Yardım - FORUMDA ARAMA - Üyeler - Takvim
Tam Forum Görünümü: AKİFTEN NEFES , AKİF OLANLARDAN SES
iskenderunforum > İSKENDERUN FORUM > CAFE FORUM(İskenderun'la ilgisi olmayan konular)
simayla
AKİFTEN NEFES , AKİF OLANLARDAN SES
İstiklal Marşı…
Mehmet Akif Ersoy un yüce Türk Milletine armağan ettiği, emanet bıraktığı muhteşem eser… Türk Milletinin özgürce, yaşama azmini, yaşama arzusunu dünyaya haykırdığı ses, nefes… Esaret zincirlerinin kırış gücü, söylerken gözleri yaşartıp, yürekleri hoplatan tarih şuuru… Nefeslerden çıkan ve asil ses ve yaşam sevincini kuvvetlendiren heves…
Ve Akif…
Ülkemizi her türlü karanlığın sardığı bir zaman, adeta ümit ışıklarının söndüğü bir dönem ve her şey bitti denilen bir an haykırıyor, titrercesine yeri göğü… ve diyor ki…
“Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak,
Alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak.”
İnandıklarını haykırdı, ezelden ebediyete… Dünü görmüştü ve bugünü, hatta yarınları da … Ve dedi ki:
“Hayal ile yoktur benim alış verişim, İnan ki ne demişsem, görüp de söylemiştim”
Bizler, onun gördüklerinin doğrultusunda buluyoruz şimdi yolumuzu, yönümüzü… Her yer sis, karanlık… Ne iz vardı, ne de ferahlık… Ve çileli zamanın dertli şairi Akif, pusula oldu bizlere yer yer ve ışık oldu fer fer… Dilim tutuldu, dudaklarım mühürlendi ellerim bağlandı sanki… Boğazımda bir düğüm, anlatamıyorum ki… Öyle ki ne hacet fazla söze… o söylemiş söyleyeceğini… Damarlarımıza işlemiş nakış nakış istiklali; cumhuriyeti… Safahatı mı yazsam, ne yapsam şu satırlara, baştan aşağıya… Bilemedim ki… Eserlerini anlatmak, onu yazmak ve okumak bir bir…
Milli duyguları bir insan, bir Türk evladı bu kadar mı dokunaklı, bu kadar mı coşkulu verebilir eserlerinde… Evet! O bir Akif ti..Ve o her şeyi bilen, anlayan bir arifti…. Bağımsızlığa nefes dedi Akif, nefes olabilmek… ki aksi takdirde ölmeyi tercih etmek, dedi… “Asım’ın nesli diyordun ya, nesilmiş gerçek, İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek. “
Vatan, topraktan öte bir şey diye tanımladı kısaca … Ana dedi…. Yar dedi... Bereket, rahmet, şeref dedi… Namus koydu vatanın adını… Sevda dedi toprağa, aşk… Fedakarlık dedi, can dedi…Bağır dedi…
Bağrına bastı toprak ana kanda boğulanları..Ecdadımızı..Önce tarla oldu besledi… Sonra beşik… Büyüttü… Ana kucağı, peygamber ocağı oldu, korudu kolladı… Kurban olma zamanı gelince… Ekmeğini yediğimiz topraktan, kurşununu da yemek koymadı bizlere… Seve seve…
“Vatan sağolsun “ denildi hep , diller susup, yürekler dile geldi tek tek… Bu kadar inanç, bu denli tevekkül ve azim… Her biri, bir meş’aledir Akif in elinde…
İstiklal Marşının bir ruh dünyası var. Bu dünyayı Akif inşa etti, o devam ettirdi… Olmazsa olmazlarımızdan kaldırdı bu sesi, ulusumuzla eşdeğer olan bu eseri…
İnsanın, okudukça okuyası, okudukça çağlayası ve çağladıkça da ağlayası geliyor, akarken mısralardan damla damla kan… Ve düşünüyor insan, bir kez daha, günümüzde… Düşündürüyor bu dizeler…
Bu vatan için, çalışmalı, didinmeli, ölünmemeli artık kan dökülmemeli Yaşanmalı bu vatan için, yaşanmalı ve dirilmeli… Onun şahsına ait, söylenecek o kadar güzel, hakiki sözler, cümleler var ki binlerce… Lakin, kısaca şunu söyleyebiliyorum ki ;
Mısralarında, dizelerinde, “ olmam gereken ben”i buluyorum ben… O, o sıkıntılı günlerde, karanlık zamanlarda, eline aldığı kara bir kömürle yazdı gününü… Ve ben… Ben o ve onun gibilerinin sayesinde, bu tertemiz bembeyaz kağıda, altın kalemimle yazıyorum ona hayranlığımı, günümü, geleceğimi ve değerlerimizi… Mızrak tutar gibi aldım elime kalemi; aydın günlerde yazacaklarım aydın olsun diye… İçi kan ağlayan bir milletin hislerine tercüman olmuş bu büyük şairin izinde ben de yazmak istedim acizane kalemimle birkaç satır… Akif olmak, Akif hüviyetine bürünmekle gerçekleşecektir eminim…
Biz gençliğin birer Akif olabilmesi için, bu doğrultuda yetişebilmek için önce birer Akif aşısı olmamız gerekecektir. Damarlarımızdan… Vatan sevgisi, millet sevgisi, cumhuriyet bekçiliği ve bağımsızlık azminin iksiri ie… Nasıl anlatılabilir ki Akif başka ?
Bu beşer –i ulviyet, kalem-i beşer ile anlatılamıyor işte… Yazılamıyor onun kömürünün elmasa dönüşen dizeleri gibi… Yalnız… Akif i tam anlamıyla anlayabilmek ve tanımlayabilmek için onun kitapları ellerden düşürülmemeli, duygu ve fikirleri yüreklere kazınmalı ve gergef gergef işlenmeli Akif in nesillerine …Ve bir safahat ı, Marşı alınırken elimize, mabede girercesine saygıyla sevgiyle eğilmeliyiz her sayfasına, dizesine, Akif her an taze ve diri… Dizeleriyle, içimizden yükselen vicdanımızın sesi…
Bizler, bu vatana, bu millete ve cumhuriyetimize sahip çıkan emanetçiler, bekçiler oldukça…
“Yaratan “ bir daha nasip etmesin bu marşı tekrar yazdırmaya… Akif in sözleriyle noktalanmalı bu satırlar, bizlere öğüt verircesine.
“Sahipsiz vatanın batması haktır,
Sen sahip olursan, bu vatan batmayacaktır.”
Senin, benim, hepimizin bu vatan, biz sahip çıktıkça, alamayacaktır bu vatanı , kan yutan…

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda !
Canı, cananı bütün varımı alsın da huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Hepi mizin birer Akif olabilmesi ümidiyle…
Melahat DEMİRARSLAN
simayla
İSTİKLAL MARŞI VE 10 KITASININ AÇIKLAMASI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak

Mehmet Akif Türk milletine cesaret,ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine korkma sözüyle başlıyor Bayrak bir milletin bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür Bayrağın sönmesi türk milletinin istiklalini kaybetmesidir Şair ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor O halde en son türk bireyi son nefesini vermeden türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, türk bayrağını söndürmek mümkün değildir Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizdenkimse alamaz
Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!

Şair ikinci kıtada bayrağımızın o zaman ki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş yerine düşman bayrakları asılmıştır Kaş çatmak öfke halini ifade eder Kaş ayrıca edebiyatımızda hilale benzetilir Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır Kahraman türk milletini üzmektedir Türkün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır
Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa aşık türk milletide özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir Bu milletimizin en doğal hakkıdır Çünkü türkler bağımsızlıkları ve bayrakları uğruna pek çok kan dökmüşlerdir Bu kanları bayrağa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp göklerde dalgalanması gerekir Türk milleti daima Allah’a inandığı ve taptığı için özgürlük onun hakkıdır

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşrım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım

Şair “ben” diyor(Ancak kastetdiği mana aslında bizdir türk milleti adına konuşmaktadır) Türk milleti ezelden beri hür yaşamıştır,hür yaşayacaktır Onun özgürlüğünü elinden almak isteyen ancak çıldırmış olmalı,zira böyle bir harekete kalkışanlar ağır bir şekilde cezalandırılır Türk milleti bağımsızlığı uğrunda önüne çıkacak her engeli aşacak güçtedir O; böylesine yüce bir amaç için dağları delecek, enginlere sığmayıp,denizleri taşıracaktır güçtedir

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Bu kıtada şair vatanımızı istilaya kalkışan avrupalılara meydan okuyor 20 asrın başında avrupa medeniyeti 19yy deki görkeminden oldukça uzaktır O sebeple şair bayıyı tek dişi kalmış canavara benzetiyor Ancak avrupa mevcut teknik imkanlarını seferber ederek topuyla, tüfeğiyle, tankıyla bizi yok etmeye çalışmaktadır Mehmetçik ise bu güce topla, tüfekle, mızrakla, kılıçla cevap vermeye çalışmaktadır Avrupalı kendini çelik zırhla korurken mehmetçik ona iman dolu altın göğsüyle karşılık vermektedir

Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakın
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın

Şair kahraman Türk askerine hitap ediyor Türk yurdunu alçakları uğratmaması için gerekirse canını feda etmesini öneriyor Şehit gövdelerinin meydana getireceği siperler düşmana mani olacaktır Mehmet Akif düşmanın çok kısa bir süre içinde bu hayasızca akına son vereceği Allah’ın Türk milletine Kuran-Kerimde vaad ettiği zafer gününün yarından bile daha yakın bir zamanda doğacağına inanmaktadır

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı

Şair Türk ordusuna vatanın kutsallığını hatırlatıyor Toprak ile vatan arasında büyük bir fark vardır Toprağı vatan haline getiren onu elde etmek ve korumak için savaşan fertlerin varlığıdır Kısacası sıradan bir toprak büyük bir değer taşımaz; ama vatan toprağı uğrunda şehit olan atalarımızın o topraktaki mezarlarıdır Bu kutsal vatanı dünyalara değişmeyiz Toprak dünyanın dünyanın her yerinde bulunur Ancak atalarımızın kanlarıyla sulanan topraklar vatanımız üzerindedir

Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda

Bu vatan cennet kadar kıymetlidir Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider Şehitleimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli

Allah’a şair hitap ediyor Mehmet Akif’in Allah’tan tek dileği ibadetyerlerinin göğsüne düşman elinin değmemesidir Camilerimizden okunan ezanlar sonsuza kadar türk yurdunun üstünde inlemelidir Çünkü bu ezanlar dinimizin temelidir
O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım

Ezan sesleri yurdumuzun üstünde inledikçe şehitlerimizinde ruhları şaad olacaktır Ezan sesi sadece yaşayanlara değil, ölülere hatta onların mezar taşlarına bile tesir eden yüce bir anlam taşır Şehit atalarımızın her şeyden arınmış ruhları yerden fışkıracak, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve dışa yükselecektir

Dalgalan sen de şafakalar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Şair zafer gününün heyecanını yaşıyor Şanlı bayrağımız dalgalandıkça gökyüzünü şafakla yarış edercesine gökyüzünü kızıl renge boyamaktadır Türk milleti yeniden bağımsızlığına kavuşmuştur Atrık onun için yok olma korkusu kalmamıştır Bayrağımız şehitleri mizin kanlarını hak etmiştir Bağımsızlık Allah’a tapan ve doğruluktan ayırmayan Türk milletinin en doğal hakkıdır

Mehmet Akif ERSOY
simayla
QUOTE(simayla @ 20-10-2009 - 16:37 ) *
İSTİKLAL MARŞI VE 10 KITASININ AÇIKLAMASI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak

Mehmet Akif Türk milletine cesaret,ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine korkma sözüyle başlıyor Bayrak bir milletin bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür Bayrağın sönmesi türk milletinin istiklalini kaybetmesidir Şair ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor O halde en son türk bireyi son nefesini vermeden türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, türk bayrağını söndürmek mümkün değildir Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizdenkimse alamaz
Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!

Şair ikinci kıtada bayrağımızın o zaman ki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş yerine düşman bayrakları asılmıştır Kaş çatmak öfke halini ifade eder Kaş ayrıca edebiyatımızda hilale benzetilir Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır Kahraman türk milletini üzmektedir Türkün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır
Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa aşık türk milletide özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir Bu milletimizin en doğal hakkıdır Çünkü türkler bağımsızlıkları ve bayrakları uğruna pek çok kan dökmüşlerdir Bu kanları bayrağa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp göklerde dalgalanması gerekir Türk milleti daima Allah’a inandığı ve taptığı için özgürlük onun hakkıdır

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşrım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım

Şair “ben” diyor(Ancak kastetdiği mana aslında bizdir türk milleti adına konuşmaktadır) Türk milleti ezelden beri hür yaşamıştır,hür yaşayacaktır Onun özgürlüğünü elinden almak isteyen ancak çıldırmış olmalı,zira böyle bir harekete kalkışanlar ağır bir şekilde cezalandırılır Türk milleti bağımsızlığı uğrunda önüne çıkacak her engeli aşacak güçtedir O; böylesine yüce bir amaç için dağları delecek, enginlere sığmayıp,denizleri taşıracaktır güçtedir

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Bu kıtada şair vatanımızı istilaya kalkışan avrupalılara meydan okuyor 20 asrın başında avrupa medeniyeti 19yy deki görkeminden oldukça uzaktır O sebeple şair bayıyı tek dişi kalmış canavara benzetiyor Ancak avrupa mevcut teknik imkanlarını seferber ederek topuyla, tüfeğiyle, tankıyla bizi yok etmeye çalışmaktadır Mehmetçik ise bu güce topla, tüfekle, mızrakla, kılıçla cevap vermeye çalışmaktadır Avrupalı kendini çelik zırhla korurken mehmetçik ona iman dolu altın göğsüyle karşılık vermektedir

Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakın
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın

Şair kahraman Türk askerine hitap ediyor Türk yurdunu alçakları uğratmaması için gerekirse canını feda etmesini öneriyor Şehit gövdelerinin meydana getireceği siperler düşmana mani olacaktır Mehmet Akif düşmanın çok kısa bir süre içinde bu hayasızca akına son vereceği Allah’ın Türk milletine Kuran-Kerimde vaad ettiği zafer gününün yarından bile daha yakın bir zamanda doğacağına inanmaktadır

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı

Şair Türk ordusuna vatanın kutsallığını hatırlatıyor Toprak ile vatan arasında büyük bir fark vardır Toprağı vatan haline getiren onu elde etmek ve korumak için savaşan fertlerin varlığıdır Kısacası sıradan bir toprak büyük bir değer taşımaz; ama vatan toprağı uğrunda şehit olan atalarımızın o topraktaki mezarlarıdır Bu kutsal vatanı dünyalara değişmeyiz Toprak dünyanın dünyanın her yerinde bulunur Ancak atalarımızın kanlarıyla sulanan topraklar vatanımız üzerindedir

Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda

Bu vatan cennet kadar kıymetlidir Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider Şehitleimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli

Allah’a şair hitap ediyor Mehmet Akif’in Allah’tan tek dileği ibadetyerlerinin göğsüne düşman elinin değmemesidir Camilerimizden okunan ezanlar sonsuza kadar türk yurdunun üstünde inlemelidir Çünkü bu ezanlar dinimizin temelidir
O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım

Ezan sesleri yurdumuzun üstünde inledikçe şehitlerimizinde ruhları şaad olacaktır Ezan sesi sadece yaşayanlara değil, ölülere hatta onların mezar taşlarına bile tesir eden yüce bir anlam taşır Şehit atalarımızın her şeyden arınmış ruhları yerden fışkıracak, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve dışa yükselecektir

Dalgalan sen de şafakalar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Şair zafer gününün heyecanını yaşıyor Şanlı bayrağımız dalgalandıkça gökyüzünü şafakla yarış edercesine gökyüzünü kızıl renge boyamaktadır Türk milleti yeniden bağımsızlığına kavuşmuştur Atrık onun için yok olma korkusu kalmamıştır Bayrağımız şehitleri mizin kanlarını hak etmiştir Bağımsızlık Allah’a tapan ve doğruluktan ayırmayan Türk milletinin en doğal hakkıdır

Mehmet Akif ERSOY

İSTİKLÂL MARŞIMIZIN ANLAM ve ÖNEMİ: İstiklâl Marşı’nın yazıldığı tarihte Anadolu’nun birçok şehri işgal altındaydı. Muazzam bir devleti dört yıl gibi kısa bir sürede kaybeden Türk milletinin bağımsızlığı tehlikedeydi. Âkif’in İstiklâl Marşı’nı yazması kolay olmamıştır. Bu güçlük, şairin sanatçılığı yönünden değildi. Şairi bu marşı yazmaktan alıkoyan sebep, bunun için para mükafatının konmuş olmasıydı. Türk milletinin istiklâl ve vatanseverliğini para için terennüm etmek ona ters geliyordu. Bu yüzden açılan yarışmaya katılmadı. Yarışmaya yüzlerce şiir gelmesine rağmen bunların hiçbiri beğenilmedi. Zamanın Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver istenilen marşın yazılamadığı kanaatindeydi. Ona göre bu marşı ancak M.Âkif yazabilirdi. Para ödülünün kaldırıldığını söyleyerek marşı yazmasını rica etti. 724 eser arasından seçilen 7 şiir Büyük Millet Meclisi’nde okundu ve Âkif’in şiiri arka arkaya üç defa okunarak kabul edildi. Burada İstiklâl Marşı’nın belirtilmesi gereken bir yönü de gerek söz, gerekse şiir kalitesi bakımından yeryüzündeki millî marşların hiçbiriyle ölçülemeyecek kadar üstün ve zengin mânalı bir şiir olmasıdır. Bu marş, Türk milleti gibi dünyaya hâkim olmuş bir milletin bir gün istiklâlini kurtarmak zorunda kalışındaki çelişkiyi de dile getirmektedir. ALINTI
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.
Invision Power Board © 2001-2018 Invision Power Services, Inc.