seviyesine olumlu bir katkı sağlamayacağını kaydetmiştir.

Müzik öğretmeyi kolaylaştırır..Zurich Üniversitesi profesörlerinden Lutz Jäncke; "Duymak ve öğrenmek iki farklı algılama biçimidir." diyor ve ekliyor: "İki eylemin aynı anda yapılması sadece beyne ağırlık yapar."

Yukarıdaki gibi karşıt görüşleri de göz ardı etmemek gerekiyor. Çünkü bu tür araştırmalar iyiye, doğruya ulaşmak için yapılmaktadır. Mozart’ın zekayı arttırmasından ziyade beyni uyararak öğrenmeyi kolaylaştırması bence daha kabul edilebilir bir düşünce. Sonuç olarak müziği beynin bir uyaranı olarak görmek, beynin her iki tarafını güçlendirdiğini bilmek dolayısıyla belirli zamanlarda doğru müzik tercihleriyle motivasyon kazanmayı sağlamak müzik- beyin ilişkisinde yapılacak en mantıklı yollardan biri olarak gözüküyor. Zihinsel çalışmalarınız sırasında müzik dinlemeye karar verdiyseniz tercihleriniz Largo ritimler ve Mozart’tan yana olsun…





Alıntılar: www.turkeyforum.com, ileriseviye.org, www.santralmuzik.com, www.turkforum.net, www.turkforum.net, www.hurriyet.com